Susma hakkınız var
- GİRİŞ30.08.2009 12:03
- GÜNCELLEME30.08.2009 12:03
Susma hakkınız var
Hasan Cemal, dün, birazcık
vicdanı olan herkese sesleniyordu.
Diyordu ki; “Neden susuyorsunuz?”
“Yoksa onlar can değil miydi?”
“Onların ana babaları yok mu?”
“Komutan, ceza olarak, pimi çekilmiş el bombasını tutuşturuyor askerin eline...”
“Ve dört asker ölüyor.”
“Kaza diye açıklama yapılıyor... Oysa kaza değil...”
Eğer, sadre şifa sözler dökülmeyecekse ağzınızdan...
Eğer, beklenenler değilse söyleyecekleriniz...
Duyanlara teselli verecek efsunlu sözleriniz, yoksa eğer...
Dindirmeyecekseniz, o anne babaların ıstırabını...
Boşuna konuşup, ziyan etmeyin.
Susma hakkınızı kullanın, çok daha iyi.
Çünkü, yıkım mühendisi gibi her şeyi berbat edebilirsiniz.
***
Dil, başlangıçta sadece yaratıcıya aittir.
Onun, yoktan var ederken kullandığı nefestir çünkü.
Tanrısal kudret, kelimelerde vücuda gelir.
Yaratılış, dil ile, dil içinde gerçekleştiğine göre;
Söz, bütün varlığın harcı...
Yaratan, istediği birşey için ‘Ol!’ der ve olur.
Ne istediğini söylemesi yeterli.
Söze kudret veren inanıştır bu.
Yaratmak bile, bir iletişim eylemidir.
İnsan dilinin imkânlarına gelince...
Ta Mısır’lı Tot Hermes’ten beri, kelimelere hükmedene insan-üstü güçler atfedilmiş.
Bu yüzden, tanrı kâtibi sayılmış, hiyerogliflerin yazarı...
O tılsımlı dili bildiğine, o tanrısal şifrelerle konuştuğuna iman edilmiş.
Kelimelerinde, hayat ve ölüm bahşetme gücü olduğuna da...
Büyülü bir dilin sözcükleri...O gün bugündür bizi peşinden sürüklüyor.
Mistisizmin beslendiği sonsuz kaynak, böyle bir tanrısal dil arayışıdır.
Bunları niye anlatıyorum?
Dil deyip, geçmeyesiniz diye...
Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol