Seçim gerçekleri

  • GİRİŞ12.10.2022 08:41
  • GÜNCELLEME12.10.2022 08:41

Seçim rüzgârı her geçen gün etkisini artırırken, bir gazeteci olarak buhranlı bir iklimde hüzünlerle boğuşma mevsiminin arifesinde olmaktan dolayı irkiliyorum. 

Sahte coşku ve yalancı dostluk bulutlarının hep tepemizde dolaştığı, ruhların paslanıp küflenmesi sonucu kalbe hâsıl olan ani isyanların coştuğu hayatın bu dar boğazında, geçmişte yaşadığım seçim süreçleri istemesem de gözümde canlanmaya başladı. 

Adaylık sürecinde kapımızı aşındıranlar. 

Dostluk, arkadaşlık söylemleriyle, birliktelik umuduyla gönlündeki beklentileri körükleyenler. 

Kendileri hakkında tek satırlık methiyeyle hükümranlığını ilan edebilecek haleti ruhiyede bir grup stajyer siyasiler. 

Elde edecekleri siyasi ikballe dünyevi yaşam standartlarının değişeceği düşüncesiyle ayakları yere basmayanlar.

Heyecanları, ümitleri aklının önünde giden umut dilencileri.

Plan, program ve ekip gerçeklerinden bihaber, parasının çokluğuyla halkın iradesini satın alabileceğini zenneden bir grup zengin ahmak. 

Adaylık başvurusuyla bürokraside yükselme hayali kuran açıkgözler.

Seçim sürecini kullanarak medyada boy gösteren, mezbahaneler arası dolaşan kedi misali ekran ekran dolaşan şöhret budalası tatlı su entelleri. 

Düne kadar kimselerin gale almadığı, kapısını açmadığı, hatta ve hatta insan yerine koymadığı parti yönetimindekilerin çakan şimşekle rağbet görmesi, baş üstünde taşınması ve itibar edilmesi sonucu gurur abidesi olan, sözde demokrasi havarileri olan yönetim erki. 

Düne kadar selam vermediği, itibar edip de kelam etmediği, makamına kabul etmediği parti yönetimine gebe olup gelecek endişesiyle kucak açan siyasiler. 

Düne kadar kapısından giremediği, randevusuna itibar edilmediği makamın yemeğine koşarak giden, kişiliğini, gururunu, onurunu, taşıdığı değerleri bir kap yemeğe satan parti idarecileri. 

Düne kadar yaprağını açmadığı, kelimesini okumadığı gazeteleri defalarca ziyaret eden, bir satırlık isim bahsine bol miktarda dil döken ve para döken kişiliği eskimiş, yönetimi eskimiş, geleceği kararmış eski siyasiler ve her şeyi tozpembe gören yeni adaylar. 

Adaylıkları sürece ülkenin ve bölgenin derdiyle hemhal olan, düzgün giyimli, anlaşılır bir lisanla konuşan, bilgi ve birikimli görüntüsü veren sözde dolu özde boş olan tipler.

Düne kadar reklam almak için, haber yapmak için kapısını aşındırdığı siyasilerin eline düştüğünü gören ve “intikam, intikam” nidalarıyla maddi manevi yıpratma hakkını toptan elde etmeye çalışan uyanık ve becerikli gazeteciler. 

Beş yıl boyunca her hal ve şartta ihanet ettiği, maddi ve manevi değerlerini har vurup harman savurduğu gariban halkını hatırlayıp son birkaç ayda günü kurtarmaya çalışarak küçülen siyasiler. 

Her hal ve şartta gidişinin kesinleştiğini görerek siyasi mezarlıkta yerini hazırlatan fakat “bana yar olmayanı başkasına da yar etmem” anlayışıyla ihanet edenler. Horoz ölür, gözü çöplükte kalırmış gerçeğini hayata geçiren çöplük bezirgânları. 

Halkın iradesini, güvenini, umutlarını, geleceğini tüketerek büyüdüğünü zanneden, yüceldiğini sanan, onore olduğu kanaati taşıyan, gerçekte ise küçülen sanal kişilikler. 

Adaylık gerçeğinin genel başkanın bir işaretiyle doğru orantılı olduğunu, iki dudağı arasından çıkacak söze bağlı olduğunu, anlık kalem darbeleriyle şekillenen bir imzaya bağlı olduğunu bildiği halde görevlendirildiği bölgede umut tacirliği yapan genel başkan yardımcıları. 

Adaleti, hakkı, hukuku, demokrasiyi, eşitliği, paylaşımı her şart ve ortamda savunan fakat seçim sürecini fırsat bilerek sultasını perçinleyen sözde demokrat genel başkanlar.   

Seçim sath-ı mailine girerken oluşturdukları havuzlara en fazla bağışı yapan aday adayını kamuoyu yoklamasında ilk sıraya oturtarak, değerini havuzda pazarlayan tv kanalları. 

Seçim süreci dışında işe yaramazlık duygusunu en küçük hücresinde dahi hisseden bu süreçle birlikte el üstünde gezdirilen ve değeri ölçülemeyen danışmanlar.

Adaylık sürecinin yaşandığı birkaç ay boyunca işleri açıldığı için şükür dualarıyla kazançlarını çoğaltan fotoğrafçılar ve matbaacılar. 

Çeşitli ruhsal durumlarda, değişik amaçlarda ve kibir pozisyonlarında aday adaylarının yanlarında dolaşan yağdanlıklar. Geleceğini kurtarma adına savaş verirken her şeyini kaybeden zavallılar. 

Ve… Hayallerini, umutlarını, özlemlerini, düşlerini ve gelecek planlarını seçimler üzerine kurarak birkaç ay da olsa mutlu ve umutlu yaşamasını beceren gariban millet. 

Düşüncelerin donduğu, insanın sürekli suskun kalmak istediği, sessizliğin o sessiz çığlığının delice dinlenmek istendiği, gözlerin ardına saklanan damlaların özgürlüğüne kavuşmak için akmayı arzuladığı, haykırışların boğaza düğümlenerek haykırılmak istenen gerçeklerin dışa vurulmadığı bir atmosfer benim güzel ülkemde seçim süreci.

Yazımı yazarken elektronik postama gelen bir mesaj bütün yazdıklarımın tuzu biberi niteliğindeydi: 

İki ihtiyar parkta güvercinlere yem atıyorlardı, Birinci ihtiyar:

- “Şu güvercinlere ne zaman yem atsam, siyasetçileri hatırlıyorum” dedi. 

Diğer ihtiyar;

- “Neden?” diye sorunca ekledi;

- “Yerde dolaşırlarken elimizden yiyorlar, havalanınca kafamıza s.ç.yorlar... Nankörler!” 

YENİ AKİT

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat