Baykal için kaçınılmaz olan...

  • GİRİŞ16.12.2008 08:26
  • GÜNCELLEME16.12.2008 08:26
Baykal son çıkışı yapmayabilir miydi?
 
Belki. Yüzde 15-20'lere razı olurdu bu, ana muhalefet demekti, orada ülke sorunlarına çözüm aramamak gibi keyifli duruşlar mümkündü, "siyasal ağırlık" söyleminin konforu da cazipti, geriye ne kalıyordu, hiç...

Ama siyaset bu, durursanız, düşersiniz. En azından bir hamle içinde olduğunuzu göstermeniz gerekir. Çarşaf jesti, böyle bir siyasi sevk-i tabiinin ürünü olabilir.

Hele bir jest yapalım bakalım, arkası nasıl gelecek?

Çarşafa CHP rozeti taktıktan sonra ise, bazı şeylerden kaçınmanız mümkün olmayacaktır. Mesela şöyle demekten:

-Onların çocukları da şehit oluyor, onlar da vergi veriyorlar. Mesela şöyle demekten:

-2009 yılına girerken hâlâ Tek Parti dönemi uygulamalarını mı sürdüreceğiz? Mesela şöyle demekten: -Onlar da bu ülkenin gerçeği. Bunlar, bugüne kadar CHP'li bir sözcünün seslendirmediği şeylerdi.

Ya da bunlar bugüne kadar, "Başörtüsünün bir Türkiye gerçeği olduğu" nu anlatmaya çalışan muhafazakar çevrelerin dilinde vardı. Ve bunlar, CHP jargonunda kolaylıkla "Karşı devrim" diye suçlanabilecek şeylerdi. Şu anda Baykal, "Karşı devrim" söylemini seslendirmek zorunda kalıyor, üstelik klasik CHP tabanındaki itiraz ve tereddütleri cevaplamak için...

Aslında Baykal'ın söylemekten kaçınamayacağı başka şeyler de var. Baykal'ın şu anda söyledikleri sadece, bir "Türkiye gerçeği"nin kabulünden ibaret. İşin ne kadar akıl dışı seyrettiğine bakın ki, "Çarşaflı veya başörtülü kadın gerçeği"ni kabul etmeyen ve bunun kabulünü "karşı devrim" olarak niteleyen bir zihin dünyası oluşmuş. Baykal, şimdilerde bunlarla boğuşuyor.

Baykal'ın bu noktaya geldikten sonra kaçınamayacağı şey, başörtülü veya çarşaflı kadının diğer temel haklarının teslimidir. Yani bu insanlar Baykal gibi ya da Necla Arat gibi insanlar iseler, onların kullandığı tüm hakları kullanmaları gerekir.

Yoksa ortaya "Tamam sizin varlığınızı kabul ediyoruz ama siz yine de bizim gibi insanlardan başka insanlarsınız ve sizler bizim kullandığımız hakları kullanamayacak insanlarsınız" gibi bir insanları kılık kıyafetlerine göre kategorileştirme sefaleti çıkacak. Baykal'ın önüne tutarlılık sınavı çerçevesinde şu soruların konması kaçınılmazdı.

-Başörtülü (ya da Baykal'ın meşrulaştırmayı oradan başlatması sebebiyle çarşaflı) kadının eğitim hakkı ne olacak?

-Başörtülü ya da çarşaflı kadının kamu görevi hakkı ne olacak? -Başörtülü ya da çarşaflı kadının siyaset yapabilme, yani seçilebilme hakkı ne olacak?

-Laikliği, bu anlamda yorumlama zarureti ne olacak?

Bu soruları başörtülü ya da çarşaflı kadının, onların özgürlük talebine sahip çıkan çevrelerin sorma hakkı var. Ama onlardan önce, CHP içinde bir sorgulama başladı. CHP'de bir kesim, başörtü veya çarşaf gerçeğini bile tanımaktan yana değildi, dedik ya. İşte o çevre adına Necla Arat, Baykal'a sordu:

-O zaman neden üniversitelerdeki türban olayını Anayasa Mahkemesi'ne götürdük?

-Bülent Arınç 'laikliğin tanımını yapalım, içi boş' dediği zaman neden kıyameti kopardık öyleyse, ona mı katılıyoruz şimdi? (Sabah, 12 -13 Aralık, Nur Batur'la mülakat)

Baykal, böyle bir sorgulama ile Antalya'da, yine CHP'li kadınların isyanı şeklinde karşılaştı. Baykal bu sorulara "Bizim bu konulardaki tavrımız değişmedi" diye cevap veriyor. Yani ne başörtülü genç kızların üniversiteye gidişi, ne kamu görevi ne de siyasi temsil noktasında CHP zihniyetinde bir değişme yok.

Baykal hâlâ bunları "Devlete türban giydirme" olarak tanımlıyor. Peki bu böyle ne kadar sürdürülebilir? Baykal'ın yakasına rozet taktığı çarşaflı veya başörtülü, yemenili, yazmalı, türbanlı kadın "Bana CHP rozetini takmanın onuru yeter, benim varlığımı tanıdılar ya, yoktan var olduk ya, bundan büyük şeref mi olur" der ve ötesini istemez mi? Anadolu kadını saf ya...

Eline vur ekmeğini al ya... Köylü ya... Sokağa çıkmasına izin ver, oyuna el koy ya...

Yakasına rozet takılan kadın, eğitime sıra geldiğinde CHP'nin "Başını aç" buyruğuna uyar ya...

Öyle düşünülüyor zahir... Ya da Baykal, yola çıktı bir kere...

CHP'deki "laikçi bağnaz kadın" direnişini kıra kıra yola devam edecek! Ya Baykal CHP'de büyük bir devrimi başlattı ya da başörtülü-çarşaflı kadınların sokakta var oluşunu meşrulaştırmaya fit olacağını hesaplayan küçük bir oyun oynuyor. Acaba hangisi? Zaman sınav zamanı.

Yorumlar3

  • fikret oguz 17 yıl önce Şikayet Et
    cokusun baslangici. Ben anayasa mahkemesini goreve cagiriyorum. CHP lideri Baykal Carsafi mesrulastirmistir. Partiye insan niye uye olur bir dusunelim. Sadece oy vermek icin mi? bunun arkasinda bu bayan belediye baskani adayi olmak isterse , milletvekili olmak isterse sayin Baykal Carsafi gelenek sayip meclise sokacak mi ? Turban takan universite ogrencisinin onunu bitirince kamusal alanda is alacak diye kesen Baykal partisine uye olan kara carsafli bayan milletvekili olmak isterse ne yapacak. CHP nin bittiginin resmidir.
    Cevapla
  • zehra 17 yıl önce Şikayet Et
    bu nasıl bir çelişkidir??. daha bir kaç ay öncesine kadar başörtüsünün dinde yeri olmadığını iddia eden biri, bir anda nasıl çarşafı meşru görür hayret yani.. komik adam yaa..
    Cevapla
  • özkan karaman 17 yıl önce Şikayet Et
    sadece gözlerini kapatıyorlar. bu olayı tartışmaya gerek görmüyorum Baykalın gayrı ciddi olduğu Antalya'da apaçık belli oldu zaten ne oldu ki 3-5 ay içinde böyle değişebildiler hiçbirşey olmadı.Baykal yılların başarısızlığına bakarak panikliyor ne yaptığını ve ne söylediğini bilmiyor.daha dün başörtüsünü 40 yıl önce bilmem kimler anadoluya zorla kabul ettirdi diyen bugün Anadolu gerçeği diyiyor.birgün avukat ertesigün savcı bazen yargıç bazen başkasey.....ama hep iyi; yada herşeye muhalefet olacak.buda bir Baykal gerçeği.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat