Org. Başbuğ gerçekten demokrasiye inanıyorsa
- GİRİŞ18.09.2008 06:09
- GÜNCELLEME18.09.2008 06:09
Yöntem ve yol değişir ama esas değişmez, siyasete ağırlık koymak konusu, bazı istisna dönem ve kişiler dışında aynı kalır.
Org. İlker Başbuğ Genelkurmay Başkanı olalı henüz 1 ay olmadı.
Ama bu süre "yoğun" gelişmelerle geçti.
Türk Silahlı Kuvvetleri adına yapılan hapishane ziyareti, ardından yeni komutanın "destek kıtaları"yla Doğu ve Güneydoğu'da yaptığı ziyaret, bu ziyarette kimi temel siyasi konular üzerine yaptığı vurgular, en nihayet önceki gün gerçekleştirilen basın brifingi
Yeni bir dönem hızlı açıldı
Tarz böyle oluştu, oluşuyor
Ama bu sadece tarz meselesi midir?
Peki ya esas?
"TSK'nın ana konulara bakış açısı değişmez. Kim böyle bir şey beklerse çok büyük yanılgı olur. Üslup farkları olabilir "
İki gün önce gazetecilere bunları söylüyordu yeni Genelkurmay Başkanı
Yani esas
Şimdi başa dönelim
Yeni komutan bundan 18 gün önce ordunun sistem içindeki yerini ve işlevini belirten bir devir teslim konuşması yapmıştı.
Buna göre TSK kendisine önemli siyasi bir rol veriyor, ancak bu siyasi rolü siyaset dışı olarak adlandırıyordu. Ordunun siyaset dışı saydığı ama her yönüyle siyasi olan bu rol, Başbuğ'un dilinde "ulus devletin tanımı, askerin bu tanımı kollama görevi, kimi uygulamalar ve adımlarla bu tanımın çelişmesi halinde tepki vermesi" gibi bir şekle bürünüyordu.
Siyasi konuların siyaset dışı görülmesi ve tanımlanması toplumun bu konular hakkında fikir beyan etmesini imkansız hale getirir.
Bu konuları siyasi tartışmaya ve siyasi karara kapar.
Bu oranda siyasi alanı daraltır ve tekeli altına alır.
Askeri vesayet adı verilen hâl işte bu hâldir.
Bu rejimin rengi, tekel altına alınan siyasi konuların artmasıyla koyulaşır
Başbuğ da aslında bu tanımı yapmıştı.
Dün kimi gazetelerin yayın yönetmenlerine ve Ankara temsilcilerine brifing verdi, Başbuğ.
Brifingde demokrasi ve hukuk devletine saygısını dile getirmiş Ancak saygısını "askeri vesayet süzgeci"nden geçirince bu saygı anlamını kaybetmiş
Nitekim Genelkurmay Başkanı brifingde "AB'den beklenti ( ) 'Ulus devlet yapımla oynamaması, üniter devlet yapımı zayıflatmaması", derken, aslında değişmeyen esaslardan hareketle biliyoruz ki, Avrupa'ya ve siyasetçiye "Kürt meselesinde fikir beyan etme, benim Kürt politikama karışma, bana ademi merkeziyetçilik önerme, demokratikleşme kanunlarında benim gerçeklerime ters düşme " demek istiyordu
Örnek birden çok
Başbuğ, akreditasyonlar konusunda "Bir açılım yaptık. Akreditasyon kriteri koyma durumunda değiliz. Kriter basın meslek ilkeleri. O ilkelere uyulsa ne bir kişinin ne de kurumun sorunu olur " demiş.
Ama basın meslek kriterine hangi gazeteden neden ve nasıl uymadığının tespitini kendisinin yapacağını göstermekten de geri kalmamış.
Yeni Şafak, Star gibi daha önce bu toplantılara çağrılmayan gazeteler Genelkurmay Başkanı'nın masasında bu kez yerini alırken, Birgün, Taraf gibi gazeteler hala vesayetçi anlayışın yaptırımına tabi olmayı sürdürüyor
Başbuğ'un bundan böyle "bildiri" sayısının azalacağını ifade etmesi de bir tarz meselesidir
Bunlar askerin siyasete müdahalesini, Kıbrıs, Kürt sorunu gibi konularda iktidarı denetlemesini, hatta ikame etmesini engellemez.
Org. İlker Başbuğ gerçekten demokrasiye inanıyorsa, bir kere demokrasinin tanımını sivillere bırakmalı ve ilk hedef olarak ordusunu kışlaya çekmelidir
ALİ BAYRAMOĞLU - YENİ ŞAFAK
Yorumlar6
-
Teomete Hansarayli
17 yıl önce
Şikayet Et
28 Şubat çizgisindeymiş.. Garip mimik ve ara ara yükselen ses tonu ile kararlılığını göstermek istiyor ama bilmiyor ki çok komik oluyor.Bu genkur'da da iş yok. Ergenekon tezgahı 28 Şubat çizgisinde olduğunu söylemesi egosuna malup olmuş aczini göstermekten başka bir şey olmamıştır.Sn.Genkur sizi rasyonel düşünmeye davet ediyorum.Bu halka yakışacak genkur olmayı hak ediyorusunuz ama ilk sinyaller çok büyük gaflet içinde olduğunuzu gösteriyor.
Beğen
Cevapla
-
ismail kahraman
17 yıl önce
Şikayet Et
tam oturmuş. Yazınızın son cümlesi öyle bir oturmuş Ki elinize ağzınıza ve kaleminize sağlık.
Beğen
Cevapla
-
Muammer Karan
17 yıl önce
Şikayet Et
Demokrasi Trawmayında kaçak yolcular2. Türkiye'de ılımlı İslam Cumhuriyeti kurulmak istendiğini duyuyoruz. Osmanlıcılık akımı aldı sardı her tarafı.Üniter yapımızın bozulması için yıllardan beri yürütülen sinsi çalışmaların semeresini bu hükümet zamanında almaya kalkan hainler var. Bir güvencemiz TSK kaldı.AKP eliyle tüm milli ve manevi değerlerimiz yıpratılıyor.Ne diyeyim Allah ıslah etsin!
Beğen
Cevapla
-
Muammer Karan
17 yıl önce
Şikayet Et
Demokrasi Trawmayında kaçak yolcular. Mazlum konumunda demokrasi nimetinden yararlanacaksın, ama eline fırsat geçtimi tarihteki nemrutları firavunları aratmayacak ölçüde tavırlar takınacaksın, zulüm edeceksin. Bu yazarla birlikte bazı yazarların TSK'ne karşı her fırsatta düşmanlık besleyip eleştiri getirmesinin mutlaka bir nedeni var.AKP'nin demokrasi dediğine inanmıyorum ve eline fırsat geçtiğinde nasıl acımasız olduğunu bilenlerdenim. TSK'ya eleştiri getirenlerde Türkiye'yi bölmek isteyenlerin tetikçisidir. Başka bir şey değil.
Beğen
Cevapla
-
ahmet yıldız
17 yıl önce
Şikayet Et
SİSTEM.... Kim gelirse gelsin farketmez sistem işler...
LAİKLİK, üniter, askeri işler tartışılmaz, üstün memur,bunlardan vazgeçilemez,
bunlar zedelendimi FERİŞTAHIN OĞLU olsan oturtmazlar:
Altan yukarı doğru baskı var...
Beğen
Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle