Filistinliler Trump’a neden güvensin!

  • GİRİŞ04.06.2019 10:46
  • GÜNCELLEME04.06.2019 10:46

ABD Başkanı Trump, Suriye’deki Amerikan askerlerini geri çekeceğini ilan etmişti bu yılın başlarında. Hiçbir gelişme olmadı ve Amerikan askerleri hâlâ Suriye’de. Trump yönetimi içindeki “Neocon’lar”veya “savaş partisi” ABD’nin Suriye’de kalması için çalışıyorlar. Trump’ın İran politikası da -Suriye’de olduğu gibi- İsrail odaklı. “İsrail Lobisi”nin baskısıyla Trump, “İran Nükleer Anlaşması”ndan çekildi. Çekilme gerekçesi, İran’ın anlaşma koşullarını ihlal ettiğine dair İsrail kaynaklı istihbarat idi. Oysa anlaşmayı denetleyen uluslararası kurumlara ve anlaşmanın taraflarına göre İran kurallara uyuyor.

Trump yönetimi Tahran’la masaya oturmak için çok ağır şartlar öne sürdü. Bu şartlar taraflardan biri savaş sonucunda yenildiğinde ortaya sürülebilecek nitelikte. Trump yönetimi Kuzey Kore’ye de benzer şartlar ileri sürdüğü için müzakereler sonuca ulaşmadı. Bu ağır şartlar ortada olduğu için, Trump ve Kuzey Kore Lideri Kim Jong-Un arasında başlatılan liderler zirvesi de fiyaskoyla sonuçlandı.

Diplomasiyi küçümseyen Trump, askeri ve ekonomik baskıyla ülkelere

söz geçireceğine inanıyor. Şimdi de ABD Dış İşleri Bakanı Mike Pompeo “önkoşulsuz olarak İran ile

görüşmeye hazırız” diyor ama inandırıcı bulunmuyor. İran’a yaptırımlar ortada ve ABD’nin rejim değişikliği niyeti biliniyor. Amerikalılar İranlılarla ne konuşacaklar, rejimi nasıl değiştireceklerini mi

müzakere edecekler?

Neoconlar ABD’nin Suriye’deki varlığını İran’ın ülkedeki askeri varlığıyla ilişkilendiriyorlar. Yani İran Suriye’de olduğu sürece Amerikalılar kalmaya devam edecekler. Bu ay Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, İsrailli mevkidaşı Meir Ben-Şabbat ve Rus mevkidaşı Nikolai Patrushev Kudüs’te üçlü zirve gerçekleştirecek. İsrail ve ABD epeydir İran’ın Suriye’den çıkarılması için Putin’i ikna etmeye çalışıyor. Trump yönetimi İran veya bağlantılı güçler Suriye’de kaldıkları müddetçe İsrail’in hava saldırılarını destekleyeceği mesajı veriyor Moskova’ya. Kudüs’teki zirvede taraflar, İran’ın Suriye’deki varlığını masaya yatıracak.

Diğer taraftan Trump’ın damadı ve baş danışmanı Jared Kushner, sözde Filistin barış plânının bir ayağı olarak tasarlanan “Manama Konferansı”na Arap dünyasından destek almak için

turlar düzenliyor. 25-26 Haziran’da Bahreyn’nin başkenti Manama’da düzenlenecek konferansa geniş bir katılım olması bu şartlarda pek mümkün gözükmüyor. Şimdiye kadar konferansa katılım yönünde en açık destek Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’dan geldi. Ürdün ve Fas’ın durumuysa henüz belli değil.

Trump’ın ” yüzyılın anlaşması“ diye betimlemekten çok hoşlandığı plâna Filistinliler güvenmiyor. Pazar günü “HBO” kanalına röportaj veren Kushner, “Filistinliler size neden güven duymuyor” şeklindeki soruya “güvenilmek için gelmedim” diye cevap veriyor. Kushner Filistinlilerin liderlerinden farklı düşündüklerini de öne sürüyor. Buna göre Filistinliler, bir devlete sahip olmaktan daha çok ekonomik refahla ilgililer.

ABD adına daha önce yıllarca Ortadoğu’da müzakereler yürüten Aaron David Miller’ın 30 Mayıs tarihli “Time”daki yazısında belirttiği gibi bu plân esas itibariyle, Trump ve Kushner’in Filistinlilerin satın alınabileceklerini düşündüklerini gösteriyor. Trump yönetiminin iki yıldır Filistinlilere sınırsız bir baskı kampanyası yürüttüğünü kaydeden Miller, “eğer güvensizlik, öfke ve şüphe ekecek bir ortam istemiş olsalar idi, bundan daha iyisini yapamazlardı” diyordu.

Hakikaten Trump yönetimi Filistinlilere çoook kötü davrandı,

İsrail’e ise ne istiyorsa verdi. Trump

İsrail’e kepçeyle çorba içirirken, Filistinlilerden çorbayı bıçakla içmelerini istedi. Bu yüzden Filistinliler Trump’a da Kushner’e de hiç güven duymuyor. Filistinli müzakereci Saeb Erekat’ın dediği gibi, Trump’ın Filistin plânı bu yüzyılın değil, “gelecek yüzyılın anlaşması” gibi görünüyor.

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat