Tarihe Kazınarak Düşülen Notlar; Cami Sütunlarındaki Bilezik yazıları

  • GİRİŞ30.08.2018 08:36
  • GÜNCELLEME01.09.2018 08:25

Elimde bir kitap var. Güzel, kapsamlı, seneler süren hazırlık çalışmalarına şahit olduğum bir kitap.

Seneler süren dedim. Sevgili dostlar, bir kitabın hazırlanması için bir adam beş yılını harcıyor nasıl değerli bir çalışma. Zira, bugünlerde edebiyatın, sanatın, kültürün ve yazı dünyasının üstad diyen anılan büyük isimleri, köşe başlarını tutan zirveleri, ayda bir kitap çıkartıyor.

 

 

Sadece para kazanmak ve piyasada “para” eden isimlerini satmak için ayda bir yazılan kitap ne kadar verimlidir siz düşünün. İşte elimdeki kitap bu yüzden çok önemli. Yıllarca uğraşılarak yazılmış, aceleye getirilmemiş ve amatör ruh elden hiç bırakılmamış bir kitap.

İstanbul Büyükşehir Yayınlarından çıkan bu kitabın yazarı; Nazif Arıman

İsmi; İstanbul’un Bilezik Yazıları

Osmanlı devleti yaşadığı yüzyıllar boyunca vücuda getirmiş olduğu camii, çeşme, han, hamam, bedesten, türbe, darüşşifa ve diğer eserlerin en görünen yerlerine eserlerin Hüviyet Cüzdanı da diyebileceğimiz kitabeler nakşetmiştir.

Kitabeler, eserin kim tarafından yaptırıldığını, mimarlarını, yapılış tarihini, tamir ve bakım tarihlerini, çoğunlukla manzum bazen de düz yazı şeklinde bizlere haber veren önemli vesikalardandır.

Osmanlı Devleti’nin yetiştirdiği sanatkârlar, eserlerin alınlarına takılan bu kitabeler ile sınırlı kalmamış, bu sanatı daha ileri boyutlara taşıyarak mezar taşlarında da aynı şekilde uygulamış ve mezar taşlarını adeta birer sanat eserine dönüştürmüştür.

Osmanlı ustaları, üzerine yazı yazmayı kitabeler ve mezar taşlarıyla sınırlandırılmamış gördüğü her şeyin üzerine yazı yazmıştır. Osmanlı’nın üzerine yazı kazıdığı bir çorba kâsesinden tutun, Süleymaniye Camii’nin kitabesine varıncaya kadar her şeyi de kendisinden bir iz ve isim bıraktığı aşikardır.

Bize bir mesaj vermektedir Osmanlı bu yazılarıyla tuttuğu notlarla. Peki bu notlar nerede? Bu sorunun cevabı;

“Her yerde”

Hatta yanından geçip giderken görmediğimiz denk gelmediğimiz camilerin avlularında bulunan sütunların zemini ile birleştiği yerdeki metal bileziklerinde bile yazı vardır da Biz bu yazıların farkına varmadan görmeden yanından geçip gideriz.

Bilezik yazılarının yazıldıkları devirden bu zamana değin haklarında az bilgi ya da kayıt olması düşündürücüdür. Neler vardır bu bilezik yazılarında? Atamız caminin sütun bileziklerine neler yazmıştır?

Örnek verecek olursak;

Yangınlar, seferler, atamalar, vefatlar, kutsal topraklar için yapılan eserler, nasihatler, şiirler, evlenmeler, İlanı aşklar, dualar ve hatta beddualar bu tip yazıların ana başlığını oluşturmaktadır.

Gelişigüzel yazılanların çoğunluğunda ise zamanın padişahına dua ve minnet temennileri, kendi isimleri ve dua beklentileri ya da imzaları gibi yazılar yer almaktadır.

Bu konuda Sevgili Dostum Nazif Arıman’ın denk geldiği en ilginç yazı ise Sultanahmet Camii inin bileziklerin de denk geldiği bir bedduadır.

SULTANAHMET CAMİİ’NİN BİR NUMARALI SÜTUNUNUN BİLEZİĞİNDE ŞU BEDDUA YER ALMAKTADIR;

“ AH HÜSEYİN, VAH HÜSEYİN, DİLERİM ALLAH’TAN BULASIN HÜSEYİN”

Dostlar şimdi camiye gidip bahçeyi dolaşmak, sütunları incelemek ve bu yazıyı bulmak ne hoş olur değil mi?

Sevgili dostlar işte ben bundan bahsediyorum. Mimarisine hayran olarak girdiğimiz, gezmek için girdiğimiz, namaz kılmak için girdiğimiz Sultanahmet Camii’nin sütun bileziklerin de bize bambaşka şeyler anlatılmaktadır.

Bu noktada İstanbul’da yaşamamanız, İstanbul’u yaşamanız temennisiyle Sevgili Dostum Nazif Arıman’ın yazdığı İstanbul’un Bilezik Yazıları isimli kitabı mutlaka alıp okumanızı istiyorum.

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat