Orta Doğu’da dengeler değişebilir

  • GİRİŞ21.09.2020 09:35
  • GÜNCELLEME21.09.2020 09:41

Türkiye’nin başarısı, içeriden ziyade dış politikada gizlidir. Pandemi nedeniyle dünyanın tüm ülkelerinde kriz var. Dolayısıyla ekonominin krizden etkilenmesi ve ülkelerdeki maddi çöküş normaldir. Dengeleyici politikalar, reformlar ve turizm sektörü bu süreçte can suyudur. Salgında diğer ülkelere kıyasla çok iyi noktadayız. Sağlık sektörünün başarısı ve vatandaşın tedbirlere uyması, felaketi kolay atlatmamızı sağlayacaktır. 

 

 

Orta Doğu savaşları pandemiye rağmen devam ediyor. Vekalet savaşının ne zaman biteceği, küresel aktörlerin alacağı pozisyona bağlı. Uluslararası aktörlerin yürüttüğü vekalet savaşlarında gösterdikleri bahanelerin hepsi sahte ve göz boyayıcıdır. Kendi ülkesini ve dünya mazlumlarını tek düşünen Recep Tayyip Erdoğan’dır. Ne denizde ve ne de karada sömürgecilik yapmak, bize yakışmaz. Zaten Türkiye’nin de böyle bir amacı yoktur. Körfez Savaşını haklı çıkarmak için, Irak’ın Saddam’ının elinde kitle imha silahı olduğu yalanına sarılanlar Irak’ı yıllarca işgal ederek kan kusturdular. Aynı taktiği ABD Suriye’de uygulamaya devam ediyor. Obama denen zalim tağut, 2011’de Libya’daki ayaklanmayı bastırmak için, Kaddafi’nin Sahra Altı Afrika’dan paralı askerler getirdiğini iddia etmemiş miydi? Sonrasında BM Güvenlik Konseyi, Libya askeri havacılığına uçuşa yasak bölge ilan etmişti. Fransa, İngiltere ve ABD’nin üçlü şeytan şebekesi oluşturup Libya’yı bombaladıklarını unutmadık. 

Bugün Libya, bambaşka hesapların odağı bir ülkedir. Arap Baharı adı altında başlatılan hareket, şeytanizme uşaklık eden sefih idareciler yüzünden coğrafyaya istikrar getiremedi. Hiç kimse Libya’da, o savaşmakta olan paralı askerlerin sadece Afrikalı göçmenlerden oluştuğunu iddia etmesin.. Orta Doğu stratejinin bir ayağıdır Libya. Dolayısıyla küresel keferelerin bölgede Türkiye’ye kolay kolay söz sahipliği vermesi beklenmemeli. Türkiye bu hakkı, söke söke almalıdır. Hak verilmez, gerekirse; masada ve sahada mücadele edilerek alınır. Sismik gemisinin geri çekilmesi bir taviz değil, bilakis Türkiye’nin masada diplomasiye açık olduğunun göstergesidir. 

 

 

ABD ve müttefiklerinin Orta Doğu’da yürüttüğü savaş, terör örgütü ismini verdikleri İslamcı güçleri bertaraf etme mücadelesi değildir. Orta Doğu, sadece enerji ve su savaşlarının, sömürgeyi yaygınlaştırmanın yapıldığı bir coğrafyadır. Terör, sömürülmek istenen bölgenin bahanesidir. İşgalci küresel güçler, sömürmeye niyetli oldukları bölgeye önce terör belasını salıyorlar. Ardından kendileri terörü yok etmek bahanesiyle ülkeyi işgal edip, mazlum halkları katlediyorlar. Sömürge işlemi gerçekleştikten sonra sıra, terörü imha etmeye geliyor. Sahnelenen oyun bu ve biz bu filmi çok seyrettik. Lakin karşılarında bu sefer, her yapmak istediklerine onay verecek bir lider yok. Erdoğan gibi dirayetli bir lider, hesaplarını altüst ediyor. Enerji pazarının en etkili aktörlerinden olan Libya’daki mücadeleye biraz da bu cepheden bakmakta fayda var. Ne işimiz var Libya’da? diyenler, dünya gerçeklerinden, gelişmelerden bihaber zavallılardır. Rusya bile Afrika’da varlığını sergileyerek nüfuz alanını Akdeniz’e kadar genişletmenin hesabını yaparken, bizdeki muhalefet; ne işimiz var Suriye’de, ne işimiz var Libya’da demeye devam ediyorlar. Dünya petrol piyasasının hesabını sadece Rusya yapmıyor. 

Aynı şekilde Yunanistan, Fransa, İngiltere ve ABD de bölgede söz sahibi olmanın mücadelesini veriyorlar. Peki söz konusu Türkiye olunca, neden felaket tellalları Batı ile birlikte hareket ediyorlar? 

Şu anda NATO ülkesi olan Türkiye’yi; Rusya, Fransa, Mısır ve BAE ile bir çarpışmanın eşiğine getiren Erdoğan değil, Ankara hükümetine sırtını dönenlerdir. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki askeri hareketleri endişe verici değil, bilakis dengeleyici faktördür. Türkiye’nin hedefi, Orta Doğu’yu kendisine diz çöktürmek değil, aksine coğrafyanın mazlumlarını zalimlere ezdirmemektir. Halkları Müslüman olan Arap uluslarının da garantörü Türkiye’dir. Şimdi Batı ile birlikte dans eden BAE, çok yanlış bir oyunun figüranıdır. 

Türkiye’nin  “Mavi Vatan” askeri stratejisi, Ege’nin, Akdeniz’in ve Karadeniz’in üzerinde oynanan oyunun bozulması anlamına geliyor. Varsın birileri buna “hakimiyet” kavgası desin. Ne yazar! Ama bu aynı zamanda Yunanistan ve Kıbrıs için doğrudan  tehdit oluşturmaz mı? Dediğinizi duyar gibiyim. Ne yapalım, Yunanistan istemiyor diye, Ege’yi, Akdeniz’i işgal etmelerine göz mü yumalım? Bu savaşı göze alanlar, birçok emtia ve ticaret noktasının tehdit altında olacağına razı olsunlar. Ha bölgede istikrarı bozmaya çalışanlar, kıyı devletlerinin, petrol ve gaz ihracatçıları ile AB-Asya arasındaki ticaretinde riske gireceğini hesap etmelidirler.

Orta Doğu, birçok gelişmeye sahne olabilir. 

Abdullah Şanlıdağ / Yeni Akit Gazetesi

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat