Açılamayan sanatçıların durumu
- GİRİŞ28.02.2010 09:56
- GÜNCELLEME28.02.2010 09:56
Çünkü Arif Sağ, sırf bu sebeple nasıl ağır bir mahalle baskısı altında kaldığını anlatıyordu bir gazetede.
Sol çevreler ve Alevi örgütleri tarafından AK Parti’ye yanaşmakla suçlanıyormuş.
‘Demokratik açılım’ı üzerinde konuşup eleştirmeye değer bulduğu için, kendi siyasi muhitinde, ‘davayı satmış’, ‘aslına ihanet etmiş’ ve ‘döneklik yapmış’ muamelesi görüyor.
Böyle düşünenlerle aramızdaki görüş ayrılığını hemen şimdi masaya yatıralım.
***
Geçen pazar günkü yazımda, ‘Sanatçı ve patron’ başlığı altında ‘tavır olarak katılmayanları’ eleştirmiştim.
Karşılığında, sanatçı tavrını kutsayan, tavırsız sanat olamayacağını söyleyen tepkiler aldım.
O halde, şu ‘sanatçı tavrı’ meselesine de bir girelim.
Bakalım neymiş?
Bazı ses sanatçılarının davete cevaben bildirdikleri mazeretlerini öğrendim.
Sezen Aksu’nun sağlığı, Selda Bağcan’ın mahçubiyeti, Sebahat Akkiraz’ın mazur sayılma talebi, Edip Akbayram’ın yok yazılma istemi...
Toplantıdan aflarını bildirme lüzumu hissetmeyenler de olmuş.
Günü gelip çattığında, Dolmabahçe’de ispat-ı vücut etmemişler o kadar.
Kalabalığa karışmamak, bir mazeret olabilir.
Mahçup tabiat, sosyalleşmeye mani gösterilebilir.
Sağlık sorunu, elhak çok geçerli bir mazerettir.
Peki ideolojik bağnazlığa ne diyeceğiz?
O da, ‘saygın tavırlar’ sınıfından geçerli bir mazeret kabul edilebilir mi?
Yoksa bağnazlık da bir tür ‘siyasi sanat’ akımı mıdır?
***
Yazının devamına bu linkten ulaşabilirsiniz
Akif BEKİ / Radikal
Yorumlar2