ABD’nin saldırganlığı değişmeyen politikasıdır
- GİRİŞ08.01.2026 08:53
- GÜNCELLEME08.01.2026 08:53
Tam da Cumhuriyet gazetesinin tepe ismi Alev Coşkun, “İç cephe” dediği gün..
“İç cephe şart” deyip, ardından “İç cephe şart diyelim, siyasi iktidarın dış güçler konusundaki tespitlerine katılıyor gibi yapalım. Çaktırmadan, ‘adalet’ isteği adı altında, ‘iç cephe’ güçlendirilecek ayağı ile, bizim mahallenin suçlularını cezaevinden çıkartalım” tilkiliği yaparak, darbecileri kurtarma operasyonuna soyunduğu gün..
“Bizim sandıktan çıkacağımız yok. Muhalefetiz. İktidardan ayrılan isimlerin muhalefet partilerine geçmesi beklenir iken, muhalif partilerden isimler, AK Parti’ye geçiyor. Artık sandıktan çıkma ihtimalimiz sıfır” karamsarlığı ile, “İktidarın söylemine katılıyoruz gibi yapalım” taktiğine soyunup, seçilmiş AK Parti iktidarına, görev talimatı vermeye kalktığı gün..
Cumhuriyet’in internet sitesinde, ahlaksızlığın zirve yaptığı bir algı operasyonuna imza atıldı..
Başlık şöyle:
“AKP’li kadınlar şikâyetçi olmuştu: Gerici yazar Abdurrahman Dilipak’a kadınlara fahişe dediği yazıdan beraat!”
Bir atıp, üç vurgun yapmanın tilkiliği, işte buna denir..
Ömrünü gazeteci ve yazar olarak geçirmiş, konferansları, aktivist kişiliği ile bilinen bir düşünce insanını, farklı düşünceden birçok insan ile dostluğu sebebi ile takdirle karşılanan bir insanı önce gerici ilan ediyor..
Böylece, kemalist sol kafa, “Farklı düşüncelere tahammül gösterme” edebiyatını kendi elleri ile boğuyor.. Farklı düşünen kim varsa, anında mahkum edeceğini ispatlıyor..
Yolsuzluk yapan Ekrem İmamoğlu için dahi, “Masumiyet karinesi” diyor ama..
Bir gazeteciyi, mahkeme kararı da, gösterebileceği bir belge de olmadan “Gerici” diye yaftalayabiliyor..
Onlar suç işleseler bile, masumiyet karinesinden yararlanırlar.. Bu onların en tabii haklarıdır.
Ama onlar, başkalarını, somut bir gerekçe dahi göstermeden mahkum ilan edebilirler..
“Gerici” diye yaftalayabilirler.
Çünkü mahkum etmek, onların işi.
Onların hırsızları, suçüstü dahi olsalar.. Baklava kutusunu kendi eli ile açıp, içindeki deste deste avrolar kamera kayıtları eşliğinde milyonlarca insan tarafından izlenmiş de olsa..
Onlar masumiyet karinesinden yararlanmalıdırlar..
Yoksa, Ahmet Taşgetiren ağabeyimiz fena kızar..
Hz. Ebubekir’in doğruluğundan başlar, Hz. Ömer’in adaletinden çıkar..
Ama, Taşgetiren’in avukatlığına soyunduğu solcular, kemalistler ise..
Dindar kimi görürlerse, saldırırlar, hakaret ederler.. Bir şey ispat etmeye de ihtiyaç duymaksızın, kendileri yargılar, kendileri mahkum eder, kendileri infaz eder..
Dilipak ağabeye, “Gerici” dediler..
Yetindiler mi?
Ne gezer?
“Kadınlara fahişe dediği” iftirasını da atıyorlar.
Çünkü kemalistliğin kibri ile yazıyorlar.. Kemalistliğin zorbalığı ile, hüküm kuruyorlar..
“AK Parti içinde, akepe’li bazı kişiler de, buna sebep olacak yorumlarda bulunmuşlardı. Dava, AK parti içinden birilerinin yaptığı şikayetler ile açılmıştı” diyen çıkabilir..
Ama, yargılama sürecinde, yazının sahibi, savunma dilekçelerinde bunun doğru olmadığını açıkladı. İddianın yanlışlığını ortaya koydu.
Yerel mahkeme, “Dilipak’a yönelik isnat yanlış.. Böyle bir kasıt yok. Kadınlara yönelik, AK partili kadınlara yönelik, kurulmuş bir cümle yok.” dedi..
İstinaf, “Uzaktan yakından, Dilipak’ın üzerine atfedilen suçlama haksız ve yersiz.. Suç yok, ceza da yok” dedi.
Kemalistlerin ne kadar ilkesiz ne kadar yalancı olduklarının ispatı sadedindeki operasyonel tetikçilik örneği haberde ise, mahkeme kararlarındaki gerekçeler hiç okunmadan, sanki AK Parti’li kadınlar hedef seçilmiş gibi de sahtekarca imada bulunulup, bir gazeteci, tekrar hedef gösterildi: “AKP’li kadınlar ve Erdoğan davacıydı” ifadesi kullanılarak, sanki AK Parti’li kadınlar ve Erdoğan’a yönelik bir cümle varmış, buna rağmen beraat kararı verilmiş gibi algı yaptılar..
Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan o habere imza atan, onaylayan, sitesine koyan ahlaksızlara sesleniyorum..
Dilipak savunmasında, “Benim eşim, kızlarım, gelinlerim AK Parti etkinliklerine defalarca katılmışlardır. Benim AK Partili kadınlara veya genel olarak kadınlara böyle bir suçlama yapmam mümkün mü.” diye hatırlatma yaptığı halde..
Kemalist ahlaksızlar, “kadınlara fahişe dedi” iftirasını atabildiler..
Şimdi aynı hatırlatmayı, ilkesiz kemalistlere, yalancı sahtekarlara bir defa da biz yapalım..
AK parti içinde, bir avuç sızmış akepeli için yapılan eleştiri, ki onlara da, isnat ettikleri o malum sıfat yüklenmemiştir.. Sadece “AKP’nin papatyaları”’ denilmiştir..
Bunu bile bile, yalan söyleyen, sahtekarlık yapan Cumhuriyetçiler, utanmadan bir de, “AKP’ye yakın Yeni Akit’in eski yazarı gerici Abdurrahman Dilipak” ifadesi ile, bir daha bir daha hakaret etmenin, kendilerince büyük zevkini yaşıyorlar..
Dilipak’ın 6 yıldır yargılandığı, bana göre bir Türkçe öğretmenine gönderilse, 10 dakikada size “Burada kadınlara yönelik, AK Parti’li kadınlara yönelik, hatta akepeli kadınlara yönelik bir isnat yok” diyeceği yazı nihayet aklandı.
Belki yazıyı unutanlar, o tarihte okumamış olanlar ve merak edenler olabilir..
Yazının ilk cümlesi şöyle idi:
“ANAP’ı o ‘Papatyalar’, o ‘Lale Devri çocukları’ bitirdi. AK Parti’yi de, bu Erguvani AKP’nin ‘Papatyaları’(!?) bitirecek bu gidişle. “
Bir uyarı yapılıyor.
Dostça ikaz ediliyor..
Çok net olarak, AK Parti ve AK Parti içine sızmış istismarcı bir avuç azınlık ayrımı yapılıyor.
Çünkü, hemen sonraki cümle şöyle:
“AK Parti içindeki AKP’liler konuşuyor, AK Partililer susuyor. AKP’liler terfi etti zenginleşti, itibar sahibi oldular.”
Çok net olarak, yapılan uyarı şu:
“AK Parti’yi esas temsil edenler konuşmuyor, içindeki akepeliler konuşuyor. Rantı akepeliler yiyorlar.”
Bunun AK Parti’ye dostça bir uyarı olduğunun aksini kim söyleyebilir?
Ama cumhuriyet, ahlaksızca, “Nasıl olsa, ilgili yazıyı kimse arayıp bulmaz. Ben de bulanık suda belki biraz balık avlarım” düşüncesinde..
Her partide olabilecek, istismar amaçlı isimlerin ayırdedilmesi uyarısı içeren bir yazıyı, Cumhuriyet gazetesi, sanki tüm parti üyeleri rantçı olmuşlar gibi göstererek, yine bir sahtekarlık yapıyor..
Keşke, kemalistlerin de içinde, yanlış yapanların ayıklanması amacına matuf uyarılar yapılabilinse.
Buna cesaret edebilenler çıksa..
Yolsuzluk, CHP’nin tümünü kaplamış..
Bırakın uyarı yapanı, küçücük bir cümle kuranı bile, partiden anında ihraç ediyorlar..
Ama, yanlışların ayıklanması amacı ile, iktidar partisine yönelik uyarıyı ise, tüm parti o yanlışa kapılmış gibi göstermekten de geri durmuyorlar..
Daha da ilginci.. Abdurrahman Dilipak, o yazısı sebebi ile, İstanbul Sözleşmesi’ni eleştirdiği gerekçesi ile Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden ihraç edilmişti.
Düşünebiliyor musunuz?
Bir meslek derneği, mensubu bir gazeteciyi, yazdığı bir yazıdan dolayı ihraç ediyor..
Ve bu adamlar bize, “Düşünce özgürlüğü”nden bahsediyorlar..
“Farklı düşünme”nin, “düşüncelere saygı gösterme”nin öneminden bahsediyorlar.
Dilipak beraat etti..
Kimsenin böyle bir talebi yok ama.
Bakalım Gazeteciler cemiyeti, yanlışından dönecek mi?
Çelişkisini düzeltecek mi?
Yoksa onlar da, “Bizim görüşten olanların düşünce özgürlüğü vardır. Bizi eleştirenlerin ise canı cehenneme” mi diyorlar.
Yeni Akit
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol