Polisin elleri!..

  • GİRİŞ28.04.2009 08:13
  • GÜNCELLEME28.04.2009 08:13

Hakkâri’de 23 Nisan günü, gördük onu.
Kürt çocuğunun başına dipçikle vuruyordu.
Daha önce İzmir’de de karşılaşmıştık.
Başından vurmuştu,
dur ihtarına uymayan sürücüyü.
Avcılar’da bir parktaki
ölümlü arbedede...
Geçen yıl 1 Mayıs’ta, izinsiz gösterilere müdahale sırasında... 
Ve, dün sabaha karşı
İstanbul Bostancı’da
gördüğümüz yine o polisti.
Birçok olay daha sayabilirsiniz.
Mesela, gözünüzün önündeki kavgaya seyirci kaldığını...
Bıçaklı saldırgana müdahalede isteksiz davrandığını...
Yüzünü öbür tarafa çevirip, görmezden geldiğini...
Olay bittikten sonra araya girdiğini, söyleyebilirsiniz.
Ama dün Bostancı’da, terörist kurşunlarına hedef olan da polisti.

***

O zaman sorumuz, şu mudur:
Hangi polis?
Ölüm makinelerinin
üzerine yürüyen...
Ardında dul eşler, yetim
bebekler bırakan...
‘Kahraman şehit’ dediğimiz de aynı polis!
Resmin tamamına bakınca bir tuhaflık görmüyor musunuz, siz de?
Risk almaktan kaçması...
Beladan uzak durması...
Tehlike geçince ortaya çıkması, acaba neden?
Alın size, bir soru daha:
Yoksa, müdahale azmini biz mi kırıyoruz, polisin?

***

Siz gene, polisten polise fark var, diyebilirsiniz.
Kahramanı da var, göreve adanmışı da...
Ama görevden kaçanı da var.
Doğru ama, bence hepsi bu değil.
İşte o zaman, size hatırlatırım ki:
Görevden kaçmayanların başına gelenler yok mu, peki?
Polise karşı ‘medyanın caydırıcı etkisi’, mesela?...
Polisin içinde, ‘neme
lazım’ dedirten bir medya
korkusu olmasın, sakın?

***

Polisin eksiklikleri var, hataları da.
İçlerinden çürükler de çıkar.
İdeolojik saiklerle güç
kullananına da rastlarsınız.
Ama aynı hastalıklarla malul değil miyiz, biz de?
Aynı dertler, bizim için de
geçerli değil mi?
Yanlışlarını elbette eleştirmeliyiz.
Polis, yasal güç kullanma vekaletine sahip.
Sınırı aşarsa, elbette karşısına çıkmalıyız.
Ya medya polise, ‘aşırı güç’ kullanırsa?...
Onun sonuçlarını da
iyi düşünmeli, derim.
Müdahale azmini kırmaya vardırırsak işi...
Hırsızla, arsızla, sarhoşla, mafyayla, çeteyle baş başa kalacak olan da biziz.
Hücre evlerinden çıkan, topraktan fışkıran cephaneliklerle de!...
Varın, halimizi siz
düşünün, o vakit!

***

Ne çabuk unuttuk, hem!
Mafya babalarının TV’lerde, başbakan tehdit ettiği günleri...
Çetelerin, ölüm üçgenlerinde nasıl da pervasız cirit attıklarını...
Terör örgütlerinin, sokaklarımızda at oynattıklarını...
Hatta, ‘Devlet aranıyor!’ diye kayıp ilanlarını...
Yaşamadık, görmedik mi bunları?

***

xBugün çeteler, mafyalar hapiste volta atıyorsa...
Cinayetler, faili meçhul kalmıyorsa, eğer...
Terör örgütleri, meydanı boş bulamıyorsa...
Sokaklar, hücreler temizleniyorsa bir bir...
Eksikliğinden hep şikâyet ettiğimiz ‘irade’ler oluştu, demektir.
Siyasi irade, tamam.
Hukuk iradesi, var.
Polis, hücre evlerini basma azmine sahip.
Peki ne kaldı, geriye?
Bence bize, bir de
‘medya iradesi’ lazım.

***

İstediğiniz kadar, ‘Herkesin
polisi, kendi vicdanıdır’ deyin.
Polisin elleri bağlıysa,
o memlekette, asayiş
berkemal olur mu, hiç?
Kolluk gücünün müdahale azmi olmadan, bu mümkün mü?
Bakın, medyanın bile polise ihtiyacı var.
RTÜK, yayın yasağı getirmese...
O kan ve silah görüntülerini,
döne döne izlettirmeyecek miydik, çoluk çocuğa?

Ete soğan doğramış, meğer!...
Özden Örnek’in darbe günlükleri üzerine şöyle demişti:
‘Kasaptaki ete, soğan doğramam!’
Mustafa Balbay’ın günlükleri ayyuka çıktığında da aynı bilgece sesi duymuştuk:
“Hukuk çağırırsa, icabet etmemek olmaz!”
Dün ortaya çıktı ki...
Genelkurmay eski Başkanı Org. Hilmi Özkök, dediklerini sonunda yapmış.
Hukuka, icabet etmiş.
Tanık olarak İzmir Adliyesi’nde karşılarına çıkmış.
Ergenekon davası
savcılarına, konuşmuş.
Sorularına cevap vermiş, sekiz saat boyunca.
O ete, soğan doğramış yani.
Demek ki et de, kasaptan çıkıp mutfağa girmiş, artık.
‘Darbe hazırlıkları’ ve ‘cunta faaliyetleri’ soruşturması olgunlaşıyor, demek ki.
Sular, iyiden iyiye ısınıyor.
Org. Özkök, kendi döneminde baş gösteren ‘cunta’ hakkında tüm bildiklerini anlattıysa...
Ki, eminim öyledir.
‘Cunta hakkında her şey’ artık biliniyor, diyebiliriz.
Üçüncü iddianamede okuruz nasılsa, onları.

***

Genelkurmay Başkanlığı’nda, alışık olmadığımız ‘demokrat kafalı’ bir askerdi.
Emekliliğinde de hakkı ödenmez büyük bir hizmette bulundu, bu millete.
TSK’ya da,
demokrasimize de, anayasal hukuk düzenimize de, öyle!...
Darısı, darbe suçuna yeminli o ‘cunta’ya geçit vermeyen diğer komutanların başına.

AKİF BEKİ - RADİKAL
akif.beki@radikal.com.tr

Yorumlar8

  • serkan tekin 16 yıl önce Şikayet Et
    "Öz"den örnek. Ümmet Kandemir'e bişey oldu mu? Olmadı! Mumcu ve Ağar'a bişey oldu mu? Oldu!
    Cevapla
  • muhammet çelikel 16 yıl önce Şikayet Et
    hakaretin bu kadarı. akif bey ben 24 nisan sabahı best fm de size yapılan saygısızlığı açıklamak istedim.murat erdin diye bir gazeteci şahıs sizin başbakanlıkta uygulamış olduğunuz akreditasyonu eleştiriyor ve sizin akreditasyon dışı yaptığınız şahsın dava açıp kazandığını bu dava sonucunuda aynen şu ifadeyle aktarıyor.akif bekiye o dava sonucunu bir rulo yapın ve gönderin kendisi ne yapacağını iyi bilir diyor.bu ne biçim gazeteciliktir allah aşkına gerekeni artık yaparsınız heralde.çünkü bu insanlar çizmeyi çok fazla aşıyor.
    Cevapla
  • aydın karaman 16 yıl önce Şikayet Et
    baron medyası acze düşürmeye çalışıyor. baron medyası devleti acze düşürmeye çalışıyor. sürekli ya polisi ya maliyeyi ezmeye çalışıyor. kendi maliye borçlarını örtmek için devleti ezmeye çalışıyorlar. bir yandan hükümet içindeki her devrin adamlarıyla faaliyet yürütüyorlar. polisi yıpratıyorlar. böylece kendileriyle ilgili konularda polisi yönlendirmiş, yargıyı yönlendirmiş oluyorlar. baronun teke tek yargıyı etkileyen, savcıları hakimleri korkutan elemanı var. bu kişi baronun yanından ayrıldı ama hala baron adına faaliyet yürütüyor mesela.
    Cevapla
  • Ramazan Erkut 16 yıl önce Şikayet Et
    O kan ve silah görüntülerini, döne döne izlettirmeyecek miydik, çoluk çocuğa?. Akif Beki'nin yukardaki sorusu doğru algılanıp ibret alındığı gün, karmaşanın sonuna yaklaştığımız 'gün' sayabiliriz.
    Cevapla
  • berk agresif 16 yıl önce Şikayet Et
    Polis & Asker. Bazılarının amacı sürekli askerleri pohpohlamak, polisi ikinci plana itip onları ötekileştirmek.Halbuki bu millet adına hayatını ortaya koyan insanlara bu muamelenin yapılması çok acı.İkisi de bizim olmazsa olmazımız.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat