Trump'ın planı tutar mı?

  • GİRİŞ01.02.2020 11:31
  • GÜNCELLEME01.02.2020 11:31

ABD Başkanı Trump’ın “Ortadoğu Barış Planı” veya “Yüzyılın Anlaşması” olarak öne sürülen çözüm formülünün onaylanması Filistin davası açısından tam bir felaket olur. Böyle bir anlaşma planının kabul edilmesi Filistinlilerin bütün tarihi haklarından vazgeçmelerini ve gayrimeşru siyonist işgali her yönüyle meşru kabul etmelerini, yurtlarına dönmelerinden vazgeçmelerini, işgale karşı meşru direnişi ve mücadeleyi bütünüyle terk etmelerini, Kudüs’le ilgili bütün iddialarından vazgeçmelerini, Kudüs üzerindeki işgali aynen kabul etmelerini, mukaddes mekanlarına sahip çıkma konusundaki kararlılıklarına son vermelerini kısacası Filistin’deki varlık haklarıyla ilgili bütün değerlerinden ve ilkelerinden vazgeçmelerini gerektirmektedir. Bunun karşılığında kurmalarına izin verileceği iddia edilen devlet ise kendini savunma imkânından yoksun, sınırlarının kontrolünü bile işgalciye bırakan, güvenlik güçlerini de işgalcinin güvenliğini sağlamak için seferber eden bir sözde devlet olacaktır. 

Trump’ın planı gerçekten son derece tehlikeli ve korkunç bir komplodur. Bu komplonun bir anlaşmaya dönüşmesi Filistin davasının tarihe gömülmesine neden olacağı gibi şimdiye kadar verilen mücadelenin de boşa gitmesi, davayla ilgili ilkelerin hiçbir anlamının kalmaması, işgalci siyonistin ise Filistin topraklarında kazıklarını sağlamlaştırması anlamına gelecektir. 

Ancak böyle bir planın anlaşmaya dönüşmesi tabii ki anlaşmazlığın iki tarafınca da kabul edilmesiyle mümkün olabilir. Sadece bir tarafın bir formül hazırlayıp da diğer tarafın önüne sürmesiyle anlaşma olmaz. Diğer taraf bunu reddettiğini ve haklarını almak için mücadeleye devam edeceğini söylediği zaman anlaşma sağlanamayacak ve sorun devam edecektir. 

Bu planda ABD çözüm üretmek için değil işgalci siyonist rejimin isteklerini Filistin tarafına zorla kabul ettirmek için devreye girmiştir. Dolayısıyla burada ABD bizatihi İsrail’dir. Üçüncü bir taraf değil savaşan, saldıran ve galip gelmeye çalışan taraftır. İşgalcinin hesabına bu planı hazırlamıştır ve kabul ettirmek için elindeki bütün araçları kullanmaya çalışmaktadır. 

Böyle bir komplo karşısında Filistinlilerin en önemli ve belki de tek avantajları bütün kesimleriyle planı reddetme konusunda ittifak halinde olmalarıdır. Sadece Hamas ve İslami Cihad gibi İslami gruplar veya Filistin Halk Kurtuluş Cephesi, Filistin Demokratik Kurtuluş Cephesi gibi sol gruplar değil Fetih Hareketi gibi daha önce işgalciyle anlaşmaya imza atmış gruplar da kesin olarak planı reddetmekte ve bunun Filistin halkının bütün haklarından vazgeçmesini istediği gerçeğini dile getirmektedir. 

Bu yüzden ABD anlaşmayı hayata geçirebilmek için Arap dünyasındaki işbirlikçi ve ihanetçi dikta rejimleriyle olan ilişkilerini kullanmaya çalışıyor. 

Bu rejimler Filistin tarafını anlaşmayı kabul etmeye zorlamak için iki aracı kullanmaya çalışıyorlar. Bunlardan biri baskı ve zorlama diğeri ise parayı göstererek teşviktir. ABD, Filistinlilerin anlaşmayı kabul etmeleri durumunda söz konusu Arap rejimlerinin en az elli milyar dolarlık yardım yapacağı taahhüdünde bulundu. Ne kadar ilginçtir ki ABD Filistin’i  siyonist işgali onaylamaya zorlarken yine Arap devletlerinin maddi imkanlarını kullanıyor. 

ABD, Yüzyılın Anlaşması’nın ekonomik altyapısını oluşturmak için 25-26 Haziran 2019 tarihlerinde Bahreyn Ekonomik Çalıştayı’nı düzenledi. Bu çalıştayın asıl amacı Filistinlilerin Yüzyılın Anlaşması’nı kabul etmeleri karşılığında Arap ülkelerinin üstlenecekleri ekonomik projeleri ve faaliyetleri belirlemekti. Fakat Abbas yönetimi dahil Filistin’deki bütün kesimler bu çalıştayı boykot etti. 

Biz inanıyoruz ki Filistin halkının ve direnişinin bu plan karşısında güç birliği oluşturması ve kararlı duruş sergilemesi halinde Arap dünyasındaki dikta rejimleri vasıtasıyla yapılacak girişimler de başarısız kalacaktır ve planın hayata geçirilmesi mümkün olmayacaktır. Bunun için Filistin’de birlik ve bütünlüğün sağlanması büyük önem arzediyor. 

Ahmet Varol / Yeni Akit Gazetesi

Yorumlar1

  • İskender 5 yıl önce Şikayet Et
    Sahada güçlü isen masada kazanmış sayılırsın. Bölgede ve sahada İsrail çok güçlü ve maalesef bu gücü müslüman ülkelerden Mısır, BAE, Ürdün gibi ülkeler destekliyor. Filistin'nin bence hiç bir şansı yok. Daha da küçülecek ve zulüm görecek. Kararımca en son şansları Türkiye'yi GARANTÖR bir ülke olarak davet etmek.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat