Sabotajın yıl dönümünde Mescidi Aksa
- GİRİŞ21.08.2026 10:02
- GÜNCELLEME21.08.2026 10:02
Bu yıl 21 Ağustos, siyonist işgal rejiminin yönlendirdiği bir fanatiğin Mescidi Aksa’yı yakma teşebbüsünün 57. yıl dönümü. 21 Ağustos 1969’ta Denis Ruhan adında bir fanatik bu kutsal mabede sabotaj düzenledi. Çıkan yangında tarihi mekanın birçok önemli bölümü ve halıları yandı. Nureddin Zengi’nin, kendi eliyle yaptığı ve Kudüs’ün kurtarılması halinde Mescidi Aksa’ya yerleştirilmesi üzere Salahuddini Eyyubi’ye emanet ettiği minber de yandı.

Her şeyden önce bu sabotajın, İsrail işgal rejimi tarafından “münferit” olay olarak yansıtılmasının gerçekçi olmadığını hatırlatalım. İşgal rejimi zaman zaman bazı kirli operasyonlarını böyle “fanatik, deli, meczup” gibi yansıtılan kişiler üzerinden ama planlı ve kontrollü bir şekilde gerçekleştirmektedir. Hz. İbrahim Camisi’nde bir sabah namazı vaktinde gerçekleştirilen katliam da böyledir. Bunun daha birçok örneği var.
Mescidi Aksa’ya yönelik siyonist şiddet o tarihten bu yana kesintisiz bir şekilde devam etti. Ancak biz bugünkü yazımızda burayı hedef alan siyonist saldırganlığın tarihiyle ilgili ayrıntılardan ziyade bugün karşı karşıya olduğu durum hakkında bilgi vermek istiyoruz.
Haberlerden takip ettiğiniz üzere işgalci siyonistlerin Mescidi Aksa’ya yönelik baskınlarında ciddi bir artış var. Bu baskınlarda da “aşırı sağcı” veya “fanatik” olarak tanımlanan yahudi cemaatlerinden istifade ediliyor. Ancak bu fanatiklerin baskınları işgal rejiminin asker ve polislerinin himayesi altında gerçekleştiriliyor.
Yapılan baskınlarda bazen baskıncı gruplara işgal hükümetinde sözde bakanlık vasfı taşıyan aşırı siyonist ırkçı liderler öncülük etmektedir. Bunların başında da işgal hükümetinde sözde Ulusal Güvenlik Bakanı vasfı taşıyan aşırı ırkçı siyonist Itamar Ben Gvir’i zikretmek gerekir.
Bu arada Itamar Ben Gvir’in, kendisi her ne kadar bugün artık o teşkilata mensup olmadığını ileri sürse de köken itibariyle işgal rejiminin bile terör örgütü olarak tanımladığı ve yasakladığı Kah örgütünden olduğunu belirtelim. Bu örgüt aşırı ırkçı siyonist Meir Kahane tarafından kurulmuştur ve Arapların tümünün Filistin’den sürgün edilmesini istiyor. Çok sayıda eli kanlı terörist yetiştirmiş olan bu örgütün elemanları Filistinli Müslümanlara yönelik birçok cinayetten sorumludur. El-Halil’deki Hz. İbrahim Camisi’nde 25 Şubat 1994’te sabah namazı esnasında korkunç katliam gerçekleştiren Barush Goldstien de bu örgüte mensuptu. Ben Gvir her ne kadar örgütten çıktığını söylese de kurucusu Kahane’nin öldürülmesi yıl dönümlerinde düzenlenen anma törenlerine katılmayı ihmal etmez.
Böyle bir aşırı ırkçı siyonistin bakan olduğu hükümet, Mescidi Aksa açısından ciddi tehdit oluşturan baskınların önünü açtığı gibi, daha önce burada düzenlenmesi yasak olan Talmudik ritüellere ve yahudi inancına göre düzenlenen toplu ibadetlere artık izin vermektedir.
Zaman zaman belki fotoğraflardan veya tv görüntülerinden dikkatinizi çekiyor olabilir. Mescidi Aksa’ya baskın düzenleyen siyonist teröristler bu mabedin avlularında boylu boyuna yüzükoyun yere uzanıp ellerini öne doğru uzatıyorlar. Buna Türkçe karşılığıyla “destansı secde” adını veriyorlar.
Yahudilerin dini yaşantılarını ilmihal düzenine sokmasıyla meşhur olan Musa bin Meymun (Mois Kohen) de kitaplarında böyle bir secdenin tarifini yapmaktadır.
Mescidi Aksa’nın içinde böyle secde yapmalarının amacı ise buranın kendilerine ait olduğu ve buraya el koyma konusunda kararlı oldukları mesajı vermektir.
Irkçı Netanyahu’nun siyonist çetelerin Mescidi Aksa’ya bu kadar çok baskın düzenlemesine, Talmudik ritüeller ve “destansı secde”ler yapmalarına izin vermesinin amacı ise burayı Müslümanlar ile yahudiler arasında paylaştırma planını hayata geçirmektir. İşgal rejiminin böyle bir paylaştırma planı mevcuttur ve hayata geçirilmesi için siyasi ve sosyal şartların oluşturulmasına çalışılmaktadır.
Bu itibarla Mescidi Aksa bugün, 1969’da sabotaja maruz kaldığı günlerde karşı karşıya olduğundan daha büyük bir tehdit ve tehlikeyle karşı karşıyadır.
Ahmet Varol / Yeni Akit Gazetesi
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol