Yazık ettiniz 'Denizlere'!..
- GİRİŞ07.05.2011 07:48
- GÜNCELLEME07.05.2011 07:48
Ölenin, hele suç ile ceza arasındaki denge gözetilmeden verilmiş politik idam kararlarıyla asılanların ardından ileri-geri konuşmak kültürümüzde yok. İngilizler, "Maslubun evinde ipten bahsedilmez" derlermiş, doğrudur, en azından nezâket bunu gerektirir. Aynı nezâket kuralı, birkaç günden beri popüler solculuk nezlesinden kurtulamamış basın organları tarafından -bu defa tersinden- görmezden geliniyor.
"Denizler" edebiyatından bahsediyorum; "Denizler" tâbiri, ses değeri ve edebî titreşimlerine ilâveten Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ı bir arada anmak için kullanılıyor ve tuttu. Sol gazetelerimiz, bu üç genci, "Fidanlar, yenilmeyenler, demokrasi mücadelesinin yılmaz simgeleri" türünden romantik sıfatlarla niteliyorlar.
Bu üç adam, nâhak yere idam edildiler; işledikleri cürüm ile çarptırıldıkları ceza arasında müthiş bir oransızlık vardır ama onların mahkemeye nâhak yere verildikleri doğru değildir. Karıştıkları ufak tefek şiddet eylemlerini saymıyorum; "Denizler" 1971 yılında bir bankanın Ankara Emek şubesini THKO adına soydular ve paralara halk adına el koydular; üç ay sonra yine aynı örgüt adına Balgat'ta dört Amerikalı eri kaçırdıktan sonra, sıkıyönetimin bütün Ankara çapında ev ev arama yapması üzerine serbest bıraktılar. 12 Mart rejiminin dekorunda "Denizler"in yaptığı sansasyonel eylemlerin payı büyüktür.
Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
(Ahmet Turan Alkan - Zaman)
Yorumlar1