Kılıçdaroğlu'na liderlik öğütleri
- GİRİŞ12.01.2022 11:13
- GÜNCELLEME12.01.2022 11:16
“Allah’ın Arslan’ı”, “ilmin kapısı” unvanlarıyla dünya tarihine iz bırakan Hz. Ali bir lider rol modelidir.
Hz. Ali, dünyaca araştırılan, sözlerinden ve icraatlarından liderlik modeli çıkartılan mümtaz bir şahsiyettir.
Hz. Ali’nin yaşam ve yönetim felsefesi dünyanın en saygın üniversitelerinde ders olarak okutulmaktadır.
Hz. Ali heybetliydi, güçlü, kuvvetliydi ama güçsüzün, yetimin, öksüzün yanında gözü yaşlı, gönlü yaralıydı.
Hz. Ali’nin Mısır Valiliğine tayin ettiği Malik bin Eşter’e yazdığı mektup bir yöneticilik manifestosu niteliğinde olup siyasetin, liderliğin en ehemmiyetli eseri kabul edilmektedir.
Ben de Hz. Ali’yi sevdiğini iddia eden, Alevi olduğu için Hz. Ali’yi önder kabul eden Kılıçdaroğlu’na Hz. Ali’nin bu tavsiyelerini aktarıp “aynaya bak” diyorum…
“Şehvetlere sarıldıkça nefsini kır, serkeşlik ettikçe dizginlerini çek. Tebaa için kalbinde sevgi, merhamet duyguları, lütuf eğilimleri besle. Sakın biçarelerin başına kendilerini yutmayı ganimet bilen yırtıcı bir canavar kesilme.”
“Sakın kendini beğenme, sakın nefsinin sana hoş gelen yanlarına güvenme, sakın yüzüne karşı övülmeyi isteme. Zira iyilerin ne kadar iyiliği varsa hepsini mahvetmek için şeytanın elindeki fırsatların en sağlamı budur.”
“Akıl gibi zenginlik, bilgisizlik gibi yoksulluk, edep gibi miras, danışmak gibi arka olamaz.”
“Yiğit ve cömert insanlara iltifat et. Övgüye layık olanları övmekte, büyük vakalar geçirmiş olanların maceralarını saymakta kusur etme.”
“Memleket işlerine uygun gelen tedbirleri tespit ve senden evvelki insanlara doğruluk temin eden sebepleri ayakta tutma hususunda sık sık bilginlerle müzakere et, hikmet sahipleriyle tartış, konuş.”
“Doğru ve Allah’tan korkan kişileri kendine sırdaş yap. Seni alkışlamamalarına, yapmadığın birtakım işleri sana mal edip keyfini getirmemelerine dikkat et. Zira alkışın çoğu insanı büyüklenmeğe sevk eder, gurura yaklaştırır. Sakın adamın iyisi ile kötüsü yanında bir olmasın. Zira bu eşitlik iyileri iyilikten soğutur; kötülerin de kötülük eğilimini sürdürür.”
“Sakın, ne seni yoksulluk ihtimaliyle korkutarak kereminden çevirecek cimriyi, ne büyük işlere karşı azmini gevşetecek korkağı, ne de zulme saparak sana ihtirası iyi gösterecek ihtiraslı kişiyi danışma meclisine sokma.”
“İşlerin içinden öylesini seçmelisin ki hak hususunda en ortası, adalet bakımından en yaygını olsun; sonra halkın rızasını en çok çeksin. Zira kamunun hoşnutsuzluğu, kişilerin razı olmasını hükümsüz bırakır; kişilerin kızması ise kanunun rızası içinde kaynar gider.”
“Tebaan arasında yanına yaklaştırmayacağın, kendisinden en çok nefret edeceğin adamlar halkın kusurlarını en çok araştıran kimseler olmalıdır. Zira insanların öyle kusurları vardır ki örtülmesi herkesten fazla lidere düşer. Evet, sen tebaanın kusurunu gücün yettiği kadar ört ki Allah’ta senin, tebaandan gizli kalmasını istediğin şeyleri örtsün.”
“İnsan var, dünyaya gelişi ve gidişi fark edilmez. İnsan var, bulunduğu meclisi yüceltir veya çökertir. İnsan var, ölmeden namı dünyaya yayılır. İnsan var, öldükten çok sonra değeri fark edilir. İnsan var ölmeden ölür. İnsan var, ölünce var olmaya devam eder.”
1400 küsur yıl önce yazılan bu mektup günümüzdeki liderlik teorilerinin özünü, temelini teşkil eden bir muhteva içerir.
Bu emirnamenin özü insanlar arasında barış ve sevgi, hükmeden ve hükmedilen arasında yalansız ve gizsiz bir ilişki, kardeşçe paylaşım, iktidar veya maddi zenginliğin insanı değiştirmemesini öngören hatta emreden bir demokrasi anlayışıdır.
Toplumsal özlem ve beklentiler ışığında biz duygusu ile sevgi bağı, fikir akrabalığı, ülkü birliği, ortak payda ve inkişaf ile toplumsal iradenin ortaya konulduğu coşkulu bir rekabet ve saygılı bir yarışın hüküm sürdüğü bir hayat tarzı ve bunu yönlendiren lider mi?
Yoksa tüm değerlerin dumura uğradığı, toplumsal ihtiyaçlar, inançlar, değer yargılarının anlamını yitirdiği, insanların heyecanını kaybettiği, moral değerlerin sıfırlandığı, güven bunalımının zirveye tırmandığı bir toplum ve onun lideri mi?
“Emredilen değil emreden, köle değil lider, sürünen değil müreffeh, kaset veya oyun değil millet iradesi” tercihlerinde senin yolunu ve yönünü millet görüyor ve biliyor Ey Kılıçdaroğlu…
Yaşadıkları dönemlerde kendilerini tanrı ilân eden imparatorlar, krallar tarihin tozlu sayfalarında lanetle anılırken Hz. Ali’nin aydınlık yolu ışıklar saçarak etrafını aydınlatmaya devam etmekte.
Hz. Ali ile O’nun yolu ile ilkeleri ile, değerleri ile ilgin var mı Kılıçdaroğlu?
Akif Bedir / Yeni Akit Gazetesi
Yorumlar1