Türkan Saylan’ı kim öldürdü?
- GİRİŞ20.05.2009 09:24
- GÜNCELLEME20.05.2009 09:24
İnsan sevdiğini kaybedince üzülür... Sizin Türkan Saylan’ı ne kadar sevdiğinizi, hatta sevip sevmediğinizi bilmiyorum; nasıl bir ‘kader birliği’ içinde olduğunuzu da çözebilmiş değilim.
Fakat, acınıza saygı duyuyorum.
Başınız sağolsun.
Basit bir hayat gerçeğidir. İnsan doğar, büyür ve ölür.
Herkes, bahşedildiği kadarını yaşar. Ne eksik, ne fazla...
Buna Tanrı mı karar verir, bilmediğimiz birtakım süper güçler mi, ‘tabiat ana’ mı, ‘göksel baba’ mı, kozmos mu?
Meşrebinize göre birini seçin artık.
Fakat, gerçek değişmiyor, değişmeyecek... Bir ‘azize’ olarak kutsayıp, dava sulandırıcılığının sembol ismi haline getirmeye çalıştığınız Türkan Saylan da ‘her nefis gibi’ ölümü tadacaktı.
Öyle oldu.
Bugüne kadar, bir Türkan Saylan yazısı yazmadım.
Ergenekon davasının Türkan Saylan’dan ibaret olmadığını belirtmek dışında, bu hanımefendiyle ilgili bir herhangi ‘tavır’ geliştirmedim.
Yapıp ettiklerine hep uzak bir mesafeden baktım.
Kendisinden hazzetmezdim.
Kendisi de (sanırım) benden hazzetmezdi.
Eğitim alanındaki projesini (‘Kardelenler’ projesini) onaylamakla birlikte, eksik bulurdum.
İçten içe, bir ‘yabancılaştırma’ çabası sezerdim. ‘Esas olan’ı gözden kaçırmaya yönelik bir ‘örtme’ ve ‘uzaklaştırma’ girişimi...
Ölüm haberini alınca, öööyle bakakalmışım ekrana.
Hayır, elbette sevinmedim.
Ergenekon tosununun öne sürdüğü gibi, timsah gözyaşları da dökmedim.
Bir ‘ölümlü’nün ölümü karşısında ne hissederse insan, onları hissettim.
Benden duymuş olmayın ama, siz de öleceksiniz.
Bir ‘ölümsüz’ gibi davranıp, hayatı bu dünyada biriktirdiklerinden ibaretmiş sanan herkes bir gün o kaçınılmaz sonu yaşayacak, ‘ölüm’ adı verilen o soğuk gerçekle yüzleşecek.
Bu dünyaya kazık çakmadınız.
Şimdiden nasıl öleceğinizi, geleceğe ne miras bırakacağınızı, önümüzdeki yüzyıllarda nasıl anılacağınızı düşünseniz iyi olacak.
Beğenelim, beğenmeyelim... Türkan Saylan bir ‘çaba’nın insanıydı. Moda tabirle, elini taşın altına koydu ve bir şeyler yapmaya çalıştı.
Evet, inciticiydi... Evet spekülatifti... Evet, kendisine benzemeyenin hukuku konusunda rakik değildi... Evet, ‘çağdaşlık’ telakkisi sakat ve yaralayıcıydı... Evet, bazı darbeleri severdi... Evet, ‘yasakçı’ydı... Evet, olabildiğince manipülatifti...
Fakat, ‘yararlı’ işlerin de sahibiydi.
Bir hekim ve ‘eğitim gönüllüsü’ olarak, göze çarpan pekçok icraata imza atmıştı.
Konuyla ilgisi yokmuş gibi görünüyor ama, aslında var.
Kendisine ‘amiral gemisinin kaptanı’ unvanını layık gören arkadaş ve onun ‘sol husyesi’ görevi gören ‘bulaşık çocuk’ nasıl anılacaklar?
Ne diyecekler, pislik saçarak yaşamaya alışmış bu ‘tencere-kapak modülü’nün arkasından?
İyi şeyler söylemeyecekler herhalde.
Başkaları ne der bilmiyorum ama, ben şimdiden şunu söylüyorum:
Bırakın onu bunu da... İkiniz de yaralı parmağa işemezsiniz, ikinizin de insanlığa kattığı bir değer yok, ikiniz de lejandında ‘Türkiye Türklerindir’ yazan bir gazetede çalışıyorsunuz.
Bu ayıpla yaşasanız ne olur, ölseniz ne olur!
Ahmet Kekeç - Star
akekec@stargazete.com
Yorumlar16
-
necati çavuş
17 yıl önce
Şikayet Et
Halk kahramanı. Bu kadını laiklerin gozunde efsaneleştirmek için dine karşı yaptığı mucedeleler anlatılıyor, dindarlara hoş gostermek içinde aslında çok dindar biriydi deniyor, umreye gittiği ve hacı olduğu soyleniyor, umreye giderek nasıl hacı olunuyorsa. neyse yeni halk kahramanımız hayırlı olsun, yakında paraların üstüne resminide basarlar artık
Beğen
Cevapla
-
Yüksel Akın
17 yıl önce
Şikayet Et
bu da kapak olsun... "bu ayıpla yaşasanız ne olur,ölseniz ne olur! "
resmen kapak olmuş ertuğrula,ne zeki adamsın sen be ahmet ağbi.Kucak dolusu sevgiler,gönül dolusu muhabbetler..Allah yokluğunu göstermesin riyakarların kabusu Ahmet ağbi..
Beğen
Cevapla
-
Eyüp ER
17 yıl önce
Şikayet Et
ya şu ahmet kekeç yokmu ...:). seviyorum bu adamı bee... :)
Beğen
Cevapla
-
asım ateş
17 yıl önce
Şikayet Et
bırakın da şunu diyeyim sanki ''bunu ben yazdım''. Cümert adam çok teşekkürler...
Beğen
Cevapla
-
dürdane doğrusöz
17 yıl önce
Şikayet Et
dedikodu dedikodu dedikodu.... ciddiye aldığım köşe yazarlarını aralıksız takip eden biri olarak, köşeleri kapmış olanların birbiriyle didişmelerinden daral geldiğini söylemek istiyorum. seçin bir konu ve bizlere yeni birşeyler katacaksanız yazın abilerim amcalarım, bırakın artık, ölü eti çiğnemekten bıkmadınız mı yaa. valla çizecem artık hepinizi bir kalemde ve kitaplarıma gömülecem sadece...
Beğen
Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle