Eylemsiz söylemler
- GİRİŞ21.11.2021 09:17
- GÜNCELLEME21.11.2021 09:22
Siyaset kurumu, ülke ve vatandaş lehine plan ve proje oluşturmakla meşgul olmayınca sağdan soldan atıp tutmalar hatta zıvanadan çıkartıcı tahrikler ve tahripler ile günü gün eder oldu.
Geçmiş dönem siyasi liderlerin bir kısmının ismini bugün unutamıyorsak ülkemiz menfaatine ürettiklerindendir.
Şimdi gelelim tüm halkımızı yakından ilgilendiren günümüzün esas sorununa.
Mutfaklarda son günlerde giderek artan yangının acilen söndürülmesi gerekiyor.
Körler sağırlar birbirini ağırlar misali ulu orta kontrolsüz atıp tutmalar bırakın yangını söndürmeyi alevleri daha da kontrolden çıkartır, Allah korusun birlik hamurumuzu sulandırır.
İktidar erki ve muhalefet 180 derecelik açı ile meseleye baktıklarından olsa gerek vatandaşlarımızın baktığı açıdan aynı derecede ayrışmış durumda.
Durum bu.
Muhalefet edenlerin beklediği ekonomik batış ve kaos emarelerinin işaretleri olabilecek toplumsal hareketlilik bir türlü oluşturulamayınca hevesler kursaklarda kalınca şaşkın ördeklerin sayısı hızla artıyor.
Ne kadar tahrik edilse ne kadar öldük bittik kül olduk dense nafile ve nerde ise vatandaşta tık yok.
Kasap et derdinde, vatandaş can derdinde.
Milletimizin büyük çoğunluğu olan bitenden haberdar ve usuletle suhuletle durumu takip ediyor.
Devletimizi idare edenler geçmişten günümüze faiz-döviz ve enflasyon üçgeninde oluşan denge veya dengesizlikle yarım asırlık süre boyunca aynı tas aynı hamam bir sarmalla bugünlere gelmişiz.
Bugün eski Türkiye olmadığımızın ispatı olarak Yeni Türkiye idarecileri bu sarmaldan milleti nasıl çıkarırım peşine düşmüş ve aldığı risk hayatına mal olsa da bu açmazdan milletini çıkarmak için baldıran zehiri olabilecek tedbirleri almakla meşgul.
Muhalefet ise 180 derecelik açıdan meseleye bakışını değiştirmeden hiçbir riske de girmeden bol keseden atıp tutmakla bence yanlış yapıyor.
Muhalefet, çoğu tuzu kuru taraftarlarını teskin ederek çözüm önerileri sunmak yerine mış gibi yapıp yarım asırlık bu sarmaldan kurtuluş için oluşan umudu yok etmek ve buradan oluşacak bir fırsatı kollamakla meşgul.
Hiçbir risk almadığı gibi böyle gelmiş böyle gider ve eski tas eski hamam olsun diyerek vatandaşa umut olacağını zannediyor.
Üretmeyelim.
İthal edelim.
Etrafımızı çepeçevre saran dahili ve harici düşmanları yok sayalım.
Hatta affedelim.
IMF reçeteleri ile günü kurtaralım gibi bir sürü içi dışı fos teklif.
Birlik ve bütünlüğümüze göz dikmiş ve ülkemizi parçala böl ve yönet diyen bildik aklın dümen suyuna gidelim gibi garabetleri yüksek sesle dillendirenlere zeytin dalı uzatalım diyecek kadar şirazeden çıkmış muhalif söylemler ve daha neler neler…
Ekonomi okumasam da bu ülkede yaşayan sade bir vatandaş olarak yarım asırlık sürede yaşanılmış krizlerin hepsini bizzat bedelini ödeyerek yaşadım.
1994 krizinde muayenehanemi mark olarak olarak satın almamın bedelini çok zorluklar içerisinde ve kat be kat TL olarak ödemiş ve bir daha asla demiştim.
Paramız o günlerde de pul olmuş ve birçok vatandaş benim gibi zor günler yaşamıştı.
Ülkemizin milli parası dışında başka geçerli bir para birimi olmamalı.
Yurt dışında birçok ülkede milli paralar için geçerli bir uygulama bizim ülkemizde de derhal ciddi olarak uygulanmalı.
Bugün yaşadıklarımız inşallah böyle bir sürecin başlangıcı olur.
Madem bu ülkenin vatandaşıyız ve başka bir ülkeye gitmek gibi bir niyetimizde yok. Her birimiz böyle düşünerek biraz da elimizi taşın altına vatandaşlar olarak biz koymalı ve yetsin artık bu zillet diyebilmeliyiz.
Kasada, yastık altında veya cüzdanlarda tutulan rengârenk gavur paralarını yatırım ve üretime ya da yerli ve milli firmalarımıza aktararak birlik ve bütünlüğümüze katkı sağlamalıyız.
Bu haftalık da bu kadar.
Kalın sağlıcakla.
(YENİ AKİT GAZETESİ)
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol