İslam dünyasında birlik meselesi

  • GİRİŞ27.04.2026 08:21
  • GÜNCELLEME27.04.2026 08:21

Son dönemde İslam dünyasında yaşanan jeopolitik gerilimler, entelektüel ve mezhebi tartışmalar üzerinden yeniden üretilmektedir. Özellikle İran’ın bölgesel politikaları bağlamında yapılan değerlendirmelerde, tarihsel referansların güncel gerçekliklerle iç içe geçirilerek yorumlanması dikkat çekmektedir. Bu noktada İmam Gazali gibi klasik düşünürlerin analizlerinin, modern ulus-devletlerin davranış kalıplarını açıklamak için doğrudan kullanılması metodolojik açıdan tartışmalıdır. Bırakın Gazali’nin yaşadığı dönemi, 21 yüzyıldaki Ortadoğu’num çeviri eserlerini ve İslami hareketini dahi Türkiye’de uyarlayamazsınız.

Tarihsel Analojilerin Sınırları

İslam düşünce tarihinde Bâtınîlik eleştirisi, belirli bir tarihsel bağlamda ortaya çıkmış ve dönemin siyasi-dini krizlerine cevap üretme amacı taşımıştır. Ancak bu eleştirilerin, günümüz İran devletinin politikalarıyla birebir örtüştürülmesi, tarihsel süreklilik varsayımına dayanan indirgemeci bir yaklaşımdır. Modern İran, ideolojik referanslarını Şii gelenekten almakla birlikte, aynı zamanda ulus-devlet mantığıyla hareket eden, pragmatik dış politika araçları kullanan bir aktördür. Dolayısıyla 11. yüzyılın mezhebi tartışmalarıyla 21. yüzyılın jeopolitiğini aynı düzlemde okumak, analitik berraklıktan ziyade kavramsal bulanıklık üretir.

Bugün İran’ın uluslararası sistemdeki konumu, yalnızca mezhebi kimliğiyle açıklanamaz. İran, özellikle ABD ve İsrail karşısındaki konumlanışıyla, birçok Müslüman toplum nezdinde “direniş ekseni”nin bir parçası olarak algılanmaktadır. Bu algının doğruluğu veya yanlışlığı ayrı bir tartışma konusu olmakla birlikte, sahadaki güç dengeleri dikkate alındığında İran’ın bölgesel bir denge unsuru olduğu inkâr edilemez.

Bu bağlamda İran’ı eleştirmenin tamamen gereksiz olduğunu söylemek akademik açıdan doğru değildir. Ancak eleştirinin zamanlaması, tonu ve bağlamı büyük önem taşır. Zira dış müdahalelerin yoğunlaştığı, bölgesel çatışmaların derinleştiği bir dönemde, Müslüman aktörler arasındaki sert söylemler, dış güçlerin stratejik hedefleriyle örtüşme riski taşır.

İran ile İsrail’i aynı düzlemde değerlendiren yaklaşımlar, normatif açıdan ciddi sorunlar barındırır. İsrail’in Filistin topraklarındaki işgal politikaları, uluslararası hukuk açısından geniş bir kesim tarafından eleştirilirken; İran’ın politikaları daha çok bölgesel nüfuz mücadelesi bağlamında tartışılmaktadır. Bu iki aktörü “aynı oyunun parçaları” olarak tanımlamak, farklı bağlamları ve güç asimetrilerini göz ardı eden bir genelleme olarak değerlendirilebilir.

Bu tür eşitlemeler, analitik olmaktan ziyade retorik bir işlev görür ve çoğu zaman kamuoyunda kafa karışıklığına yol açar. Akademik bir perspektiften bakıldığında, her aktörün kendi bağlamı içinde, somut politikaları üzerinden değerlendirilmesi gerekir.

Mezhep Temelli Eleştirinin Riskleri

İran’a yönelik eleştirilerin mezhep eksenine kaydırılması, İslam dünyasında zaten kırılgan olan birlik fikrini daha da zayıflatmaktadır. Şii-Sünni ayrımı üzerinden yürütülen tartışmalar, tarihsel olarak dış müdahalelere açık bir zemin oluşturmuştur. Bu nedenle, mezhebi farklılıkları merkeze alan eleştiriler yerine, evrensel ilkeler (adalet, insan hakları, egemenlik) üzerinden yapılan değerlendirmeler daha sağlıklı bir zemin sunar.

İran’ın politikaları elbette eleştirilebilir ve eleştirilmelidir. Ancak bu eleştirinin; tarihsel anakronizme düşmeden,

Mezhebi kutuplaşmayı derinleştirmeden, küresel güç dengelerini göz ardı etmeden, ve en önemlisi İslam dünyasının ortak çıkarlarını zedelemeden yapılması gerekmektedir.

Aksi takdirde, iyi niyetle yapılan entelektüel eleştiriler dahi, pratikte Müslüman toplumlar arasındaki ayrışmayı derinleştiren bir işlev görebilir. Bugünün dünyasında asıl ihtiyaç, farklılıkları inkâr etmek değil; bu farklılıkları çatışma yerine birlikte varoluşun zemini haline getirebilmektir. Son söz: Şimdi tevhidi düşünce etrafında birlik zamanıdır.

Yeni Akit

Yorumlar1

  • Alp Arslan 30 dakika önce Şikayet Et
    İslam ülkelerinde birlik olmaz.onların lider ülkesi olur.tarihtede böyledir.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat