Muhatabına elden teslim mektup

  • GİRİŞ18.08.2009 08:26
  • GÜNCELLEME18.08.2009 08:26

Muhatap tartışması, açılım sürecinin merkezine gelip oturdu.
O kadar ki, adına ‘muhatapsız süreç’ dense, yeridir.
Malum kişi ya da kişiler, muhatap alınmasın!...
Kasıt, en başta Öcalan, sonra da Kandil kadrosu.
Tamam... Ve fakat, muhatap meçhul mü kalsın, hiç olmasın mı?
Değilse, kim olacak bu muhatap?
Adını koymaktan sonsuza kadar kaçınamayız.
Er ya da geç, o gün gelecek.
‘Türk-Kürt kardeştir’ diyoruz.
Ama Kürt’e mektup göndermektense, meçhul muhatap için nehre şişe atmayı tercih ediyoruz.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, dün, ‘Muahatabımız millettir’ dedi.
Bence doğru adres, kulağa da hoş geliyor.
Yalnız, hitap umuma olunca, özel mesajın karşılık bulması zor.
Bunu da düşünmek lazım.

***

Daha çocuğunuz doğmamışken torununuza mektup gönderecek olsanız, neler yazardınız?
2000 yılına girerken, böyle  bir milenyum mektupları furyası yaşamıştık.
Yüzyıl sonra, yokluğumda açılacak bir mektup yazma fikri, bana ürkütücü gelir.
Belki kimsesiz, muhatapsız hissettirdiği içindir...
İçinde meçhul muhataba yazılı mektupla suya bırakılan bir şişe gibi...
Nerede, ne zaman, kimin eline geçecek?
En mahrem, en zayıf, en korunaksız halinizle kendinizi teslim ettiğinizde, midenize o korku saplanır.
Ya, doğru kişinin eline hiçbir zaman ulaşmazsa?
Ya, doğru zannettiğimiz kişiye hiçbir şey ifade etmezse, o satırlar?.
Nehre bıraktığınız o sanduka, sizden bir parça taşıyorsa içinde, bırakabilir misiniz?
Seçeneğiniz yoksa, evet bırakırsınız.
Hatta bırakır ve unutursunuz; eğer kendinizden daha çok sevdiğinizi taşıyorsa.
Kıssadaki gibi, o bebek sandukası, Firavun’un sarayına yol bulur.
Yanlış ellere düşer, yine de heba olmaz.
Gün gelir, Musa olup, bir halkın zulüm diyarından ‘çıkış’ efsanesine dönüşür.
Ama nehirde yüzen her salın, selametle sahile ulaşmadığını biliyoruz.
Kaybolanlar, arkalarında bir hikaye de bırakmaz çoğunlukla.
Onların kıssaları yoktur.
Kendileri gibi maceralarını da yutar nehir.
Sadece kıyıya ulaşmayı başaranların hikâyesi, kalır su üstünde.
Biz, bu kez başarmaya mecburuz.
Ve o salı, her halükârda yola koymamız gerek.

Köşe yazısının tamanını okumak için bu linki kullanabilirsiniz

Yorumlar1

  • mehmet tokat 16 yıl önce Şikayet Et
    Türk Kürt niye kardeş olsun durup dururken. Osmanlı nasıl durup dururken oluşmadıysa, Türk Kürt te durup dururken kardeş olmaz. Müslümanlar ancak kardeştir. Atatürk diyor ya, Çanakkale zaferini kazandıran yüksek ruh İslam ruhudur diye. konu budur. öleceğini bile bile orda savaşanlar bir çok farklı kavimdendi. kimse kimsenin milliyetine bakmadı. geçmişten ders alamıyoruz bocalıyoruz 30 yıldır. yeter artık dönün geçmişinize bakın.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat