Türkiye'nin rolü kolay değil

  • GİRİŞ10.04.2011 10:36
  • GÜNCELLEME10.04.2011 10:36

Türkiye de hem kendi yeniden yapılanmasını yaşıyor, hem İslam coğrafyasındaki yeniden yapılanmanın sağlıklı gelişmesi yönünde çaba sarf ediyor.

Ama işi hiç de kolay değil.

Kendi yeniden yapılanmasını gerçekleştiremezse, "örnek"liği sorgulanacak. Ama kendi yeniden yapılanması da kolay değil. Statüko var, kolay entegre edilemeyecek toplumsal farklılaşmalar ve talepler var ve bütün bunları ahenkli bir yeniden yapılanmaya dönüştürecek güçleriniz sınırlı. Zor bir durum.

Buna rağmen, diğer İslam ülkelerine nazaran, görece daha olumlu bir noktada.

Diyelim, 1946'dan bu yana, "bir ölçüde" yol almış.

Şu anda da hem İslam coğrafyası ile iletişimi daha çok arzulayan hem de diğer siyasi kadrolara göre daha olumlu yönde geliştirecek bir siyasi kadro iktidarda. Üstelik bu kadronun varlığı, İslam coğrafyası tarafından fark ediliyor. Çünkü bu kadro; böyle bir fark edilişin gerçekleşmesi için, 8 yıldan bu yana, olağanüstü üstü çaba sarf ediyor.

Bu alanda, Batıcı, laikçi ya da ulusalcı bir kadronun belki hiç şansı olmayabilirdi, hatta belki onlar, böyle bir gelişmeye Fransız bile kalabilirlerdi ama bu kadronun işi dahi zor.

Zor çünkü İslam coğrafyası denince ortada, tek düze bir yapı yok. En önemlisi de, halklarla yönetimler söz konusu olduğunda, kiminle yan yana, kiminle karşı karşıya durmanız gerektiğini belirlemek son derece zor.

Bu zorluk, en son Libya'da gösterilere dönüşecek boyutta ortaya çıktı.

Muhalif grup, önce Fransız askeri müdahalesini alkışlayarak ortaya çıktı. Orada Türkiye'nin Kaddafi ile muhalefet arasında kalması tepkiye yol açtı. Sonra, Türkiye'nin silahlanmaya mesafeli davranması tepkiye yol açtı. Tepkiler, Türkiye karşıtı pankart taşımaya, Büyükelçiliğe saldırmaya, Büyükelçiliğin tabelasını sökmeye kadar vardı.

Bunlar beklenen gelişmeler miydi?

Evet, öyleydi.

Çünkü karşıda, eski dil ile yeknesak, diğer ifadeyle tek düze bir ülkeler dizisi yok.

İngiltere Başbakanı Cameron, "Dünyadaki birçok sorunlu yapı, İngiliz sömürgeciliğinin ürünü" demiş. Bir anlamda günah çıkarmış. İslam coğrafyasındaki sorunlu yapıda da, İngiliz sömürgeciliğinin, daha genelde Birinci Dünya Savaşı sonrası Batı sömürgeciliğinin dizaynı var. 1960'lara kadar devam etmiş sömürge yapıları. Bunun halkta, yönetim kadrolarında, sistemin yapısında etki yapmamış olması mümkün değil.

Şimdi halklar bir şey istiyor, ama istekler buluşmayabiliyor, yönetimler değişime hazır değil, Türkiye olarak şöyle bir zorluk söz konusu:

- Kesinlikle olan bitenle ilgileneceksiniz.

- Ama dışarıdan yönlendiriyor gibi gözükmeyeceksiniz.

- Yeni Osmanlı çağrışımı yapmayacaksınız.

Yazının devamını okumak için bu linki tıklayınız

Yorumlar1

  • mevhibe inal 14 yıl önce Şikayet Et
    Yeniden yapılanma... Yeniden yapılanması gereken Batı dünyası. Dünyanın karışıklığından sorumlu olanlar onlar. Dış Politikaları Hileye dayanıyor. Yıllar yılı negatif ayırımcılık uyguluyorlar. İşbirlikçi ve açgözlü-hırslı tipleri destekleyip, güvenilir, adil vatansever insanları yok ettiler. Tarihi, kültürü, dini güçlü Müslüman Topluluklar, bir türlü, bu Batı kafasının çıkarları için empoze ettiği düzeni içine sindiremiyor. Türkiye örnek, sözü de diğer Müslüman ülkeler için aşağılayıcı ve itici. Bütün Hırıstiyan ülkeler birbirine benziyor mu? Müslüman ülkeler niçin birbirine benzemek mecburiyetinde? Her ülke kendi kültürü, bilge insanları ve adaleti ile düzenini kurabilir.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat