Yarın 15 Temmuz
- GİRİŞ14.07.2021 11:38
- GÜNCELLEME14.07.2021 11:38
Hak ile batılın, iman ile küfrün, doğru ile yanlışın, mü’min ile hainin, zalim ile mazlumun, ahlaklı ile arivistin, terörist ile vatanseverin, işgalci ile masumun, cani ile şehidin mücadelesi olan 15 Temmuz’un seneyi devriyesi yarın.
Türkiye’yi kontrol altında tutmak ve dönüştürmek isteyen merkezler eliyle yönetilen bir başkaldırıydı 15 Temmuz.
Ülkesini satmış, tarihine ihanet etmiş, ruhunu satan “1 dolarlık” adamlarla!, Yunus’un dilinden anlayıp Yavuz’un diliyle konuşabilenlerin mücadelesiydi 15 Temmuz.
15 Temmuz, cesurlarla korkakların, meydan okuyanlarla esirlerin, eski imtiyazlı azınlıkla Anadolu insanının boy ölçüşmesiydi.
15 Temmuz, üzerlerine “cemaat” kisvesi giyerek, kendilerini içine atmaya çalıştıkları “nur” deryasında boğulan “Gülenizm” efradının Türkiye tarihinin gördüğü en tehlikeli ihanet hareketiydi.
15 Temmuz, “örgütsel” bir yapılanmanın, “derin bir çete”nin “dost-modern” darbe girişimiydi.
15 Temmuz, egemenliğimize ve bütünlüğümüze yönelen ciddi saldırılara karşı Çanakkale ruhu ile devlete, millete ve onun bekasına sahip çıkıldığı gündü.
15 Temmuz, siyaset üstü bir mücadeleydi, devletin varlık mücadelesiydi.
Kaptanı Yahudi sever, çarkçısı Mason, tayfası dönme, rotası dinsizlik olan “hizmet gemisi”nin karaya oturmasıydı.
İçki içerek, eşlerini bikini ile denize sokarak, her türlü ahlâksızlığı meşru ilan ederek ordunun içerisinde yuvalanan hainlerin, silahları olmayan fakat iradeleri ve öfkeleri olan aziz milletin önünde diz çöküşüydü.
İç savaş isteyen hokkabazların, Yunan’a sığınacak kadar adileşen cibilliyetsizlerin, demokrasiye darbe indirip büyük Türkiye hayallerinin önüne geçmek isteyen haysiyetsizlerin, FETÖ tasmasıyla dolaşan şerefsizlerin kendi pisliklerinde boğulmasıydı.
Soru çalmayı, haksız konum elde etmeyi, yetim hakkı yemeyi, devletin sırlarını başka ülke istihbaratlarıyla paylaşmayı, ayak kaydırmayı, kadrolaşmayı, şantaj montaj işlerini, dikizlemeyi çok iyi bilen fakat siyasete aklı ermeyen PİÇ’lerin (Paralel İhanet Çetesi) hüsrana uğramasıydı.
Kumar oynayınca “himmet”, yurtdışına kaçınca “hicret”, telefon dinleyince “keramet”, yolsuzluk yapınca “ticaret”, ajanlık yapınca “hizmet”, köpük partisi yapınca “letafet”, kin kusunca “mülaanet”, hapse girince “istirahat” diyecek kadar yüzsüz ve ahlaksız paralel ihanet şebekesinin kirli ittifaklarla yürüttüğü operasyondu.
Ruhunu, onurunu Fetullah denen alçağa teslim etmiş, hipnozlanmış halde yaşayan Gülenist sürünün millete kurşun yağdırması, Cumhurbaşkanının üzerine ölüm mangası olarak gidilmesiydi.
Bu milletin, mermileri bağrında söndürmesi, tankları elleriyle durdurması, uçakları tutmaya çalışarak vatan aşkını, bayrak sevdasını çılgınlık boyutlarıyla sergilemesiydi.
Bu milletin, halkın gücünü, demokrasiye inancını, devletine bağlılığını hafife alan, milletine kurşun sıkacak kadar alçaklaşan, terör örgütü FETÖ’yü bitirişiydi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cesareti ve liderliğiyle, milletin feraseti ve dirayetinin buluşmasıydı.
Aradan geçen 5 yıl sonunda cinnet geçiren, kör ve kötü niyetli dalkavuk çetesi dağıldı mı? HAYIR…
Her kılığa her forma girebilen, gerektiğinde kendilerini bile inkâr edebilecek manevra kabiliyetine sahip olan “abiler, ablalar, şakirtler ve kriptolar” her gün yeni bir yol, yeni bir yöntemle yeniden var olmaya çalışıyor.
Beli kırıldı, daha da önemlisi artık milletin nezdinde sonsuza kadar mahkûm oldular derken “gaybubet evi” adı verilen hücre evlerinde yeniden yapılanmaya çalıştıkları tespit ediliyor.
Sırtlarındaki derviş hırkası sökülüp atıldı, altından çıkan kipkirli, kapkara suretleri cümle âleme rüsvayı oldu derken her gün yeni bir yol ve yöntemle umut yeniliyor, hayal kuruyorlar.
FETÖ ile yapılan mücadelede her yol, her yöntem denenmeli, bunlar saklandıkları inlerinden çıkarılmalıdır. “FETÖ’yle mücadele ediyormuş gibi” yapıp kendilerini gizlemeye çalışan zavallıları da bu azaptan kurtarmak lazımdır.
Mağdur kisvesine bürünüp yalanlar eşliğinde ahlar, vahlarla kamuoyu oluşturmaya çalışan ahlaksızlar deşifre edilip üzeri çizilmelidir.
Gülenist sürü din dili üzerinden siyasi iftiralarla, ulaşabildikleri herkese yalan enjekte ederek darbeyle ulaşamadıkları hedeflerine iftiralarla ulaşmaya çalışıyorlar ve kırık kalplerde, yaralı gönüllerde kendilerine yer arıyorlar.
İntikam hayalleri kuruyorlar.
Kaset ile genel başkan yaptıkları Kılıçdaroğlu’ndan, Amerika’nın kutsal misafir olarak barındırdığı, İsrail lobisinin emir komuta zincirinde İslam’ın evrensel halifesi olarak hazırladığı asrın Deccalı Gülen’in icazeti ile parti kuran Akşener’den, kendisini dünyanın sahibi zanneden “ihtiyar bunak” Biden’dan medet umuyorlar.
Hâlâ bir hata ettik, el açıp Yaratan’dan af dileyelim demiyorlar.
Yorumlar5