Göçmenler konusu

  • GİRİŞ25.04.2022 11:20
  • GÜNCELLEME25.04.2022 11:27

Suriye iç savaşı başladığından bu yana, “bu bir vicdan meselesidir” diyerek topraklarımızda misafir ettiğimiz Suriyeli mülteciler konusunda Ak Parti, muhalefetin baskısından dolayı söylem değişikliğine gitmek zorunda mı kalıyor?

 CHP başta olmak üzere Esad yanlısı yapılar yıllardır Suriye ve göçmenler meselesini tartışıyor. 

Aslında buna tartışmak da denmez. Suriyeliler üzerinden bir algı operasyonu yapılıyor. “Biz iktidara geldiğimizde Suriyelileri göndereceğiz” diyen muhaliflere karşı, “hayır; bize sığınan muhacir kardeşlerimizi katil Esad’a teslim etmeyiz” dedik. 

Doğru olanı yaptık. Esad bir zalimdi, bize sığınan mülteciler ise Esad’a muhalif mazlum millettiler.

 Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunarak, hem sınırlarımız da bir terör devleti kurulmasının önüne geçmek, hem de güvenli bölgeler oluşturmak suretiyle mültecileri iskân etmek için, sınır ötesi harekâtlar yaptık. Rejim güçleri Suriyelilerden boşalan alanlara PKK’nın Suriye ayağını teşkil eden PYD/YPG güçlerini yerleştirdi. Kendi topraklarında teröre hizmet edecek Kürt devleti inşasına geçit veren Esad zalimine karşı elimiz mahkûm olarak, Rusya ve İran’la, bazen de ABD ile ortaklaşa müzakereler yapıldı, hâlâ da yapılmakta. Lakin güvenli bölgenin oluşması ve YPG’nin sınır hattı dışına taşınması noktasında müttefiklerimiz sözünde durmadı. Bundan sonraki süreçte gelişmeler nasıl olur bilinmez. Allah hiç kimseyi yurdundan, yuvasından etmesin. Hiç kimse durup dururken aidiyetini, toprağını, vatanını bırakarak başka bir ülkeye sığınmaz. 

Suriyelilerin göç yolculuğunun çok hazin bir hikâyesi vardır. 10 yıldır çekmedikleri çile kalmadı. Suriye sınırına gidip geldikçe, kamplarda yaşanan insan hikâyelerine şahit oldum. Yeni bir hayat uğruna ölümü göze alarak denizlerde can veren göçmenler.. Ailesini Türkiye’ye bırakıp, kendisi Suriye’de savaşarak ölen insanların çocukları, bizim çadır kentte ve konteynerlerde büyüdüler. Aslında Suriyeliler, göçmen olarak değil, geçici koruma altında kişiler olarak kabul ediliyor ve ona göre uygulamalara tabii tutuluyorlar. Şurasını hiç kimsenin aklından çıkarmaması gerekiyor. Savaş ve çatışma nedeniyle ülkelerini terk etmek durumunda kalan insanların siyasete alet edilmemesi gerekiyor. Popülist söylemleri bir tarafa bırakıp, ayağı yere basan ve toplumda ve Suriyelilerde karşılığı bulunan şeyleri konuşalım. Suriyelilerin yakın zamanda ülkelerine döneceğini ya da dönmezlerse, iktidar değişikliği sonrasında zorla gönderileceklerini söylemek gerçekçi bir yaklaşım değil. Bu hem yasal olarak mümkün değil, hem de ahlaki olarak...

Suriyeli sığınmacıların huzur içerisinde ülkelerine dönmesini ben de isterim. Fakat Suriye’de ateş sönmedikçe, Esad rejimi gitmedikçe, rejimin ve YPG’nin kontrol altındaki bölgelere sığınmacı kardeşlerimizi güvenli bir şekilde nasıl göndereceğiz?? Türkiye’nin kontrolündeki güvenli bölgelere 450 bine yakın sığınmacıyı zaten iskân ettik. Şu anda Suriyelilerin önünde 3 yol gözüküyor. Birincisi, ya gönüllü olarak ülkelerine geri dönecekler ya da başka bir ülkeye sığınacaklar. Gönüllü gidişin alt yapısı oluşturulmadan sığınmacıları göç yoluna dizmek, ateş hattına sürmektir. Esad’la el sıkışsanız dahi, sığınmacı kardeşlerimizin can güvenliğini garanti edemezsiniz. 

Bu saatten sonra hangi Avrupa ülkesi Suriyelileri kabul eder? Zaten etmedikleri için, başından beri Suriyelilere Avrupa Birliği projeleri ile nakdi yardım yapılmaktadır. O halde geriye tek bir yol kalıyor, o da, güvenli bölge oluşturuluncaya dek, bize uyum sağlayarak yaşamlarını sürdürmeleridir. 

Barış ortamını baltalamak isteyenlere fırsat verilmemelidir. Birlikte yaşamaya alışmamız lazım. Reel politik gereği; “güvenli ve huzurlu ortam oluştuktan sonra göçmenler dönecek” dediğimizde, Esad rejiminin gitmesi ve ülkede güvenli bir limanın oluşması şartını da sözlerimize eklememiz gerekiyor. Milleti boş yere umutlandırmayalım. Baştan beri Suriyeliler konusundaki politikamız doğrudur. Bu saatten sonra, “merak buyurmayın; Suriyelileri göndereceğiz” dediğinizde, beklenti içerisine girenleri de sığınmacı muhalifi yapmış olursunuz. O takdirde kendi inandırıcılığımızı da kaybetmiş oluruz. 

Bugüne kadar süreci çok iyi yöneten Ak Parti iktidarı, bundan sonrasında geri vitese atmamalıdır. Son söz: Mülteci karşıtlığı dalgasına prim vermeyelim. İvedi olarak, sığınmacılar konusunu toplumun ve siyasetin merkezinden uzaklaştıralım. Entegrasyon politikasına devam.

Yeni Akit

Yorumlar1

  • Necati Başkale 3 yıl önce Şikayet Et
    Allah a inanan İnsan böyle düşünmesi gerekir İnsan olmanın gereğide budur. Ne güzel izah etmişsin.Düşünce ve gönlümden geçenleri kaleme almışsın eline kalemine yüreğine sağlık, kendi gibi İsmi güzel İnsan, Allah senden razı olsun.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat