İşte geldi "ve ileyhi türceuun..."
- GİRİŞ13.04.2012 08:07
- GÜNCELLEME13.04.2012 08:07
Dünyada hiçbir şey olmasa, "Ona dönüş günü" gelir... Ve mutlak hesabı O (c.c.) görür.
Ama dünyada nispi de olsa adalet oluyor. Çünkü insanın içindeki adalet tutkusu silinmiyor. Zulme uğrayanlar da adaleti arıyor, sırf insani duyarlılıkları sebebiyle zulme uğramayı içine sindiremeyenler de... Devletler de aslında adaletin ikamesi için var olmuşlardır.
27 Mayıs da orada kalamazdı.
12 Mart da...
12 Eylül de... Ve 28 Şubat, 27 Nisan...
Tabii ki adalet aranıyor, Kılıçdaroğlu "rövanş" havalarında ama gerçek olan "zulmün karşılığı" olan şeyin verilmesi... Zulme karşılık vermek rövanşsa rövanş, ne diyelim.
Ne olmasın? Tabii ki haddi aşmak olmasın, zulüm ne ise ceza ona göre olsun.
CHP, Ergenekon'dan sonra 28 Şubat ile de aynileşmeyi tercih ederse, kendisi adına vah ki vah.
......
İhvanofobi-İslamofobi
Ortadoğu denkleminde derinden derine bir kılçık devrede tutuluyor.
-İktidara İhvan mı gelecek? İhvan gelirse ne olacak?
Bu söylem, Cezayir'de İslami Selamet Cephesi'nin demokratik başarısının önünü kesen darbenin ve onun arkasındaki Batı dünyasının söylemi.
Filistin'de aynı şey oldu.
Batı dünyası, İhvan iktidara gelir diye Mısır'da bir diktatörle on yıllarca işbirliği yaptı.
Şimdi Suriye için bu mantık cevelan halinde.
Bu mantık Suriye'de neredeyse Esed cinayetlerinin devamının gerekçesi haline gelmiş durumda.
Fobilerin buluşması
Bir süredir bizim medyamızda da arzı endam ediyor bu yaklaşım. Resmen bir "İhvanofobi" oluşturuluyor. Son malzeme İhvan'ın amblemi halindeki "Kılıç ve Kur'an" figürü. Buradan cihat, oradan da kan çıkarılıyor. Ortaya konan soru şu: Esed'in kanlı laik, İslamcılar'ı -yani ortak düşmanı- boğan diktatörlüğü mü yoksa Cihatçı İslam mı?
Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
Ahmet Taşgetiren / BUGÜN
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol