Herkes anasını görsün!
- GİRİŞ17.04.2009 11:03
- GÜNCELLEME17.04.2009 11:03
Başbakan Erdoğan, Hülya Avşar Şov’da anlatmıştı.
Temel ile Dursun üzerinden...
Çeşitli versiyonları var, anlayacağınız.
Farklı yörelerimize uyarlanmaya müsait.
Duymuşsunuzdur siz de, muhakkak...
Fıkra bu ya!...
İdama mahkûm edilmiş, Temel ile Dursun...
İkisine de sorulmuş, son arzuları.
Dursun, ‘’Anamı görmek istiyorum’’ demiş.
Temel’e gelince...
Son arzusu şu olmuş.
Demiş ki:
‘’Tursun, anasıni görmesun.’’
***
Bu kıssadan çıkarılacak hisse nedir, sizce?
Diyeceğim o ki:
Heybeliada Ruhban Okulu açılsın mı, açılmasın mı, tartışıyoruz ya!...
Bırakalım Obama’yı bir yana.
Kim ne demiş, ne istemişi...
Başkalarına da hürriyet istiyor muyuz, istemiyor muyuz?
Ona bakalım, asıl.
Şu kısacık hayatta, kendi sevdiklerimizle mi geçirmek istiyoruz, zamanı?
Yoksa, bütün derdimiz şu mudur:
Biz de ayrı düşelim anamızdan...
Yeter ki başkaları da, gözü açık gitsin bu dünyadan.
Mutluluk şöyle dursun...
Mutsuzlukta bir olalım, öyle mi?
Ne eşitlik tasavvuru, ama!
Nasıl bir mutluluk tarifi!
Sen, ben kavgası bu raddeye geldi, dayandı demek ki...
Kıskançlığın ateşi her yanı sardı, desenize...
Son arzumuz, bu mu olacak yani, bizim?
Aman, Rum Ortodoks azınlığa mensup vatandaşlarımız, hürriyetlerini görmesin!...
Ergenekon’un Türkan Saylan mantığı
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne yapılan operasyon...
İhtiyatı elden bırakmamak adına, bekledim.
Alınanlar, serbest bırakıldıklarına göre, konuşabilirim, şimdi.
Çoğu zaman yöneticileriyle hemfikir olmasam da...
Gözaltına alınmalarını, anlayamadım!
Tekrar tekrar baktım.
Bulamadım, bir izah.
Alın size, Türkan Saylan örneği!...
Ne şeriat, ne darbe! demişti.
O da mı, darbe soruşturmasına dahil?
Kafalar, nasıl karışmasın ki?
Sonunda çareyi, klasik mantıkta buldum.
Ta Aristo, koşup yetişti, imdadıma.
***
Ergenekon, muhalefeti yıldırma davası mıdır?
Gelin cevabı, Aristo mantığında arayalım.
Bir de böyle deneyelim, anlatmayı.
En basit mantık önermeleriyle, Ergenekoncu, darbeci ve muhalif kimliklere bakalım.
İşte, tanımı gereği kesişen ve ayrışan küme elemanları:
A-Kesişen kümeler:
* Her Ergenekoncu, bir darbecidir.
* Her darbeci de, bir muhaliftir.
* Öyleyse her Ergenekoncu, bir muhaliftir.
B-Ayrışan Kümeler:
* Her muhalif, bir darbeci değildir.
* Her darbeci de; bir Ergenekoncu değildir.
* Öyleyse her muhalif, bir Ergenekoncu değildir.
Sonuç: Muhalif=Darbeci=Ergenekoncu yargısı yanlıştır.
Şudur doğrusu: Muhalif>Darbeci>Ergenekoncu.
Yani,
Muhalif elemanlar kümesi büyüktür,darbeci elemanlar kümesinden.
O da büyüktür, Ergenekoncu elemanlar kümesinden.
Her ne kadar Muhalif küme, Darbeci’nin
bütün elemanlarını...
Darbeci küme de, Ergenekoncu elemanların tamamını içeriyor olsa da...
Bunun tersi, doğru değildir.
Muhalif küme, Darbeci ve Ergenekoncu’ya girmeyen elemanlara da sahiptir.
Çünkü, muhaliflerin yalnızca bir bölümü, darbecidir.
Onların da sadece bir kısmı, Ergenekoncu’dur.
Bilmem, Aristo, bize faydalı olabildi mi?
Dağdaki gazeteci, vicdanların ölümüdür!
Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter enkazından bir de vicdan cinayeti çıktı.
Bir gizli kurbanı daha varmış, o talihsiz kazanın.
Meğer, kamu vicdanı da bırakılmış, o enkazın altında.
Dün ortaya çıktı ki, CHA kameramanı Lütfi Aykurt, kaza mahallinde kaderine terk edilmiş.
Sırf çalıştığı kurum, askere akredite değil, diye...
Jandarma helikopterine alınmamış.
O kameraman arkadaşımız, 2 bin 500 metrede, dondurucu soğukta, o dağın başında bırakılmış.
Ölüme terk edilmiş, yani.
4 buçuk saat yürüyerek kurtarmış, canını.
Hiç uzatmayalım...
Yetkililerin bir vicdan borcu var, bize.
Bir açıklama, bir inkâr.
Reddetsinler, ‘asılsız iddiadır’ desinler...
Ona da razıyız.
Ama bu sessizlik, ölümden beter!
Akif Beki -Radikal
akif.beki@radikal.com.tr
Yorumlar11
-
Sade Vatandaş
16 yıl önce
Şikayet Et
bu asker bizim,bu insan bizim. milletin parasıyla alınmış helikopter,milleti korumakla görevli bir asker,bu milletten bir ferdini değil,bu milletten olmasa bile ,değil bir insan, bir can taşıyan hayvan bile olsa,o soğukta,o dağda bırakılmazdı...
Beğen
Cevapla
-
HAKAN POLAT
16 yıl önce
Şikayet Et
sulana sulana nerdeyse pirinç ekilecek kadar oldu. Ya Allah aşkına yeter ya.Taa Osmanlıdan bu yana darbe yapılıyor.Sonra aman ergenekon varmı yokmu tartışıyoruz.Yazık bu kadar sığ tarihinden haberi olmayan daha dünü hemen unutan toplum gibiyiz.Ne muhalefeti kardeşler.Bundan önceki darbeler heralde 3-4 kişiyle yapıldı zannetmiyorsunuz.Siz zannetsenizde biz hiç zannetmiyoruz.Sulandıra sulandıra pirinç tarlası oldu.Ama savcılarımıza ve adalete inancımız sonsuz.Her sorgulananı suçlu deyip içeri almıyorlar zaten.
Beğen
Cevapla
-
necati kıdıman
16 yıl önce
Şikayet Et
eyip bükmeden. Eğer cha muhabirine yapılan doğru ise i.Başbugun sözlerini ciddiye almak veya düzgün şeyler söyledi demek kadar çağ dışı bir davranış olamaz. Allah tüm gazetecileri böyle bir ayırımdan korusun.
Beğen
Cevapla
-
ömer tuna
16 yıl önce
Şikayet Et
DOĞRU MU?. O da ne mi? Eğri, bir tür doğru mudur ? Evet ama eğri bir doğrudur o, dümdüz doğru değildir. Eğri bir doğru ile,düz bir doğru arasındaki fark demokratik muhalafetlik ile demomokratik olmayan, döverek, darp ederek,eşit olmayan kuvvet ile "muhalafetlik"(!)yapmaktır.Dümdüz doğru;demokratik yollar ile muhalefetliktir.Eğri bir doğru, darbeci,ihtilalci, hiç de güç eşitliliği olmayan zorbaca bir durumu açıklar;O'na da muhalafetlik demek oldukça yanlış olur kanaatimce.
Beğen
Cevapla
-
tayyar
16 yıl önce
Şikayet Et
aayyynen!!!. bu sessizlik uzadıkça bu cinayetin faturası artaacaktır.malesef askeri bakış açısında ne kadar iyleşme olsada asker hala kendi işnden çok başka işlerle uğraşmaya devam ediyor çok yazık çoook.bu güzel memlekete yazık
Beğen
Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle