Görev Süleymanlı kardeşlerimizde

  • GİRİŞ17.08.2026 08:52
  • GÜNCELLEME17.08.2026 08:52

Fetullah Gülen’de yaşanılanları şimdi Alihan Kuriş’te de yaşıyoruz.

Fetullah Gülen’i hoca sanıyorlardı.. Solcu kemalistler dindar herkese saldırdıkları gibi, hoca sandıkları Fetullah Gülen’e de saldırıyorlardı.

Ne zamanki Fetullah Gülen’in CIA kucağındaki bir aparat olduğu ortaya çıktı.

Mahmut Tanal’ları, Oktay Ekşi’leri, Özgür Özel’leri, Kemal Kılıçdaroğlu’ları hepsi bu CIA aparatını kurtarmaya kalktılar.. 

Kimisi “Bank Asya’da ilk hesabımı açıyorum” dedi. 

Kimisi televizyonuna gidip, “Erdoğan kaçacak” dedi. 

Kimisi “Saf vatandaşlar gözaltında, onları ziyarete gidiyorum” dedi. 

Kimisi de hayatında Akit’in önünden geçmediği halde, şimdi yurtdışında kaçak yaşayan Ekrem Dumanlı’ya, o zaman “geçmiş olsun(!)” demek için Zaman gazetesine gitti..

Şimdi dini grup olarak bilinen, ve bence de FETÖ ile benzeştirmenin yanlış olacağına inandığım Süleymanlı kardeşlerimizin yönetimini bir şekilde ele geçiren Alihan Kuriş’e operasyon düzenlendi..

FETÖ’deki yapı, o tarihte bir bütün halinde, yöneticilerinin arkasında durmuş, yanlış yapmışlardı.. FETÖ’nün CIA ilişkisinden habersiz birçok kişi de, üst yapıya körü körüne şartlanmışlıkları yüzünden, belki bizi de üzecek şekilde, bazı mağduriyetler yaşadılar.. Onlara sahip çıkmak istediğimiz her somut olayda, istediğimiz tek bir şey vardı: 

“Fetullah Gülen yapısının gerçek yüzünü size aktarıyoruz. Siyasi iktidara darbe yapmaya kalkışan bu yapının, dini bir referansla değil, CIA emri ile hareket ettiğini görün.. Emniyet müdüründen, validen habersiz soruşturma yapmaya kalkan, başsavcıdan gizli soruşturma yürüten adamların ihanetini görün. Darbe gecesi 253 insanımızı katleden hainleri görün.. Onlardan uzaklaşın. Siz bu yapıyı bilmiyorsanız, en azından ‘Bunları yaptılarsa, biz de onlardan uzağız’ deyin.”

Bu çağrımızı, FETÖ’nün ihanet tavanına değil, ticaret yapılanmasına değil, bazı gerçeklerden habersiz tabandaki ibadet bölümüne yapıyorduk.

Diğerleri zaten büyük ölçüde işin içinde idiler.. İhanetin her aşamasını zaten biliyorlardı..

Daha net söyleyelim.. Çağrımız; Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da hatırlattığı üzere, FETÖ’nün ibadet tabanına yönelik idi.

O tabanın büyük kısmı, maalesef bu çağrımıza kulak asmadılar..

15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında bir kısmının aklı başına geldi. 

Ama hala aklı başına gelmeyen, Fetullah Gülen’i CIA ile ilişkisiz bir adam gibi gören saf insanlarımız var.. Ve işte bu saflık sebebi ile yaşanan zorluklar var..

Şimdi FETÖ’nün ibadet halkasına yaptığımız çağrının aynısını, Alihan Kuriş ve 32 kişinin tutuklanması sonrasında, Süleymanlı kardeşlere yapalım..

Nasıl ki dindarlardan hiç hoşlanmayan CHP’liler, Fetullah Gülen’e sahip çıktılar ise..

Dindarlardan hiç hoşlanmayan ne kadar solcu kemalist var ise, onların hepsi bugün de yine, benzer tavıra soyunuyorlar. Fetullah Gülen’in bir başka düşük versiyonu Alihan Kuriş’e yönelik soruşturmada, “Süleymancılar, Alihan Kuriş’in gözaltına alınmasını Ankara’da protesto etti” diyerek, masum kişilere soruşturma varmış gibi haberleştirmeye çalışıyorlar..

Dindar her insan için, “tarikatçı, yobaz, gerici” yaftasını kullanmadan bir tane bile haber yapmayan, hafızlık merasimlerindeki çocukları bile “Cumhuriyet düşmanı” diye takdim eden Sözcü gazetesinin haberini size satır satır okuyorum..

Yanlış anlaşılmasın.. Süleymanlılar için “gerici” demelerini onaylamam.. Ama Alihan Kuriş için tek bir yerde bile “Din istismarcısı” ifadesini kullanmıyorlarsa.. Tam aksine, “Toplu namaz kılıp dua ettiler” diyerek, Kuriş’in gözaltına alınması sonrasında sokakta bekleme içinde olanlara sıcak mesajlar gönderiyorlarsa. Namaz kılan insanlara bu sempatik tavırları için “Hangi dağda kurt öldü” diye sormam gerekir..

 (Namaz kılanların hakkında olumsuz bir niteleme yapmalarını asla istemem. Ama düne kadar, her namaz kılan insanı, çocuk-ihtiyar demeden ahlaksızca tahkir edenler, bugün dini duyguları ticarete alet eden Alihan Kuriş’e sahip çıkmak için, bu şekilde haber yapıyorlarsa, çelişkiyi göstermek için, bir hatırlatma yapıyorum.) 

Süleymanlı kardeşlerimize çağrımı biraz daha ayrıntılandırayım..

Resmi makamların verdiği bilgiye göre, Alihan Kuriş’in kardeşi Hilmi Tuna Kuriş’e ait adreste 200 kg külçe altın bulunmuş..

Ben isterim ki, Süleymanlı kardeşlerimiz, bunu sorgulasınlar..

Eğer böyle bir şey yok ise, avukatları, sevenleri kim var ise, çıkıp “İddia yalandır” desinler..

Doğrusunu söylesinler.

“Bu miktardaki altının kaynağı nedir, nerden edinilmiştir.. Halktan toplanan zekat, sadaka, yardım paraları ise. Bu paraların bir kişinin elinde olması, İslamî ilkelere uygun mudur?” sorgulamasını yapsınlar.

Hz. Ömer’in hutbedeki “Benden hesap sormazsanız, siz vebaldesiniz” hatırlatmasını, Süleymanlı kardeşlerimiz dikkate alıp, “Hiç kimsenin bilmediği şekilde, bir kişinin elinde, toplanan paralar bu şekilde suçüstü oluyorsa, bulunamayanların ise miktarı bile bilinmiyorsa,, Hz. Ömer’in “vebaldesiniz” sorgulamasını kendimizde yapmamız gerekir” diyebilmelidirler..

Süleymanlı kardeşlerimiz, Türkiye’de toplanmış 70 milyon avronun, Almanya’da bir merkez yapımında kullanılmasını sorgulamalıdırlar..

O merkez kimin adına kayıtlıdır. Alihan Kuriş’in, bu paranın alın teri ile kazanan sahibi olduğunu kimse iddia etmediğine göre, bu malların gerçek sahibi olan insanlarımız, direkt bir Kuran Kursuna harcanmak üzere verilmiş yardımların bu şekilde kullanılmasını sorgulamaları gerekir.

Süleymanlı kardeşlerimizin yakınen tanıdıkları, Süleyman Hilmi Tunahan hocamızın da diğer torunu olan Fatih Denizolgun’un açıklamalarına kulak vermelidirler..

Denizolgun diyor ki: “Kuran öğretiyoruz kılıfıyla, Kurana en büyük ihaneti yapanların, Hazreti Üstazımız Dedem Süleyman Hilmi Tunahan K.S Hazretlerine, Dedemin K.S talebelerine ve yoluna, Kemal Kacar Bey Ağabeyimize ihanet edenlerin, Amcam Arif Ahmet Denizolgunu, Hasan Arıkan ve Mehmed Arıkan Hocalarımızı katledenlerin, yani ‘O AZINLIK OLAN ÜST YÖNETİMİN’ bir de ahirette yaşayacakları var...” 

Dışardan birisi bu değerlendirmeyi yapmıyor.

Hayatı tümü ile bu cemaatin içinde geçen, o ailenin içinden birisi, bizzat Süleyman Hilmi Tunahan’ın torunu bunu söylüyor..

Diyecekler ki, gözaltına alınan da bir diğer torun.

O zaman, torunlar arasında doğruyu kimin söylediğini sorgulamak, soruşturmak, değerlendirmek mümin kişinin hedefi olmalıdır. İki toruna da, sorgusuz sualsiz tabi olmadan, dediklerini dinlemek, ve sorgulamak, yanlış söyleyenin de yanlış söylediğini ilan etmek gerekir..

Alihan’a sorgusuz tabi olup, bunu Sülayman Hilmi Tunahan’a vefa borcu olarak gösterirseniz, ben de size, “Fatih Denizolgun da diğer torun” diye hatırlatırım.

O zaman, yapılması gereken, doğru sözü söyleyen kim ise, ona tabi olmaktır...

Hz. Peygamber ile, son peygamber gelmiş ve artık peygamber gelmeyeceği kesinleşmiş olduğuna göre.. Kimse günahsız değil..

Bu çerçevede, sormamız, sorgulamamız, 200 kilo altının ve diğer ticari işlerin arkasında neler olduğunu Süleymanlı kardeşlerimizin de öğrenmesi ve insanların dini inançlarını istismar edenler kimler ise, onlarla yollarını ayırmaları gerekir..

Benim bu samimi çağrım, ilerde yaşanabilecek zorlukların da önlenmesine matuftur..

Şirketlerin sermayelerinin, evlerdeki külçe altınların hesabını veremeyenler, tabana “Bir şeycik olmaz. Siz bizim arkamızda durun” şeklindeki, İslam’a aykırı çağrıları kabul görecek olursa..

“Halk nezdindeki dindarları tasfiye edemiyorduk. İşin içerisine CIA’yi sokup, o gruplardaki yöneticileri kafakola alınca... O grupların arasındaki üst düzey isimlere, ticaret üzerinden yanlışlar/günahlar işletince.. Böyle böyle insanların dindar gruplara güvenini bitirmiş olacağız” diyen dindar karşıtları kazanacaktır..

Lütfen biraz tefekkür.   

Ali Karahasanoğlu / Yeni Akit Gazetesi

Yorumlar1

  • miso 2 saat önce Şikayet Et
    peygamberimiz a.s. altını, malı dağıtırdı, yanımda birazı kalırsa diye gözüne uyku girmezdi, bunlar kaynağı belirsiz külçe külçe altınları yığıyor.
    Cevapla Toplam 5 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat