Kürt sorunu için çözüm ihtimali
- GİRİŞ09.06.2011 06:39
- GÜNCELLEME09.06.2011 06:39
Bahçeli, Diyarbakır'daki konuşmasını "Ne mutlu Türk'üm diyene!" sözleriyle bitiriyor.
Bu, hiç şüphesiz bir meydan okuma. Bu dille barış olmaz.
Öteki cenahta, "de facto -fiili- özerklik" yönelişi var. Bizim Altan Tan, en ucu seslendiriyor: Dağ Kapı meydanı ile Tahrir Meydanı arasında irtibatlar kurup, demokratik özerkliği öngören bir anayasa istiyor, "Yapmazlarsa direneceğiz, direnirsek kavga çıkar, bu iş karakolda biter" diyor. Karakol'da bitecek olan şeyin ne olduğunu da Orhan Miroğlu, basiret süzgecinden geçirerek açıklıyor:
"...Türkiye gibi, derin tarihsel travmaların olduğu bir yerse, ben yaparım olur demek, ayrılmayı göze almak demektir. Kansız olacaksa amenna, bu ıstırap bitsin diyeceğim ama öyle olmayacağının herkes farkında.
"Tek taraflı de facto özerklik ve Türkiye siyaseti bir arada olamaz.
"De facto özerklik, Kürt siyasi hayatında bir milat olur ve Diyarbakır merkezli bir siyaset, Kürt siyasetinin Türkiye'ye dönük yüzünü, Meclis'teki varlığını çok geçmeden anlamsız ve gereksiz hale getirir." (Taraf, 6 Haziran 2011)
Bahçeli'nin öteki ucunda da çatışma var.
Türkiye, Bahçeli'yi veya öteki ucu tercih edebilir mi?
İşin içine biraz basiret karışırsa, buradan kan çıkacağı görülür ve hiç kimse bu ülkenin Türk'üne Kürt'üne, kan tercihi yaptırmaz.
Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
(Ahmet Taşgetiren - Bugün)
Yorumlar3