Ağır imtihan

  • GİRİŞ12.07.2021 11:37
  • GÜNCELLEME12.07.2021 11:37

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ak Parti Diyarbakır Genişletilmiş İl Danışma Toplantısı’na katılarak, seçimle ilgili mesajlar verdi. “Biz sırtımızı başkaları gibi terör örgütüne değil Rabbimizin takdirine, halkın iradesine yaslıyoruz. Biz gücümüzü silahtan, şiddetten değil 40 yıldır yanımızda duran aziz milletimizden alıyoruz” diyen Erdoğan, 2023’e giden süreçte bizi ağır imtihanların beklediğini deklare etti. Peki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “ağır imtihandan” kastettiği nedir? Fetö, PKK, PYD-YPG, DEAŞ mı? Yoksa bunlara taşeronluk yapmakta olan ana muhalefet ve onun eteğine tutuşmuş diğer partiler mi? Ak Parti hükûmeti terörün belini kırdı. Hem içerde ve hem de sınırlarımızda HDPKK’nın nefes borusu kesilmiştir. 17-25 Aralık girişiminde Fetö’nün sözcülüğünü yapanlar, umudu, salgından kaynaklanan geçici ekonomik kriz ile organize suç örgütlerine bağladılar. Seçim, ister 2023’te yapılsın, isterse de öne alınsın; muhalefetin en büyük argümanı enflasyon ve buna dayalı olarak ekonomik kriz olacaktır.

Muhalefet cenahında aday konusunda bir konsensüs yok. Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı tartışması sürüyor. Bunu biraz da HDPKK’nın durumu belirleyecektir. Siyaset, nefret dilini kaldırmaz. Kucaklayıcı, samimi ve ötekileştirmeyen bir dilin kaybedeceği hiçbir şey yoktur. 2023 seçimlerinde muhalefetin nefret dili baskın olacaktır. Ak Parti ise daha sıcak ve samimi, toparlayıcı, özellikle genç kuşakları kendisine yöneltecek söylem geliştirmelidir. Bütün projelerin mimarı Ak Parti’dir. Yaptıklarını anlatsa yeter. Güçlü bir geçmişi ve hâlâ çok büyük halk desteği olan Ak Parti, salgın ve terörden kaynaklı ekonomik krize çare üreterek, millete rahat bir nefes aldırmalıdır. 2002 seçimini AK Parti’nin kazanmasında 2001 ekonomik krizinin büyük rol oynadığını aklımızdan çıkarmayalım. Türkiye’ye yönelik yurtdışı kaynaklı planlar ve saldırılar her zaman olagelmiş, bundan sonra da olacaktır. Bunu çok da dillendirmenin bir anlamı yok. Önemli olan bizim ne yaptığımızdır. Başını ABD’nin çektiği yurtdışı kaynaklı küresel güçler, elbette Afrika ve Doğu Akdeniz’den Kafkaslar, Karadeniz ve Orta Asya’ya kadar birçok meselede aktif dış politika hamleleri yapan Türkiye’nin kazanımlarını tahkim etmesine engel olmaya çalışacaklardır. Onların bu planını boşa çıkaracak olan da yine Ak Parti olacaktır. Çünkü Erdoğan, çok büyük badireler atlatarak ve bedel ödeyerek bugünlere kadar gelebildi. Bundan sonrasını da başaracağına inanıyorum. Çünkü Reis, kendisinin de ifade ettiği gibi, sırtını birtakım odaklara değil Allah’a dayıyor ve yalnızca O’na ve kendisini destekleyen milletine güveniyor. 

Erdoğan’ın Diyarbakır konuşması çok önemli. Hem Diyarbakır Anneleri’ne, hem de terör örgütleriyle onlara bel bağlayanlara önemli mesajlar verdi. Evlatlarını terörün elinden kurtarmak için onurlu bir duruş sergileyen o anneleri hepimiz tebrik ediyoruz. O anneler sadece evlatlarını kurtarmanın peşinde değiller. Aynı zamanda terörün kalleş yüzünü de deşifre ediyorlar. Her türlü baskı ve zulme rağmen devletin yanında yer almaları, terörü lanetlemeleri takdire şayandır. Dolayısıyla Ak Parti, Kürt halkını HDPKK’dan ayrıştırarak kendi safına katabilmenin mücadelesini vermelidir. Yeniden “barış süreci” gibi benzer söylemlere asla prim verilmemelidir. HDP kapatılmasın, ama teröre destek verdiği, Kürt halkını asla temsil etmediği her fırsatta anlatılmalıdır. Kürt kardeşlerimizin oyları asla HDPKK’nın ipoteğinde değildir. 

Kucaklayıcı, ötekileştirmeyici dilin “onarıcı siyaset dili” şeklinde tanımlanması çok güzel. Bu manada Ak Parti teşkilatlarına büyük görev düşüyor. Her şeyi Erdoğan’ın omuzlarına yükleyen teşkilat neferleri ve bakanlar, elini taşın altına koymalı ve sorumluluk almalıdırlar. Davaya, partiye kızmış, gönül koymuş ne kadar seçmen varsa ayağına kadar gidip, yeniden safımıza katmak için çalışmalıyız. Yolda bulduklarımızı, yola çıkarken edindiklerimize tercih etme hastalığından kurtulmamız lazım. Ak Parti, kendisine seçim kazandıran kodlarına dönmelidir. Aksi takdirde ağır imtihanı Erdoğan’ın yalnız başına başarması zordur. O, sahaya indiyse, ona gönül veren neferleri de inmeli ve samimi bir şekilde çalışmalıdırlar.

…….

Ah Livaneli ah! Livaneli, 1972 Kurultayı’nda Ecevit’in CHP’nin başına gelişiyle ilgili ilginç şeyler söylüyor.

“Robert Kolejli genç bir siyasetçinin önündeki bütün engelleri kaldırarak CHP’nin başına getirdiler.”

Diyene bak sen.. Ecevit’i CHP’nin başına ABD’nin getirdiğini söyleyen Livaneli’nin 2010 yılında bir kaset komplosuyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına getirilmesini görmemesini neyle izah edeceğiz? Ama FETÖ’ye FETÖ demeyip Fetullah Hareketi diyen bir Marksist eskisine neyi anlatacaksınız? 

Abdullah Şanlıdağ / Yeni Akit Gazetesi

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat