En uzun gecemiz
- GİRİŞ03.01.2010 10:05
- GÜNCELLEME03.01.2010 10:05
Çok gidip geliyorum aralarında ama, bir türlü karar veremiyorum; hangisi daha uzundu?
Bülent Arınç’ın sokağındaki şüpheli araçlarda 2 subayın yakalandığı gece mi?
Hâkimin Özel Kuvvetler’e bağlı kozmik büroda sabahladığı ilk
gece mi?
Savcının o büroda arama yapmasına izin verilmeyen gece mi?
Genelkurmay’ın yılbaşı akşamı mahkemeye ilettiği ‘aramayı durdurma’ talebinin gecesi mi?
Reşadiye’de 7 şehit verdiğimiz, Habur’dan 34 PKK’lının giriş yaptığı, Bilge Köyü’nde o korkunç katliamın yaşandığı, Davos’un ‘One minute!’ çıkışıyla sarsıldığı, DTP’nin kapatıldığı, CHP’li Öymen’in Dersim’i ayağa kaldırdığı gecelerden biri mi?
Hangisi Türkiye’nin en uzun gecesiydi?
***
Sabahı zor ettiğimiz, saniyelerin ikindi gölgeleri gibi uzayıp gittiği gecelerimiz var her birimizin.
Fakat ortak duygularda buluştuğumuz, nöbetine birlikte kaldığımız, şairlerin sözünü ettiği o gam yüklü ‘şeb-i yelda’yı kastediyorum.
Uykusuzluksa, birlikte çektiğimiz... Huzursuzluksa, yattığımız yerden sağa sola aynı anda döndüğümüz... Çalkantıysa, fırtınaya birlikte tutulduğumuz bir uzun gece...
Sevinç mi daha çok uzatır zamanı, keder mi?
Felaket geceleri mi çıkmaz sabaha bir türlü, mutluluktan mı olmaz sabah?
Neresinden bakarsanız bakın, müşterek bir uzun gecemiz yok bizim.
Herkes kendi gecesini yaşıyor, yalnız başına.
Hepimizin kendi uzun geceleri var;
Terk edildiğimiz, kavuştuğumuz, kaybettiğimiz, kazandığımız, indiğimiz ve çıktığımız geceler...
***
Almanak üzerinde giriştiğim çabalar, sonuçsuz kalmaya mahkum.
Çünkü ortak bir kâbusumuz da, ortak bir rüyamız da yok bizim.
Gecelerimizin uzunluğu kişiden kişiye, birimizden ötekimize değişiyor.
Buradan da, olsa olsa bir ‘Siyasi izafiyet teorisi’ çıkar.
Einstein’ın kulakları çınlasın!... Görüşlerimiz arasında bölünüyor, siyasi pozisyonumuza ‘göre’ uzayıp kısalıyor gecelerimiz.
Kuramı daha da geliştirmeyi siyaset teorisyonlerine bırakıyorum artık.
Tasada ve sevinçte kader birliği yapmışsak, uzunluğunu hep birlikte hissettiğimiz en az bir ‘milli gecemiz’ olmalı...
Ayrı yastıklara baş koysak da, sabırsızlıkla aynı sabahı beklediğimiz ya da ‘Sabah hiç olmasın’ dediğimiz bir gece...
“Şeb-i yeldayı muvakkitle müneccim ne bilir;
Müptelayı gama sor, kim geceler kaç saat” dizelerini birlikte okuduğumuz bir gece...
Ben bulamadım henüz.
Akif BEKİ / Radikal
akif.beki@radikal.com.tr
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol