Asimetrik bir savaş
- GİRİŞ04.08.2021 11:32
- GÜNCELLEME04.08.2021 12:27
Türkiye’de eşzamanlı olarak birçok ilde meydana gelen orman yangınları sadece ağaçları değil ülkemin ciğerlerini, milletin yüreğini de yaktı. Ege ve Akdeniz’de cennet koylar ve ormanlar kül oldu.
Çok sayıda köyde, ev ve işyerinde ağır zarar oluştu. Şükür hayatını kaybedenlerin sayısı az ama yaralanan, evini, bahçesini, hayvanlarını kaybeden birçok insan var.
Zamanlaması, yangın çıkarılan bölgelerin Türkiye’nin turizm cennetleri oluşu ve yürek yakan sonuçları itibariyle düşmanlarımızın içimizdeki hainlerle yaptığı “Beşinci Kol” faaliyeti olduğu gerçeği ortada.
Bir ilçede aynı anda ayrı yerlerde birden yangın çıkması, yakın zaman dilimlerinde birbiri ardınca çıkarılan bu yangınlar Türkiye’yi ekonomik, siyasi, terörle her koldan baskı altına almak isteyen küresel güçlerin planları dâhilinde PKK terör örgütünün işi olduğu aleni.
Ankara’nın Polatlı ilçesinde yer alan Topçu ve Füze Okulu Komutanlığı’ndaki otları, dışarıdan yakarak yangın çıkarmaya çalışan “şerefsiz”i yöre halkı kıskıvrak yakaladı. Bu şerefsizin birçok suç kaydı var ve terör örgütü PKK sempatizanı.
Terör ve Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ’un yangınlarla ilgili değerlendirmeleri dikkate değer. “Bu tamamen dışardan destekli, dışarıdaki istihbarat teşkilatları dâhil birtakım yapıların devreye girdiği bir saldırı girişimi.
Bu planlı eylem dış güçler tarafından Türkiye’nin son zamanlarda atmış olduğu adımlar ve yapmış olduğu ataklardan dolayı bir odaklanma sorunu yaşatmak ve Türkiye’nin enerjisini başka tarafa çekme ve bir yandan da aba altından sopa gösterme amaçlı gerçekleştirildi.”
“Kol kola omuz omuza birlikte hareket eden bu yapıların tek bir ortak noktası var: Anadolu, Türk milleti ve Türk devleti. Dolayısıyla bu yangınların tesadüfen çıktığını asla düşünmemek lazım.”
Bir anda düğmeye basılmışçasına eşzamanlı ve koordineli bir şekilde ülkede yangın çıkmayan orman bölgesi kalmamasının adı “sabotaj”dır.
Resmen, alenen yaktılar, tutuşturdular ve kaçtılar. Tüm bunları çaresizce seyretmek, hepimizi kahretse de acı gerçek bu.
“İklim değişikliğinin sonucu” diye mavra yapan çokbilmişler çıkacaktır içimizden.
Ürpertici orman yangınları Türkiye’nin güvenliğini tehlikeye sokmayı amaçlayan Türkiye’ye karşı yürütülen asimetrik bir savaştır.
Terör örgütü elebaşlarının yangını bir savaş taktiği ve silahı olarak kullandıklarına dair hem açıklamaları hem de talimatları olduğunu biliyoruz. Daha evvel de yaşadığımız taammüden yangınlar bunun örnekleri.
PKK’nın azılı militanlarından FETÖ işbirlikçisi Parmaksız Zeki kodlu Şemdin Sakık’ın, “Silahımız tükenir, sayımız azalırsa, Bodrum’a gider yatlarını yakarız. Antalya’ya iner seraları yakarız. İstanbul’a çıkar araçlarını yakarız. İzmir’e ulaşır ormanlarını yakarız” sözleri yurtiçinde sayısı da silahı da tükenmek üzere olan terör örgütünün çırpınışlarını göstermekte.
Hepimiz acı çekerken, millet olarak birlik ve beraberlik sergilememiz gerekirken her zaman olduğu gibi muhalefetteki ittifak üyelerinin yüzsüzlüğü, yine oy devşirme peşinde oluşu başka bir acı, başka bir sancı.
Ağaçlar, hayvanlar ve binalar yanıyor dahası insanlar yanıyor benim ittifak ortaklarım zillet peşinde.
Toplumsal felaketlerde, doğal afetlerde bile kininden, nefretinden, takıntısından vazgeçmeyen zillet ortaklığı çare olmak, yara sarmak yerine kin kusuyor, yalanlarıyla ortamı gerip çaresizlik içinde kıvranan insanımızın yarasını dağlıyor.
Milletimin içini yakan orman yangınlarını siyaseten ranta çevirmek isteyen siyasilerden, yangınları içindeki pislikleri kusma vesilesi olarak değerlendiren sosyal medya farelerinden millet nefret ediyor ve tepkilerini göstermekten de çekinmiyor.
Yangında küle dönen bir eve girmek isteyen sözde “iyi!” siyasiye ev sahibinin verdiği “sizin benim için yapacağınız bir şey yok” cevabı ders niteliğinde ve tarihe geçecek cinsten.
Sözde hayvan hakları savunucuları ormanları yanmayan tatil beldelerinde keyif çattıklarından yakılan ormanlarda telef olan hayvanlara seslerini çıkarmıyorlar ya da çıkaramıyorlar.
Binlerce hektar orman alanımız kül olmasına, binlerce canlı türünün yanarak ölmesine seyirci kalmalarını toplum not ediyor.
Yaraların sarılması için hep birlikte kolları sıvamalıyız. Yapılan provokasyonları göz önüne alarak daha çok yangın söndürme uçağımız, helikopterimiz ve yetişmiş insan kaynağımız olmalı.
İHA’lar özellikle de yaz aylarında ormanlarımızı sürekli gözetim altına almalı. Yangın çıkaranlara uygulanan cezalar misliyle artırılmalı hatta ibret olsun ormanı yakanlar gün yüzü görmemelidir. Ormanlarımızda mangal, ateş yakmak, hatta sigara içmek yasaklanmalıdır.
Cumhurbaşkanımızın tabiriyle; yüreğimizi yakanın ciğerini sökmek boynumuzun borcu olsun.
Akif Bedir / Yeni Akit Gazetesi
Yorumlar2