Ruhlarımızın utancı
- GİRİŞ21.03.2010 07:35
- GÜNCELLEME21.03.2010 07:35
‘Eyvah, geliyor!’ çığlıkları arasında, kaçışanlarla şanlı direnişe geçenleri hüsrana uğratarak geliyor.
Korkularla, vehimlerle, hezeyanlarla geliyor.
Soyluların, kral ve lordların canhıraş yaygaralarına
rağmen geliyor.
‘Burnu yukarıda’ aydın takımının nobran, tiksinti duyan, tepeden bakışları altında geliyor.
Ve nihayet, burjuvazinin tahkimatını yara yara geliyor.
***
1850’de Fransa’da genel oy hakkı tanındığında, Madame Bovary’nin yazarı Gustave Flaubert’i uyku tutmuyor.
‘İnsan ruhunun utancı’ diyor bu meş’um gelişmeye.
Maazallah, halk bu yolla iktidarı ele geçirirse, büyük aptallıklarla
Fransa uygarlığını felaketten felakete sürükleyebilir.
Fransız uygarlığını, bu ‘barbar istilası’ndan kim koruyup kollayacak?...
Ya, 1832’de İngiltere parlamentosundan geçen demokratikleşme reformuna
ne demeli?
Şehirli zengin erkeklere mahsus oy verme hakkı, yılda en az
10 sterlin vergi ödeyen bütün şehirli erkeklere de getiriliyor.
Bu yenilik, kıyametin habercisi!...
Neyse ki, taşralı erkekler ve yoksullar bu haktan hala mahrum, ama yetecek mi medeniyeti kurtarmaya?
Şehirde oturan bu ‘miskin zavallılar’, bu ‘göbeğini kaşıyanlar’ güruhu, 10 sternlinlik vergiyi ödeyip kazara oy hakkı kazanırsa, ne yapacakları belli mi olur?
Bu gidişatın nerede duracağını kim kestirebilir?
Düşündükçe çıldırtan bir kâbus gibi...
Demokrasi gelebilir... Ve eğer saygıdeğer sınıflar güçlerini birleştirmezse, kralları ve lordları önüne katarak bir sel tufanı halinde gelir hem de...
Korkular büyük, çivisi çıkmak üzere dünyanın!...
***
Yazının devamına bu linkten ulaşabilirsiniz
Akif BEKİ / Radikal
Yorumlar1