İktidar ve muhalefet analizi
- GİRİŞ24.01.2022 11:36
- GÜNCELLEME24.01.2022 11:36
Son bir yıldır erken seçim tartışmaları sürekli gündem yapıldı. Muhalefet ve bileşenleri, erken seçimin teknik olarak mümkün olmadığını bildikleri halde, sığ bir taktik ve strateji ile algı oluşturmayı ihmal etmedi. İktidar sürekli seçimlerin zamanında yapılacağını dillendirse de, muhalefet bloğu pahalılık ve ekonominin bozukluğundan nemalanarak, erken seçim tartışmasını gündemde tuttu. Erken seçim kararında ısrarın arka planında, Millet İttifakı bileşenlerini diri tutmak ve ayrışmaları önlemek yatıyor. Geride bıraktığımız bir yılda iktidar cephesinde bir çözülme olmadı. AK Parti, MHP ve BBP iktidarın devamından yana uyum politikası izlediler. ABD ekseninden uzaklaşma ve Asya’ya yaklaşma şartıyla Cumhur İttifakı’na dışarıdan destek sunan Vatan Partisi de iktidara omuz verdi.
Millet İttifakı cephesinde de bariz bir çatlak oluşmadı. CHP ve Akşener’in İP’si, Cumhurbaşkanı Erdoğan karşıtlığında ve yeni sistemi “tek adam” olarak görmekte devam kıldılar ve alternatif olarak da “parlamenter sisteme” dönüşü gündeme taşıdılar. Kılıçdaroğlu’nun helalleşme kavramıyla muhafazakâr kesime oynaması ve CHP’nin geçmişiyle yüzleşmeye başladığı görüntüsünü aşılamaya çalışması, bir stratejidir. Böylece Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olduğunu deklare etmeye çalıştı. İmamoğlu ve Yavaş’a adaylık kapılarını kapatan Kılıçdaroğlu, girdiği her seçimi kaybetmesine rağmen, Millet İttifakı’nın diğer liderlerini ikna edebilirse, 2023’te yapılacak seçimlerde Cumhurbaşkanı adayı olmayı hedefliyor. Tabi seçimin belirleyici faktörü, sadece liderler olmayacaktır. Efendileri olan küresel güçler ne diyecek bakalım?
Millet İttifakının resmen olmasa da fiilen ortağı bulunan Deva ve Gelecek Partisi’nin ne yapmaya çalıştığı, bu yamalı bohçayı andıran ittifak içerisinde nasıl konumlanacakları da önemlidir. Akşener’in Davutoğlu’nu ziyaret sonrası yaptığı açıklama, yeni bir yapılanmaya gidileceğine işaret ediyor. Millet İttifakı içerisinde varlık ve yoklukları hissedilmeyen, kuruldukları günden bugüne kadar yeni bir vizyon, misyon ortaya koyamayan, toplumda hiçbir karşılığı olmayan Deva ve Gelecek Partisi’nin, Millet İttifakı’nın yapısını değiştirecek hamlede bulunması kaçınılmazdır. Aksi takdirde, mevcut yapılarıyla 2023’ün kendileri için bir hezimet olacağını görüyorlar. Muhalefet bloğunun ortak aday arayışında CHP’nin baskın çıkması, etkisiz ve yetkisiz bırakılan Deva ve Gelecek Partisi liderlerini rahatsız etmiş olmalı ki, tartışmalar köpürtülürken “henüz aday tartışması için erken” açıklamasını zorunlu gördüler. Bugüne kadar her iki parti de CHP’nin arkasına takılma görüntüsünden kurtulamadılar. Dolayısıyla AK Parti’nin tabanına oynama ve Kürt seçmenin oyunu etkileme konusunda bir mesafe alamadılar. Tek bildikleri şey, bir zamanlar önünde el pençe durdukları Erdoğan’ı eleştirmek oldu. Kuşatıcı bir politika üretemeyen, geldikleri zeminden bir türlü kurtulamayan görüntüleriyle rezil oldular. Ne Babacan’ın “geçiş dönemi mutabakatı” ve ne de Davutoğlu’nun “Millet İttifakı’nda değişim yapılarak kurucu olmak”tan bahsetmesi, kendilerini kurtaracak hamleler değildir. Yüzde 25 oy oranına sahip bir CHP’nin, yüzdelik dilimleri bir hiç olan Deva ve Gelecek Partisi’nin liderlerine adaylık kaptırmasının imkânı yoktur. Hem Babacan ve hem de Davutoğlu, bu saatten sonra ağızlarıyla kuş tutsalar dahi, ne seçmen ve ne de Millet İttifakı nezdinde bir karşılığı olmayacaktır. CHP’nin gölgesinde seçime gitmekten başka çareleri yok.
Geldiğimiz süreçte; hayat pahalılığı, mutfaktaki yangın ve dünya genelinde devam eden ekonomik sıkıntılara rağmen AK Parti, en yakın rakibi CHP ile arasındaki toplumsal desteği ve rakamsal üstünlüğünü koruyor. AK Parti’den ayrılan hiçbir seçmen CHP ve bileşenlerine yönelmiyor. Ben de zaman zaman AK Parti’yi eleştiriyorum ve onun daha iyi olması için tavsiyelerde bulunuyorum. Bu yüzden de sürekli AK Parti’nin alternatifinin CHP ve yandaşları olmadığını dillendiriyorum. Elektrik, doğalgaz ve petrole yapılan zamların iktidar açısından bir risk olacağını söylüyorum. Lakin bu millet, “sorunları çözerse yine AK Parti çözer” diyerek, gidişattan nemalanmaya çalışan muhalefete güvenmiyor. Ak Parti’nin karşısında, didişmekten başka hünerleri olmayan bir muhalefet anlayışı var. Bu tespitlerimize inanmayanlar, muhalif anket şirketlerinin yayınladığı sonuçlara baksınlar. AK Parti’nin sosyolojik kemik tabanında bir çözülme yok. Endişe duyan seçmen de muhalefet partilerine yönelmeksizin kararsızlar havzasında bekliyor. Kritik dönemlerde riski göğüsleyen, 15 Temmuz gibi cehennemin içinden çıkmayı başaran Erdoğan’ın, bu olumsuz süreci de atlatacağına inanan seçmen, işte bu yüzden adres değiştirmiyor.
Seçime 1.5 yıl var. Hiç şüphesiz 2022’nin de en önemli gündemi ekonomi olacaktır. AK Parti için 2022 son virajdır. Ne yapıp edip, proje ve yatırımlarını tek tek hayata geçirmeli ve ekonomiyi rayına oturtmalıdır. Kürtler ve genç seçmen üzerinde inandırıcı siyaset yapılmalı ve ücretli alt sınıf memnun edilmelidir. AK Parti, dış politika ve terör konusundaki başarısını dahi iyi anlatsa yeterlidir.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol