Medyanın bordo bereli yazarları
- GİRİŞ02.02.2012 09:29
- GÜNCELLEME02.02.2012 09:29
Gazete ve TV’lerin Ankara temsilcilerinin huzurunda, dönemin MİT müsteşarına bir kitabı sormuştum. O da kitabı kendilerinin yazdırdığını söylemişti. Hiç bocalamadan, “Yüzde 75’ini biz verdik” demişti.
Hepimizi afallatması gereken skandal bir ifşaattı bu. Sihirli bir el değmiş gibi yıldızı aniden parlayan bir meslektaşımızın yazarlık sırrı faş olmuştu.
Arkadaşın gizli servisle irtibatını tahmin etmek güç değildi. Fakat en yetkili ağızdan teyit almak mı? İhtimal dışıydı. Bunu, son derece sıradan bir bilgiyi ifşa ediyormuşçasına yapmıştı müsteşar. Konuşulanlar da aradan 10 yıl geçtiği halde orada, konuşulduğu yerde kalmıştı üstelik.
O kitap, Öcalan’ın Kenya’da yakalanıp Türkiye’ye getiriliş serüvenini dakikası dakikasına anlatan ‘Operasyon’ adlı kitaptı. Öcalan Şubat 1999’da yakalandı ya da teslim edildi, nefes kesen kovalamacanın kitabı da bir yıl sonraki sene-i devriyesinde çıktı.
O yazar, Tuncay Özkan’dı. Şimdi Ergenekon davasına bakan Silivri Mahkemesi’nde tutuklu yargılanıyor.
O toplantı, MİT’in kuruluş yıldönümü vesilesiyle Atatürk Orman Çiftliği’ndeki Marmara Köşkü’nde verilen yemekli bir davetti.
O müsteşar, Şenkal Atasagun’du. Öcalan operasyonundan bir yıl önce gelmişti göreve, 2005’te de teşkilattan ayrıldı.
O günlerde Öcalan’ı yakalama operasyonunun tüm kredisi ‘bordo bereliler’e yazılıyordu. Özel Kuvvetler Komutanlığı bu sayede müthiş teveccüh kazanmış, büyük ilgi toplamıştı. Operasyon MİT’indi ama sonuçları 28 Şubat askeriyesine yaramıştı.
Şovunu kaptıran MİT, acayip kızgındı. Emekleri zayi olmamıştı belki ama çalınmıştı. Askerin malum siyasi hesapları vardı. Psikolojik harpte ellerini güçlendirmek için bu fırsattan sonuna kadar yararlanmışlardı.
MİT Müsteşarı, yemek masasında, operasyonu bütün teferruatıyla uzun uzadıya bize hikâye ederken bir yandan da bordo bereyle hava atmak gibi ucuz numaralara tevessül eden askere verip veriştiriyordu. Haksız da sayılmazdı. ‘Bordo bere’ modası başlatarak ucuz popülizmin dibini bulmuşlardı.
‘Operasyon’ kitabı, MİT’in askere cevabıydı aslında.
Geçen hafta, bu kez Chronicle dergisi Odatv davasının tutuklu sanıklarından Soner Yalçın’ın esrarengiz temalı kitaplarını kimin yazdırdığını ifşa etti.
‘Behçet Cantürk’ün Anıları’ adlı kitap, Cantürk’ün MİT sorgusunda verdiği ifadelerden oluşuyormuş. MİT arşivinde saklanan gizli tutanakların olduğu gibi Soner Yalçın’a servis edildiğini söylüyor dergi.
Gayrimeşru âlemin ‘altın kabzalı’ uyuşturucu baronu, 90’lı yılların faili meçhuller furyasında bir cinayete kurban gitti. Behçet Cantürk’ün sırlarıyla birlikte gömüldüğü sanılıyordu. Soner Yalçın’dan dökülünceye dek tabii.
Cantürk’ün ve başka karanlık isimlerin istihbarat kayıtlarına ulaşıp neşretmekle şöhret yaptı Yalçın. Çıkardığı nadide kitapların istisnasız hepsinde, gazetecilik maharetini aşan bir gayret göze çarpar. Sanığı olduğu Odatv iddianamesinin özü de psikolojik harekât cinsinden örgütlü suçlara karışmak.
Başka bir örnek Ergun Poyraz. Çete faaliyetleri kapsamında kara propaganda eserleri kaleme almakla suçlanıyor.
Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ da siyasi iktidarla psikolojik savaş için internet siteleri kurulmasını emreden bir andıçtan tutuklu.
Ancak bu isimlerin deşifre oluşuyla propaganda savaşları da sona ermiş olmadı. Özel kuvvetleri gazetecilerden oluşan yeni bir psikolojik harekât icra halinde el’an.
Eski özel harp taktikleriyle yürütülen kopya itibarsızlaştırma saldırıları, kontra tezvirat atakları ve mantar gibi çoğalan yeni ‘ulak yazar’lar operasyonel gazeteciliğin bitmediğini gösteriyor.
Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
Akif Beki - Radikal
Yorumlar1