İslam içi ihtilaflar
- GİRİŞ14.09.2014 11:01
- GÜNCELLEME14.09.2014 11:01
İnsanoğlu demek, en başta, ilk yaratılış günlerinde, kardeşin kardeşe kıyabildiği bir ilişkiler dünyası demek. Habil Kabil dünyası.
Müslümanlar da bütünüyle insani zaaflardan arınmış, sinirleri çıkarılmış varlıklar değildir. Melekten söz etmiyoruz. Müslüman dediğimizde. Şeytanın uğraştığı, bazen damarlara girip dolaştığı insanları kastediyoruz. Malımıza, evladımıza, bazen beynimize ortak olduğu bir alemden.
Nisa Suresi 59’uncu ayet böyle durumlarda Müslümanın nasıl davranması gerektiğini bildiriyor bizlere. Ayet meali şöyle:
“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah’a ve Resul’e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.” (Nisa, 59)
Hitap iman edenlere... Önce ona dikkat gerekiyor. Sonra diğer çağrılar geliyor:
- Allah’a, Peygambere, emir sahiplerine itaatin ardından ihtilafların çözümü bahsine geliniyor:
- Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz onu Allah’a ve Resul’e götürün. Bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.
Buraya “Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız” parantezi konmuş. Yani “Allah’a ve ahiret gününe iman” bu işin özü, esası. Yani denmek isteniyor ki: Yarın Ahirette Allah’ın huzuruna varacaksınız ve orada, mahşer aydınlığında, diliniz itiraf etmese bile elleriniz ayaklarınız, bütün uzuvlarınız şahitlik ettiğinde gerçekten işi Allah ve Rasulü’ne götürüp götürmediğiniz açığa çıkacak.
Kalbinize danışın, ihtilaflı konuyu gerçekten Allah’a ve Rasulüne mi götürdünüz, yoksa Hevanızı tanrı edinip, onun buyruklarını Allah Teala’nın ve Rasulünün ölçüleri yerine mi geçirdiniz?
Kalbinize danışın, Allah’ın ayetlerini kendi çıkarlarınız için, kavmi asabiyetleriniz için, grup nefisleriniz için yerlerinden oynattınız mı, Rasulullah’ın muazzez hayatındaki bazı örneklikleri, kendi hizbinizin tuttuğu yolu meşrulaştırmak için kullandınız mı?
Gerçekten “İhtilafın çözümünü Allah ve Rasulüne götürmek” ne demektir?
Bunu, Rasulullah’ın hayatında yapmak kolay olabilirdi. Gidilirdi Rasulullah’a durum arzedilirdi, Rasulullah da mevcutsa ölçüler hükmünü bildirir, mevcut değilse Allah’ın ayetlerinin gelmesini beklerdi.
Ölçülerin böylesine net olduğu dönemlerde bile Rasulullah, kendisine problem getiren ihtilaflı tarafları şöyle uyarmıştı:
“Sizler muhakeme edilmek üzere bana geliyorsunuz. Bir kısmınız delilini sunmada daha mahir olabilir. Kimin söylediklerini esas alarak kardeşinin hakkını ona geçirecek bir hüküm verirsem, (aslında) o kimseye cehennem ateşinden bir parça ayırıp vermiş olurum; onu almasın.” ((Buhârî, şehâdât, 27)
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol