Kalkışmanın kodları
- GİRİŞ14.10.2014 10:30
- GÜNCELLEME14.10.2014 10:30
Buradan Kobani için bir değerlendirme çıkarmak söz konusu olacaksa, o zaman, Kobani’de benzeri bir yapı kurup kurmadıklarının sorgulanması gerekiyor. Şayet, Kobani’de de, bizde, Türkiye’de devreye sokulana benzer bir haleti ruhiye iktidar olmuşsa, vay Kobani’nin başına gelene demek lazım. Özeti, Kobani’de bir Kürt iktidarı değil, bir terör örgütü iktidarı oluşmuş demektir.
Bunun, önceden planlanmış bir kalkışma olduğu görülecektir, doğru okunduğu zaman. Yakılan, yağmalanan, taşlanan mekanlara, hedef alınan insanlara bakıldığında, önceden bir tür “işaretleme” gerçekleştirildiği anlaşılıyor. Okullar, kütüphaneler, müzeler yakılıyor... Kimi işyerleri, kimi evler, kimi insanlar hedef alınıyor.“Kürtçe biliyor musun?” sorusu, tam bir etnik arındırma mantığının ürünü. “Sakallı, başörtülü”yü hedef seçme, tam bir ideolojik - siyasi arındırma mantığının ürünü. “Senin araban var, benim niye yok” yaklaşımı, tam bir sınıfsal arındırma mantığının ürünü. Bu tarzda işleyen mantık, kitleleri motive etmeye başladığında, peşinden vandallığın, vahşetin gelmesi kaçınılmaz olur. Göz gözü görmez ve her türlü cinayet işlenir.
Planlama varsa, hemen peşinden kim yaptı, sorusu akla gelir. İnsanları sokağa HDP’li aktörler davet etti, ama yaşadıkları pişmanlığa bakıldığında vandallık projesinin onların ötesinde gerçekleştiği anlaşılıyor. Kim onlar? KCK’nın yer altı örgütü mü? KCK’ya göre HDP ne oluyor ve HDP’nin yöneticileri denen kesim, oradaki yapılanmanın neresine düşüyor?
Bunlar, Ankara’nın sorması gereken şeyler olduğu gibi, bizatihi, HDP’nin, hatta Öcalan’ın sorması gereken sorulardır. Şayet bu vahşetin planlama boyutunda HDP’nin bizzat kendisi varsa bu parti çoktan meşruiyet sınırının dışına çıkmış demektir. 38 can. İşte ürün. HDP, böyle bir vahşet yapısını yönetebileceğini düşünebiliyor mu? Diyelim Doğu-Güneydoğu’da, belli bir etkinlikleri oldu, ne yapacaklar bu militan sürüsünü?
Türkiye, Kobani’nin Kürtlerine kucak açtı ve 200 bin insana barınak sağladı. Kobani’de Kürtleri korumanın adı bu. Kürtlerin korunması söz konusu olduğunda, Türkiye’nin dosyası hep yüz ağartıcıdır. Saddam’ın zulmünden kaçtığında da Kürtler Türkiye’ye sığındı, Kobani’den kaçıp sığınılacak yer arandığında da... Ama Türkiye, Kobani’de PYD iktidarını korumak zorunda değil. PYD iktidarını, Kuzey Irak Kürt yönetimi de korumak zorunda hissetmiyor. PYD’nin Kobani’de iktidarı ele geçirmiş olması da tartışılacak bir konudur ayrıca. Bizdeki durumlara baktığımızda, örgütün Türkiye ayağının ya da PYD’nin babasının Türkiye’de nasıl bir iktidarı hedeflediğini on yıllardır görebiliyoruz. Hem şu soru da sorulmalı: Şayet Türkiye’yi son 10 gün içinde ateşe verenler, Kobani’deki PYD iktidarı ile akraba iseler, bizden Kobani adına nasıl bir korunma istendiğini anlayabileceğiz. Biz Türkiye’de PKK’yı korumalı mıyız ki Kobani’de PYD’yi koruyalım? Türkiye, korunması gereken “sivil Kürtler”i de zaten korumaya almış bulunuyor.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol