Arzuhalciden kadı olmuyor
- GİRİŞ02.05.2010 08:58
- GÜNCELLEME02.05.2010 08:58
Taklidini beğendirmiş olacak ki, Baykal’dan esaslı bir ‘Aferin’ almayı başardı.
Ama ben ki, bay Arato’ya ‘Muvazzaf’ dedim... İşte bir kez daha meslekten tard cezası almaya müstehak oldum.
Hakkı Devrim, geçen cuma, köşesinden kaş kaldırmış bana.
Ne de olsa ‘köşekadımız’, hakkıdır.
Anayasa reformu tartışmasıyla ilgili aramızda hüküm verirken, şöyle demiş:
“Yüzücülere boks kesinlikle yasaktır. Adaleleri sertleşmesin diye...”
Katılırım; arzuhalciye de kadılık mendir.
Bakın, katip olur, kaside divanına sahip bir şair olur da... Ne hariçten, ne dahilden ‘gazelhan’ olmaz.
Çünkü, ‘arzuhalcinin maruzatındaki personası ile hayattaki gerçek kişiliği ve fikirleri arasında bir paradoks vardır’.
O paradoks, ‘inandırıcılık’ sorunudur.
Eski şairlerin kaside ve methiyeleri de böyle görünür çoğu zaman.
Eleştirmenler, ‘Samimiyet noksanlığı’ der buna.
Ebediyatımızın kudeması, bu yüzden arzuhalcilikle itham edilmiş.
Kasideler yağdanlık; ‘övgüler de, yergiler de ekseriya gayri samimi’...
Gazel ise, kasideye başlangıç olmaktan kurtularak duygusal bağımsızlık kazanmış bir edebi tür.
Kaside methiyeleri, büyük ölçüde hami’ye, yani patrona sunulmuş birer arzuhal mahiyetindedir.
Adına ‘caize’ dedikleri lütuf ve ihsanın nakit cinsi uğruna yazılmış manzum eserler...
‘Veren el’ ile ‘alan el’ meselesi değil; samimiyet arayışı meselesidir.
***
Yazının devamına bu linkten ulaşabilirsiniz
Akif BEKİ / Radikal
Yorumlar1