OPEC dağılır mı?
- GİRİŞ02.05.2026 09:14
- GÜNCELLEME02.05.2026 09:14
ABD’nin NATO’ya yönelik askeri desteğini çekebileceğine dair tehditlerin ardından, OPEC’in en önemli üyelerinden olan Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) bu teşkilattan ayrılma kararı vermesiyle birlikte yeni bir tartışma başladı. OPEC acaba BAE’nin ayrılmasıyla birlikte etki gücünü kaybedebilir mi?
Aslında bir yandan NATO ile ilgili tartışmalar devam ederken hemen ardından OPEC konusunda bir tartışma başlaması konuyu biraz daha üst başlıktan ele almaya ve küresel ittifakların yavaş yavaş etki gücünü kaybetmesine kapı açacak bir sürecin başlaması ihtimalini göz önünde bulunduran tahlillere de yöneltmektedir.
NATO askeri, OPEC ise ticari bir ittifaktır. Ancak bu tür ittifakların spesiyal özelliklerinin yanı sıra siyasi boyutlarının olduğunun göz önünde bulundurulması gerekir. Bu tür ittifaklara üye ülkeler aynı zamanda kendilerini, siyasi otoritelerine yönelen tehditler karşısında da destek talep edebilecekleri bir dayanışmanın içinde hissetmeyi arzu ederler. Ama bu her zaman gerçekleşmez.
Örneğin NATO bir askeri ittifaktır ve üye ülkelerin güvenliklerine yönelen tehlikeler karşısında etkili olmak için devreye girme sorumluluğunu yüklenmiştir. Ama anlaşıldığı kadarıyla bugün ABD kendisinin siyasi çıkarları ve özellikle himaye ettiği siyonist işgal rejiminin endişeleriyle ilgili konularda da NATO’dan yardım ve destek bekliyor. İstediğini elde edememesi karşısında da bu teşkilata desteğini çekebileceği, hatta teşkilattan tamamen ayrılabileceği tehdidinde bulunmaya başladı.
ABD’nin istediği, dünyada kendisine hiçbir ülkenin siyasi yönden muhalefet edemeyeceği, talimatlarına tabi olmak zorunda kalacağı bir küresel egemenlik kurmaktır. NATO’nun da, bu idealini gerçekleştirme amaçlı ataklarında kendisinin bir askeri kurumu gibi hizmet etmesini bekliyor. Ama böyle bir şey NATO’yu bir askeri dayanışma ittifakı olmaktan çıkarıp tüm üye ülkeleri ABD’nin çıkar ve planlarına hizmet eden, dolayısıyla siyasi yönden de ona bağımlı unsurlar haline getirecektir.
OPEC’in kuruluşunun amacı dünya petrol piyasasını kontrol etmek ve herhangi bir ihracatçı ülkenin izlediği politikanın bir başka ihracatçı ülkenin çıkarlarına zarar vermesini engellemek için koordineli hareket edilmesini sağlamaktı.
1960 yılında Venezuela’nın teklifiyle Irak’ın başkenti Bağdat’ta kuruldu. Ama petrol ihraç eden ülkelerin tümü üye olmadı. Bazıları sonradan üye olduysa da bazıları da çıktı. Ama yine de dünya petrol piyasasını kontrol edebilecek bir güce sahipti. Çünkü BAE’nin de dahil olduğu 12 üye dünyadaki petrol rezervinin yaklaşık üçte ikisine sahip durumdaydı.
BAE’nin ayrılmasıyla üye sayısı 11’e düştü. Bunların arasında İran ve Venezuela da var. Venezuela bugün ABD’nin siyasi tahakkümüne ve esaretine girmiş durumda olduğundan petrolünü de ABD kontrol etmektedir. İran ise uluslararası ambargoya tabi tutuluyor. Dolayısıyla bugün teşkilatın karar mekanizmasında etkili olabilecek yani verdikleri kararlarla petrol piyasasına yön verebilecek üye sayısı 9’a düşmüş sayılır.
Bunların da bazıları Hürmüz Boğazı konusunda devam eden kriz yüzünden ürettikleri petrolün önemli bir kısmını dünya piyasasına arz etmekte zorlanıyor. Söz konusu 9 ülkeden Irak, Kuveyt ve Suudi Arabistan Hürmüz Boğazı’nı kullanmak zorunda. Ama petrol ihraç yollarının tehlikede olması sebebiyle uluslararası piyasayı etkileme güçleri büyük ölçüde zayıflamış durumda. Bu durum karşısında dünya petrol piyasasına arz edilecek petrol miktarının ve fiyatların belirlenmesinde OPEC üyesi ülkeler arasındaki koordinasyon pek işe yaramıyor. Bu da petrol fiyatlarının daha fazla kontrolden çıkmasına neden oluyor.
BAE de bir bakıma OPEC’in kendisine ayak bağı olmaması, dünya piyasasına arz edebileceği petrolün fiyatlarını belirlerken bu teşkilatın vereceği kararlara uymak zorunda kalmamak için teşkilattan ayrıldı. Bu durum, içinden geçtiğimiz çalkantılı dönemde OPEC’in dünya petrol piyasasını kontrol etme konusundaki etki gücünü büyük ölçüde kaybedebileceğine işaret ediyor.
Yeni Akit
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol