Solunum cihazına bağlı yaşamak

  • GİRİŞ31.08.2020 12:35
  • GÜNCELLEME31.08.2020 12:38

Covid-19 belası çok can yakacak gibi duruyor. Bu dert kolay gideceğe benzemiyor. Konunun uzmanları sürekli uyarıyor.  Pandemide yeni normalle birlikte insanların sosyal mesafeye azami ölçüde uymadıkları, maskeyi ise takmadıkları, takanların ise çenelerinin altına taktıkları gözlemleniyor. Hal böyle olunca düğünler, asker uğurlamaları ve plajlardan bulaş arttı. Kuralın en sıkı uygulandığı mekan bugün camilerdir. Plajlarda yüzbinlerce insan kuralları hiçe sayarak, geleceklerini tehdit ediyorlar. Vaka sayısında düşüş yok. Bir kısım medya silahşorları ve onların dümeninde giden sektör yanlıları, salgının geldiği noktayı sorgulamaya başladılar. Sağlık Bakanı Koca’nın bugüne kadar koronavirüs sürecini iyi yönettiğini ancak artık onun da inandırıcılığını yitirdiğini söyleyen muhalif cephe, covid-19’la ilgili açıklanan resmi rakamlardan şüphe duyuyorlar. Vaka ve ölüm sayısının, açıklanan rakamların çok üstünde olduğunu dillendiriyorlar. 

 

 

Henüz aşı bulunamadı. Virüse karşı tek geçerli silahımız; sosyal mesafemizi korumak, maske takmak ve hijyenimize dikkat etmek. Zorunlu olmadıkça dışarıya çıkmadığımız, salgını evimizden gözlemlediğimiz süreçten yeni bir döneme girdiğimiz bir gerçektir. Ne yazık ki bizlerin duyarsızlığı yüzünden bugün, evlerimizde oturduğumuz günlerden daha iyi bir noktada değiliz. Tüm dünyadaki uluslararası uygulama böyle. Salgınla mücadelede bulaş riskine rağmen bağışıklık kazanarak yenme dönemindeyiz. Ekonomik kaygılar, işten çıkartmaların önüne geçme ve turizm sektörünün canlanması için bu adımın atılması gerekiyordu. Salgının ne zaman, nerede duracağı belli değil. Yeni tip koronavirüsten en çok etkilenen sektörlerden biri de turizmdir. Sektörün önde gelen temsilcileri, salgın sonrası sürece odaklanmışlardı. Salgın sonrası sıkıntılı sürecin hızla aşılarak kayıpların telafi edilmesini ve sektörde kapsamlı bir dönüşüm yaşanması öngörülüyordu. Eylül ayına girdiğimiz halde bu toparlanma hala gerçekleşmiş değil. Küresel çalışan acenteler de salgından etkilendi. Salgının sebep olduğu problemler kronik hale geldi. Hem salgından yakınıyor, hem de gerekli tedbirleri almıyoruz. Yeter artık, içerde kalmaktan sıkıldık diyenler, dışarıda tedbirlere uymuyorlar. Sonra da kalkıp işsizlikten, iktidarın süreci iyi yönetemediğinden dem vuruyorlar. Bu konuda samimi olmadıkları kesin. Elbette hükümetlerin ana gündem maddelerinden biri istihdam ve işsizliktir. Tüm dünyayı etkisi altına alan bir krizden, insanları alıp götüren bir virüsten bahsediyoruz.  Belki de uzun yıllar sürecek bir salgın sürecine doğru gidiyoruz. Hem sanayi sektörü hem de turizm alanında adımlar atılıyor.

Dünyada sanayiden sonra ikinci büyük ekonomik sektör turizmdir. ABD, Almanya, Japonya, Fransa, İngiltere ve Türkiye gibi ülkeler için ekonominin itici gücü turizmdir. Pandemiden etkilenen diğer bir sektör de ulaşımdır. Birçok ülkede karantina şartlarının uygulanması insanların seyahatlerine kısıtlama getirirken, firmaların yeterli üretim yapamamasını beraberinde getirdi.

 

 

İşte yeni normalle birlikte karayolu, havayolu taşımacılığı, turizm, konaklama gibi çok sayıda sektör çok zor durumda oldukları için kısıtlamalar kaldırıldı. Yeni normalle birlikte sosyal mesafeye dikkat etmeye, maske takmaya ve kişisel hijyene önem vermeye vurgu yapıldı. Hatta maske takmak zorunlu hale getirildi. Kurallara riayet etmeyenlere ceza yazıldı. Velhasıl devletin politikası çok doğruydu. Ekonomik hayatı canlandırmak için tüm ülkeler gibi Türkiye de normalleşme yönünde adım attı. Ancak millet olarak bizler vahamete kapıldık, her şey bitti gibi hareket ettik. Çok yakınımız pozitif tanısı ile hastaneye kaldırılmadıkça veya kendimiz bu salgınla tanışmadıkça onu ciddiye almadık. Salgın nedeniyle hayatını kaybedenlerin hep 65 yaş üstü olduğu algısına kapıldık. Sağlık çalışanlarının bunca gayretleri, fedakârlıklarına rağmen biz, gerekli tedbirlere uymayarak onların işini zorlaştırdık. Oysa sosyal mesafeye uyup maske takmak, virüse kapılıp solunum cihazına bağlanmaktan daha kolaydı. Dr. Gürhan Taşkın diyor ki; “Hastalara yapmaları gerekenleri anlatmaya çalışıyoruz, hatta bir gruba egzersiz yaptırmaya çalışıyoruz. Sadece yaşlı grubu etkileyen bir hastalık değil. Halkımız dikkat etmeli. Sosyal mesafeye dikkat etmeli ve maske takmaya özen göstermeliyiz. Burada ciddi bir savaş veriliyor. Hem sağlık çalışanları hem hastalar hayatta kalmak için ciddi mücadele veriyor. Çoğu insan buraya düştükten sonra durumun ciddiyetini fark ediyor. Ama aslında toplum arasında kol geziyor diyebilirim. Tulumların içinde 2,5- 3 saat çalışıyoruz. Çok zor. Yoğun bakımda bu hastaları kurtarabilmek için elimizden geleni yapıyoruz; ama halkımızın bu konuda bilinçli ve dikkatli davranmasına ihtiyacımız var.” 

Solunum cihazına bağlı yaşamak istemiyorsak, dışarıda özgürce dolaşırken koronavirüs tedbirlerine uyalım. İnanın, bu hastalığa yakalanan herkes diyor ki, kemikleriniz sökülüyor zannediyoruz. Pozitif tanısı konan bir hasta yoğun bakıma alınmış. Nefes yetmezliği başlayınca solunum cihazına bağlamışlar. Cihaza bağlarken sağlık çalışanlarının gözünün içine bakarak, “Ne olur beni tekrar uyandırın, yaşamak istiyorum” demiş. Yaşamak istiyorum...

yeniakit

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat