İlahi Fazıl, nerelerdeydin?

  • GİRİŞ03.04.2009 09:30
  • GÜNCELLEME03.04.2009 09:30

Piyanonun dahi çocuğu Fazıl Say, yine ortalarda...
Deniz Baykal’a musallat olmuş, bu kez.
Gönderdiği o şahane mektubu gördüm, dün.
Tek kelimeyle enfesti.
Nasıl da döktürmüş; manifesto gibi...
Seçim nasıl kazanılmaz diye sorsanız, mesela...
Siyasetin dâhi çocukları bile bu kadar başarılı olurdu, ancak.
Hem de bir mektup hacmine sığdırmış, hepsini.
Çok ışıltılı göründü, gözlerime; çok parlak.
AK Partililerin nasıl iç geçirdiklerini duyar gibiyim.
Ah Fazıl, ah!..diyorlardır, eminim.
‘Daha evvel nerelerdeydin.
Bir ara şöyle bir görünüp kayboldun...
Çok bekledik oysa, seni.
Bir yerlerden çıkarsın gene, diye.
Ama seçim geldi, geçti...sen çıkmadın.
Aşk olsun, yani.
Bak; o mektubu bir hafta önce patlatsaydın...
Kaderi değişirdi seçimlerin, inan!
Neden geç kaldın, sen!
Hatta şöyle bir kafa çıkarman bile kâfiydi.
8 değil, 18 puan birden yazdırırdın, AK Parti’ye.
Beğendin mi yaptığını, şimdi.
Hem Baykal’ı da öyle bir aşağı çekerdin ki...
Sen de kurtulurdun, AK Parti de.
Herkes ererdi, muradına.
Bak, gördün mü, geç kalmanın maliyetini?
Göz göre göre kaçırdın, altın fırsatı.
Oldu mu, yani?’
***
Fazıl Say’dır, bu.
Vukuatları saymakla bitmez.
Mektubunda, Atatürk’ü seçim yarışına sokuyor.
Diyor ki, dâhi çocuk:
O yaşasa, Baykal gibi halkı dinlemezdi.
Kulak asmazdı, milletin taleplerine, diyor.
Bühtan üstüne bühtan ediyor.
Çam üstüne çam deviriyor.
Öyle tespitler yapıyor ki, müthiş!
Ülkenin bütün sahil kentleri, AK Parti’den geri alınmış.
Atatürk olsaymış, ‘Ordular, ilk hedefiniz Anadolu’dur, ileri!’ dermiş.
Düşman işgali altında, sanki.
Ülkenin doğusundakileri Afgan’a...
Batısındakileri Yunan’a benzetiyorsa, boşuna değil demek ki...
İlk mektep tarih, coğrafya bilgisiyle bu kadar laf...büyük cür’et, bence.
Sadece dört yanımız düşmanla sarılıydı, eskiden.
Kimi o, kimi bu, kimi bilmem ne bela...
Şimdi yer ve gök de düşman kesilmiş.
Ya da bizim dünyaca meşhur sanatçımız, kendi halkına düşman; kendi aslına yabancı.
***
Seçim haritasındaki laik renklerden bahsediyor.
Sahil şeridindekilerden...
Ama bir bakıyorsunuz, parantez açıvermiş.
Antalya’nın AK Partili Başkanı Menderes Türel için...
‘Senden benden daha laik’, diyor; kendi kendini berhava ediyor.
Bütün söyledikleri havaya uçup gidiyor, bir anda.
Burada bir parantez de ben açıyorum:
(Zamanında ona, resitaller verdirmişti ya...
Menderes Türel’e muhabbeti herhalde bundan...)
***
Sol ile laikliği de karıştırıyor.
Sanki sağ ya da sanki dindar, laik olamaz.
Varsaydığı ‘sol-laik blok’ oylarının bölünmesinden Baykal’ı mesul tutarak...
Laikliğin tamamen unutulmuş olduğunu ilan ediyor.
‘Laik birlik’ dediği meçhul bir kitle adına söylüyor, bütün bunları.
Sanki seçime girmiş de, vekâletlerini almış sanırsınız.
Seçmenden temsil yetkisi aldığına dair elinde mazbata tutan Baykal’a karşı, hem de...
O yüzde 23’ü biz aslında sana vermedik, diyor.
Ne laflar çakıyor Baykal’a, ne laflar...
CHP’nin yüzde 23’lük oyuna sahip çıkıyor; tekel kuruyor.
‘Bunların ki dinci siyaset...’
‘Sen, halk malk dinleme’, diyor.
‘Sakın kulak verme, milletin söylediklerine...’
Bildiği tek türküyü çağırıyor.
Baykal’ı da nakaratlarda düete davet ediyor.
***
Şayet gecikmeseydi;
Mektubunu yetiştirebilseydi, seçimlere...
Bırakın AK Parti’yi...
Saadet’e bile oy patlaması yaptırırdı, bu Fazıl Say.
Akıldaneleri dahi mevziyi terk etti.
O hâlâ harp düzeninde.
Birinin ona, demesi lazım ki:
‘Sen uyanamadın, galiba.
Bak, sabah oldu!’
Cumhuriyet mitinglerinde kalmış aklı, belli.
Biz laikler toplandık, diyor...
Saymış hem de, tam tamına 30 milyon kişilermiş.
Hareket Ordusu bile bu kadar değildi.
İnsaf!
Şüpheleniyorum, büyü mü yaptılar, diye.
Durum değişti; CHP halka barış çubuğu uzattı.
Halka rağmenciliği terk etti; halkla birlikte olmaya çalışıyor.
Gelin görün ki, Fazıl Say takılıp kalmış.
Eski repliğini tekrarlıyor.
***
Geç gelen mektup, mektup değildir ki.
Ne AK Parti’ye, ne de Saadet’e yaradı.
Bir tek Baykal’ın sevincini görür gibiyim.
Derin bir oh! çekip, ‘ucuz atlatmışız’, diyordur.
Allah korumuş.
Ya bu canlı bomba, seçimden evvel patlasaydı?
Nasıl sevinmesin Baykal.
Sen kalk...
Milleti bölmeden, parçalamadan, dışlamadan kucaklamaya çalış.
‘Demek ki halksız siyaset olmuyormuş’, dedirten bir netice al.
Açılımların, sandıkta karşılık bulsun.
Oylarını yükselt.
İktidar, 8 puan kaybetsin.
Tam keyfini sürecekken Fazıl Say çıksın, karşına.
‘Eskiden daha iyiydik’ desin.
İnsan yüzünü rüyada görse, dudağı uçuklar.
Kolay mı, öyle!
Valla, içimden gelerek geçmiş olsun diyorum, sayın Baykal’a.
Hem de, çok geçmiş olsun.
Ucuz atlatılmış bir vartadır, bu.
Verilmiş sadakanız varmış...
O yüzde 23 de, herkesten çok size verilmiş oydur.
Ananızın ak sütü gibi helal olsun.

Haklarını yemeyelim
Hazır başlamışken Baykal’ın hakkını Baykal’a teslim etmeye...
Kılıçdaroğlu’nunkini de Kılıçdaroğlu’na teslim edeyim...
Arkasını da getireyim istedim.
Mesele şu:
İstanbul seferinden sonra Kemal Kılıçdaroğlu, hızını alamayıp Ankara’ya da yürür mü?
Lideri Deniz Baykal’ın üstüne?...
Olur mu, olmaz mı derken, Kılıçdaroğlu merakları giderdi.
Sınırlarını bildiğini gösterdi.
‘Liderlik, yapıma uygun değil’, dedi.
Baykal’a meydan okumadı.
Belki de CHP eski Grup Başkanvekili Haluk Koç’un akıbetini hatırladı.
İbret aldı, korktu belki.
Ama her ne sebeple olursa olsun...
Biraz rüzgâr aldı diye hemen gaza gelmedi.
Baykal da, Kılıçdaroğlu’nun liderlik şansı için dedi ki:
‘Neden olmasın, partimiz karar verir.’
***
İnsan olarak olgun, siyasetçi olarak demokrat buldum, bu tavırları.
Zaten Baykal, üst yönetimi yenileyip Kılıçdaroğlu’nu da yanına alacakmış.
İster gözünün önünde tutmak için, ister yararlanmak için olsun...
CHP’de yenilik sayalım.
Haklarını yemeyelim.

Akif Beki - Radikal
akif.beki@radikal.com.tr

Yorumlar9

  • bahadir75 16 yıl önce Şikayet Et
    yazım hataları.... Birbirinden değerli yazarları olan, Hakkı Devrim gibi dilbilgisine dikkat eden birini barındıran Radikal gazetesinin, yazıları gözden geçirip düzelten redaktörlerinin bulunduğunu zannederdim bugüne kadar. Bu yazıyı okuyunca hayal kırıklığına uğradım. Şiire benzer köşe yazılarını çok okudum ama, Türkçenin bu kadar bozuk kullanılmasına, bir ilkokul çocuğuna yaraşır imla düzenine şahir olmak üzücü. Hele de bu Başbakanlık sözcülüğü yapmış bir insan için... Akif Beki bu yorumu okursa lütfen kırılmasın.
    Cevapla
  • Ömer Ekinci Micingirt 16 yıl önce Şikayet Et
    Trompet fazıl devamı. Planlar sinsice inceden ince, Fazıllar çoğaldı ülke boyunca, Kimleri sırtladık Fazıldan önce, Asmalı konakta allanır Fazıl. Nereye dur hele karanlık derken, Kızını unutma sakın giderken, Planın iflasta sızınca erken, Köküne üflüyor dallanır Fazıl. Yaşasın Mehmetçik yaşasın ordum, Yaşasın Fazıllar (!) Ah garip yurdum, Hiç şehit gördün mü Fazıl diyordum, Hoyratça ülkemi kullanır Fazıl. 26.12.07 Bursa Ömer Ekinci Micingirt
    Cevapla
  • Ömer Ekinci Micingirt 16 yıl önce Şikayet Et
    Trompet Fazıl. Trompet Fazıl Fazilet mi olur Fazıl koyunca, Zillet kervanında yollanır Fazıl. Ürperdim yutkundum ülke deyince, Kimin nağmesiyle dillenir Fazıl. Bu Fazıl davacı hem de hâkimdir, Firenkce bestesi bu Fazıl kimdir! Ne menem düşünce bu nasıl kindir, Nobel kokusuyla ballanır Fazıl. Oratoryo ruhun konçerto işin, Bilirim hamurun mürit dervişin. Konağın Berlin’de Fazıl kardeşim, Avrupa duyunca hallenir Fazıl.
    Cevapla
  • Mehmet Hani 16 yıl önce Şikayet Et
    SEYİRLİK. Agzınıza ve kaleminize sağlık.İnanın Fazıl Sayı kimse bu kadar güzel anlatamazdı.Fazıl Say g,b, nevii şahsına münhasır kişiler;birde tğplum mühendisliğine soyunmuyorlarmı! İşte o zaman seyirlerine doyum olmuyor!
    Cevapla
  • goktasokan 16 yıl önce Şikayet Et
    DÜNYACA ÜNLÜ???. Bende TÜRKİYE de yaşıyorum böyle birinin yaşadığını yeni şimdi duydum !
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat