Trump’ın “Kara Liste” tehdidi
- GİRİŞ29.11.2025 09:49
- GÜNCELLEME29.11.2025 09:49
ABD Başkanı Trump, Müslüman Kardeşler cemaatini de çağdaş Batı emperyalizminin başını çeken ülkesinin “kara listesi” niteliğindeki “Terör Listesi”ne alacağı tehdidinde bulundu.
Her şeyden önce Müslüman Kardeşler’in, işgale karşı kurtuluş savaşlarının verildiği topraklar dışında, sadece siyasi iktidarı veya hakim sistemi değiştirmek amacıyla şiddete başvurmadığı biliniyor.
Bu cemaatin tutumunda ve hareket tarzında son bir yılı içinde herhangi bir değişiklik de olmadı. Şiddet ve silaha başvurma konusunda bir yıl önceki hatta kuruluşundan beri tutumu ne idiyse bugün de aynıdır. Yani gayri meşru işgalin olduğu ve bu işgalin sürdürülmesi için silahlı güçlerin aktif olarak devreye sokulduğu ülkelerde ve topraklarda vatanları işgal edilen halkların da silahlı bir kurtuluş mücadelesi verme haklarının olduğu, ama siyasi iktidarların ya da hakim sistemlerin değiştirilmesi konusunda, davet, bilgilendirme ve bilinçlendirme yöntemlerinin kullanılması; bu yolla kitlelerin organize edilmesi ve etkin hale getirilmesi gerektiği görüşündedir.
Buna rağmen yani cemaatin geçmişteki tutumu bugün de devam ettiği halde terör listesine alınmasını gerektirecek bir sebep oluştu mu? Hayır.
Öyleyse Trump neden bu cemaati kara listeye almak istiyor. Onun bu tutumu gerçekte Müslüman Kardeşler’le ilgili ithamları değil ABD’nin terör listesinin aslında siyasi amaçlı bir baskı aracı olduğu, terör kavramını da bir baskı ve şantaj aracı olarak kullandığı gerçeğini teyit eder.
Trump’ı ve temsil ettiği Batı emperyalizmini rahatsız eden şey aslında İslam’ın bir hayat nizamı olarak benimsenmesi için bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları yapılmasıdır. Çünkü İslam’ın bir hayat nizamı olarak benimsenmesi ve Müslüman toplumların bu konudaki duyarlılıklarının artırılması küresel emperyalizmin İslam dünyasıyla ilgili sömürgeci politikaları açısından risk oluşturmaktadır.
Küresel emperyalizm İslam dünyasını hep işbirlikçi ve ihanetçi yönetimler vasıtasıyla, onlara istediği şeyleri dikte ettirerek sömürebilmektedir. İslam coğrafyasının merkezine saplanmış bir hançer niteliğindeki siyonist işgalin himaye edilmesi ve varlığını sürdürmesi de hep bu işbirlikçi ihanet yönetimleri sayesinde olmaktadır.
Siyonist katillerin Gazze’de soykırım başlattıkları sırada eğer ki Mısır Refah sınır kapısını açsaydı ve işgal rejiminin uyguladığı ablukanın etkisiz hale getirilmesi için bir şeyler yapsaydı siyonist katiller bu kadar cüretkâr olabilirler miydi? Nitekim 2012 yılında işgalcilerin Gazze’ye yönelik olarak başlattıkları saldırıda Muhammed Mursi’nin bölge ahalisine verdiği siyasi ve ekonomik destek savaşın gidişatını değiştirdi ve işgalci katiller kısa sürede ateşkese razı olmak zorunda kaldılar. Eğer ki Mursi, ihanetçilerin küresel emperyalizmin yardım ve desteğiyle gerçekleştirdiği darbeyle indirilmiş olmasaydı; Mısır’da bağımsız ve küresel emperyalizme kafa tutabilen bir yönetimin kazıklarını sağlamlaştırma fırsatı bulabilseydi siyonist katillerin böyle bir soykırım savaşına cesaret etmeleri çok zor olacaktı.
Aynı şey Ürdün için de söz konusudur. Ürdün’deki mevcut yönetim siyonist katillere yönelebilecek tehlikelere karşı küresel emperyalizm hesabına sınır muhafızlığı yapan işbirlikçi bir ihanet yönetimidir. Dolayısıyla bu ülkedeki yönetimin değişmesi; Müslüman Kardeşler’in savunduğu kendi özüne ve değerlerine dönmüş bağımsız ve özgür bir anlayışın ülkeye hükmetmesi siyonistlerin Filistin toprakları üzerindeki gayri meşru işgallerinin geleceğini de tehlikeye sokacaktır.
Bu tür bir yönetim değişikliğinin hem Mısır’da hem de Ürdün’de gerçekleşmesi durumunda küresel emperyalizmin bölgeyle ilgili planları kökten sarsılacaktır.
İşte bundan dolayı Batı emperyalizminin başını çeken ABD, onun İslam dünyasıyla ilgili politikalarının ve savaşının uzak karakolu niteliğindeki siyonist işgal ve bölgedeki bütün işbirlikçi ihanet rejimleri, İslam dünyasının kendi kimliğine ve değerlerine dönmesi için mücadele eden tüm oluşumlardan rahatsız olmaktadır.
Ahmet Varol / Yeni Akit Gazetesi
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol