Ordu ve 'biz'!

  • GİRİŞ18.10.2008 08:13
  • GÜNCELLEME18.10.2008 08:13

Biz hâlâ "dokuz boğum diye yutkunup dururken gırtlağında tek boğum bile bulunmayan birisinin velev ki nasıl konuşacağını Ahmet Altan gösterdi işte, "General doğru yerde durun; haddinizi aşmayın" cümlesi, basınla ordu arasındaki ilişkilerde çığır açıcı sözlerdir; çatlayan vazonun artık kırıldığının resmidir ki buna mahal vermemek gerekirdi.

O sözleri mânâsı ve muhtevası itibariyle yanlış bulmuyorum, üslûbu yanlış buluyorum; daha doğrusu, "keşke Genelkurmay başkanı, böyle târizli bir üslûba meydan verecek derecede orduyu açık düşürücü o meşhur basın toplantısını yapmasaydı" diye düşünüyorum.

Doğrudur, değildir; benim, daha doğrusu bizim nokta-i nazarımız budur. Başkalarına ödleklik gibi görünebilir fakat benim gibi düşünen insanların devlete, yargıya, orduya, siyaset kurumuna bakışındaki, "bu kurumlar yıpratılmamalı; temsilcileri de, kurumlarına karşı gösterilen ananevi saygıyı kendilerine açılmış şahsi bir kredi zannederek yanlış yapmamalılar" titizliğinin anlaşılması gerekirdi.

Farkındasınız, bu cümleleri kurarken "ben" ile "biz" zamiri arasında tereddüd geçiriyorum. Bu satırların sahibi benim fakat Türk toplumunun tam ortasında ve içinde yer tutan hayli mühim bir kitlenin duygularını da aksettirdiğimi zannediyorum; çünkü sokaktaki insanların ne düşündüğünü, "sotalı yer" bulunca nasıl sansürsüz konuştuğunu da biliyor, halkın zihnindekileri üslûbunca tercümeye çalışıyorum. Ne yazık ki bugünlerde benim mefhumuna hürmet ettiğim kurumların itibarı, aslında zannedildiği gibi değil. Türkiye'de sosyal değişim, brifing alanların ve verenlerin kavrayamayacağı kadar hızlı.

Biz, orduyu temsil eden kişiye "general, general" diye imâsı açık tarzda tonlandırılmış bu üsluptan rahatsızlık duyuyoruz fakat, kuvvet komutanlarını arkaplana alarak basına ve topluma sert çıkan edâdan da rahatsızız. Üslûbumuzun mağduruyuz. Açık toplumu, bilgi edinme hakkını, kamu işlerinin şeffaflığını, idarenin bütün eylemleri itibariyle denetlenebilmesini, sivil siyaseti savunuyoruz fakat ordunun itibarı ve güvenilirliği sarsılınca da, baba malına ziyan gelmiş gibi içimiz burkuluyor. Oysaki her muhtırada örselenen, rencide olan biziz; askerliğin kavramına saygımız var, uygulamalarına itirazımız; bu hâletin kritik değeri anlaşılmadı. Askerler bu yaklaşımı -Allahualem-, "sinsice, riyâkar" bulup, alayımızı birden topluca "tehdid defterine yazıyorlar olmalılar ki, nezaketine riayetkâr sitemlerimiz kaale alınmadı.

Geçelim bunları; "ibrâ olunmak" gibi bir endişemiz yok. Silah tüccarı, ordu mütayiti değiliz ki, alıcımızı incitme endişesi taşıyalım. Neysek oyuz işte. Birileri bilse de bilmese de pek bir şey fark etmez, fakat "bir kısım dinci olmayan" basın kalemşörlerinin iki günde ağız değiştirivermesi çok mânidardır ve ordu üst yönetiminin hatalı değerlendirmesinden cesaret bulan sert tepkilerin bir devlet zafiyetine yol açmasından endişeliyim. Nokta-i nazarımız anlaşılsa ve bilinseydi, askerî ve sivil bürokrasinin derebeyleri, bugünlerde su yüzüne çıkan değişim rüzgârlarına açık yelkenle yakalanmazlardı. Görünen şudur: Bürokratik derebeylerin yönetim üslûbu ve felsefesi tasfiyeye uğrayacaktır. İşbu operasyonu tasarlayan güçler, "içerden" bilgi sızdırmak suretiyle tasfiyeyi hızlandırıyorlar. Hiçbir kriz öfkeyle yönetilmez; hele bu kriz asla.

Çâre belli; başkalarının inisiyatifine geçmek üzere bulunan tasfiyeyi, çok üsluplu ve kontrollü bir özeleştiri hamlesiyle bizatihi siz yapacaksınız lâkin şu gerçek de âşikâr; zihnî donanımınız böyle yüksek özgüven isteyen bir otokritiğe kifayet etmez.

"Muasır" dünyanın istikametini gözden kaçırmadan milletin kalbini dinlemeli, rûhuna nüfuz etmeye çalışmalıydınız; ah!..

A. TURAN ALKAN - ZAMAN

t.alkan@zaman.com.tr

Yorumlar6

  • Ali Ünlü 17 yıl önce Şikayet Et
    sen de kendi ubunda eleştir o zaman. Muhterem hocam.. Genelkurmay başkanına "General!" diye hitabetmek evet biraz sıkar! Herkesin harcı değildir. Ve evet bazı kişiler sıkmasa da bu uslupla kendi hizmetçilerine bile seslenemezler; garsonu "Garson!" diye değil "Garson bey!" diye çağırır halkımız. Kabul. E, o zaman siz de o güzel yazılarınızdan birini döktürüp Genelkurmay başkanı orgeneral sayın İlker Başbuğ'un tutumunu tasvip etmediğini, onu bu tavırdan vaz geçmeye çağırdığınızı yazsanız. Olmaz mı?
    Cevapla
  • baybars can 17 yıl önce Şikayet Et
    üslupmu sürmenajmı. eleştirilmeyen kurumlar,geri kalmaya ve toplumu geribırakmaya mahkum eder,evet eleştirilmesi yasak bir kurum kutsallaştırılmış birkurum hatta ilahlaştırılmış bir kurum,şimdi somak lazaım 80 senedir bu sorunlar var ve 30 senedir süren terör ve canını yitiren evlatlar,80 yıldır süren bu sorunlar bir sınıfın hakimiyet kavgasıdırı aslında kandırılansa bizim halkımız kaybeden halk ve sebebide eleştirilmeyen kurumlar malesef başarısızlık hesabı halka kesilen bir tuhaf sürmenaj.
    Cevapla
  • Ahmet Suphi Demir 17 yıl önce Şikayet Et
    Üslup doğru ama.... Hocam çok güzel bir üslupla meseleyi özetlemişsiniz. Ama hitabettiğiniz o malum bürokratik kesim bu üsluptan değil Taraf'ın üslubundan anlar. Tasfiye süreci başladı ve her halukarda tasfiye olacaklar. "Bizim" bu tasfiyede hiç bir dahlimiz yok, tamamen dünya konjonktürüne bağlı bir durum. Meyvesini devşirdiği bahçeye def-i hacetini yapan, bu münasebetsizliği karşısında bahçe sahibinin sessizliğini korkaklık ve ikiyüzlülük zanneden askeri bürokrasiyi gereğinden fazla önemsiyoruz "biz"
    Cevapla
  • fahrettin aslan 17 yıl önce Şikayet Et
    sözler ve üslüp. genel kurmayın sözlerı dogruysa dogrudur dıyorsunuz bende dogrudur dıyorum eger sözler dogruysa üslübüde onu haklılıgını gösterır sözlerını haklı buluyorsanız üslübünüde katlanmanız gerekır demekki adam boşuna bagırmamış burda kabadayılıgı medya yapıyor yıne nedenmı haklısın ama bagırma gıbısınden burda yapılacak olan şey medyanın özür dılemesı ve ardından gen kur bşk nında alcak gönüllülük gösterıp özrü kabulen ve üslübümden dolayı tetaylı yollardan medyadan özür dılemesı tsk yada medyayada bu yakışir
    Cevapla
  • Umit Erdal 17 yıl önce Şikayet Et
    Empati kurmalıyız. Bu tartışmada gördüğüm kadarıyla bütün tarafların haklı olduğu yönler var. Ahmet Turan Hoca'nın düşünceleri de tartışmaya güzel bir boyut kazandırıyor. Toplu olarak, tüm tarafların birbirinin haklı olduğu yönlerin neler olduğunu düşünmelerini isterdim.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat