İlker Başbuğ ve boşluklar
- GİRİŞ07.01.2012 13:34
- GÜNCELLEME07.01.2012 13:34
Doldurmanız için bazı boşluklar bırakıyorum size. Çünkü ben korkuyorum yalnız başıma tamamlamaktan.
Adalet duygusunun arada ezilmesi ihtimali korkutuyor beni. Korkusuzluk çoğaldıkça haksızlıklar da çoğalır. Korkusuzların korkusuzluğundan korkum.
İlker Başbuğ’un tutuklanması iyi mi, kötü mü oldu? Doğru mu, yanlış mı? Haklı mı oldu, haksız mı? Vicdanım böyle sorular sayıklıyor.
Jüristokrasi mazide kalmış bir hikâyeydi, yürüyor muyuz şimdi emin adımlarla geleceğe?
Dün, sistemi krize sokabilecek kararları gözü kapalı alabilen savcılarımız ve yargıçlarımız vardı. Bugün ise sistemin krize girip girmeyeceğine aldırmaksızın ‘darbeci çete’ iddialarının üstüne yürüyen savcılarımız ve yargıçlarmız mevcut.
Dün keyfi içtihatlar, ideolojik yorumlar getirerek kurulu düzenin hizmetine koşuyorlardı hukuku. Müdanasız, hatta pervasızdılar. Statükonun bekası her şeyden evvel geliyordu onlar için. Bireye ve topluma karşı devletin koruyuculuğuna soyunmuşlardı. Durumdan vazife çıkarıp ne pahasına olursa olsun ‘cumhuriyet’e yönelen tehlikeleri bertaraf etmeye adanmışlardı.
Fakat aldırışsız vazife adamı olan bugünküleri de her kararlarında haklı göremiyorum. Eski lisanda ‘mütenasip’, şimdi ‘orantılı’ dedikleri bir kavram karıştırıyor aklımı.
Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
Akif Beki / Radikal
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol