Neden başkanlık sistemi
- GİRİŞ06.10.2021 11:18
- GÜNCELLEME06.10.2021 11:18
Devletin bekasına, milletin geleceğine pranga vurmak isteyen, ekonomik ve politik çıkarları için bürokrasiye kanca atan ekonomik iktidar grupları, terör örgütleri, cuntalar organize eden, darbe tezgâhlayan, darbe planlarına dış destek sağlayan küresel lobiler, dış güdümlü yerli siyasiler sabah akşam parlamenter sistem yani koalisyon hükümetleri istiyor.
Muhalefet inanılmaz bir kin ve nefret diliyle saldırıyor, insanları sokağa çağırıyor.
Başkanlık sisteminin Türkiye’deki kronik sıkıntıları işler hale getirmesi, istikrarlı yönetim, güçlü yürütmenin kabul görmesi ve Başkan Erdoğan’a olan düşmanlıkları “fesat cephesi güruhu”nu suni gündemlerle yeni söylemlere, kirli senaryolarla yeni arayışlara, algı operasyonlarıyla yeni cepheler oluşturmaya mecbur kıldı.
Oysa küresel düşünüp, yerel davranmayı içeren, bu ülkedeki insanların inançlarına, kültürüne, geleneğine, medeniyetine uygun Türkiye tipi başkanlık sistemi, ülke yönetimi ve halkın sorunlarını çözme açısından daha efektif, güçlü bir siyasi mekanizma sağlasın ve gelecekte bir daha başkalarının kuklası olan hükûmetler bu ülkeyi yönetmesin diye tercih edildi.
Çok partili hayata geçtiğimiz 1950’den bu yana yaşadığımız örneklerle antidemokratik uygulamalara su taşıyan koalisyon hükümetlerinin ülkeyi nasıl bir kör kuyuya yuvarladığını yaşayarak gördük.
Ülkede çok partili hayat döneminde tüm önemli ve başarılı projeler tek partili güçlü hükümetler tarafından gerçekleştirildi. Koalisyon hükümetleri döneminde Türkiye’nin kayda değer tek başarılı bir projesi yoktur.
1971-80 yılları arasındaki dokuz yılda tam 11 tane hükümet kuruldu. Bu dönemde ortalama hükümet ömrü bir yıldan daha azdı.
Siyasetteki bu istikrarsızlık ülkeyi 12 Eylül askeri darbesine taşıdı.
Koalisyonlu 1991-2002 yılları arasındaki dönemde, Refah-Yol hükümeti hariç taş üstüne taş konmamıştır. On bir yıllık süre içinde 10 tane hükümet kurulmuştur.
Ülke siyasi istikrarsızlık, yolsuzluklar, çekişmeler ve yaşanan ekonomik krizler sonucunda savaştan çıkmış harabe bir ülke haline gelmişti.
Yeniden koalisyonlu hükümetler dönemine girme riski olmaması için yürütmenin halk tarafından belli bir süreliğine belirlendiği ve icra gücünün tek elde toplandığı başkanlık sistemi Türkiye için şarttı.
Türkiye jeopolitik konumu, mirasçısı olduğu devlet geleneği ve artan nüfusuyla artık bölük pörçük koalisyon hükümetleriyle yönetilemezdi.
1923’ten 2018 yılına kadar tam 65 tane hükümet kuruldu. Türkiye’nin bu konudaki deneyimi hem başarısızlık hem de ahlaksızlık boyutludur. Her koalisyon döneminde milletvekili pazarlarının kurulduğunu herkes bilir.
Bu tarih aralığında rüşvet, entrika ve birtakım kumpaslarla milletvekili transferleri yapılarak hükümetler yıkılmış, yeni hükümetler kurulmuştur.
Ecevit’in Güneş Motel, Adalet Partisi’nden bakanlık rüşvetiyle transfer ettiği 11 milletvekili olayı, siyasi tarihimizin en yüz kızartıcı olaylarından biridir. Yine 28 Şubat sürecinde DYP’den koparılan milletvekillerinin, “ağırlıkları kadar” para aldıkları gerçeği ortadadır.
Başkanlık sistemi öncesinde kurulan koalisyon hükümetleriyle darbeler, muhtıralar, görüş ayrılıkları ve finansal krizler yaşandığı gerçeği ortadayken, güçlendirilmiş parlamenter sistem diye ortalığı yıkan zillet grubunun gayesini iyi tahlil etmek gerekir.
Oyun büyük ve kirlidir.
Bu sistemin geri gelmesi için gizli baskıcı ABD, gizli senaristi ise İsrail’dir.
Avrupa Erdoğan’ın Kanuni ruhunu diriltmesinden, İsrail Erdoğan’ın Selahaddin-i Eyyubi iradesini yeşertmesinden, Ortadoğu ve Araplar Erdoğan’ın Yavuz Sultan Selim inancını kavratmasından ürküyor, korkuyor.
Türkiye’de muhalefet liderlerinin, varlığı sona ermiş bir rejimi savunma, yeniden hayata geçirme çabaları sadece anayasaya değil, en başta mantığa da aykırıdır.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi güçlü bir yürütme anlayışına dayandığı, halk karşıtı güç odaklarını ortadan kaldırdığı, çoklu ve çok başlı yönetime son verdiği için muhalefet başkanlık sistemine karşı çıkıyor.
Çok başlı yönetim hayalini siyaset diye pazarlıyorlar. Parlamenter Sisteme dönerek bakanlıkları paylaşmak ve kendilerine küçük çıkar grupları üzerinden yeni hâkimiyet alanları oluşturmak istiyorlar.
Türkiye’de gerçek oligarşik bir güç olan, ekonomik ve politik çıkarları için her yolu mubah sayan azgın azınlığın Türkiye’nin büyümesine engel olan vesayetini çökertmek için başkanlık sistemi şarttır.
Parlamenter sistemin en önemli sorunu olan dağınık, çok başlı, parçalı yönetim uygulamasının ortaya çıkardığı zafiyetler ve sorunlar Başkanlık Sistemiyle yok oldu.
16 Nisan 2017 referandumuyla kabul edilen ve 9 Temmuz 2018 tarihi itibarıyla uygulanmaya başlanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminden Parlamenter Sisteme geçiş beklentileri bir hayalden öteye gidemez.
Nasıl ki çok partili sisteme geçtikten sonra tek partili sisteme dönüş mümkün olmadıysa, parlamenter sisteme geri dönüş de asla mümkün değildir, nokta…
YENİ AKİT GAZETESİ
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol