Ergenekon'un 'askeri derinliği' ve infazlar...
- GİRİŞ25.11.2008 06:05
- GÜNCELLEME25.11.2008 06:05
İlk tanışmamız Susurluk kazasının sonrasına denk gelmişti. O günlerde verdiği ifadelerle karanlığın önemli bir kısmının ortaya çıkmasını sağlamıştı.
Bir ara anılarını yazmaya karar verdi. Ama o anılar ya bitmedi ya da o yayınlanmasını erken buldu.
Zaman zaman buluşurduk, sohbet ederdik. O günlerde bana yazılmamak kaydıyla anlattıkları anılarında yer alır mıydı bilmiyorum, ama anlatılanları, Okay Gönensin'e aktardığımda -bunları unut, kimseye de anlatma- dedirtecek kadar dudak uçuklatacak cinstendi
Altını çizdiği özellikle JİTEM'di
Cem Ersever'in infaz kararını kimlerin verdiği, nasıl infaz edildiği, Ersever'le yakın ilişkisi bulunan bir itirafcının emniyet müdürlüğünde nasıl koruma altına alınarak infazdan kurtarıldığı, Ersever'in şehirlerde eylem yapmadan, örneğin belli yerlere bomba atmadan önce emniyetten o yerdeki istihbaratçıların geri çekilmesini talep etmesi, anlattıklarından aklıma en çok yer edenler olmuş
Binbaşı Cem Ersever'in JİTEM'deki komutanları Arif Doğan ve Veli Küçük bugün Ergenekon davasında yargılanıyorlar
Ergenekon'un ucu Susurluk'a her geçen gün biraz daha uzanıyor
Dahası Ergenekon davası Susurluk davalarının yapmadığına, yapamadığına soyunuyor. Eylemlerin ve çetelerin askeri kanadına el uzatıyor
Gerçekte değmeye çalıştığı bu kanadın kuşattığı "gerçek ve zihniyet"tir
1997'de ordunun düzenlediği bir gezide "Gürvil tepesi"nde askeri bir birlikte karşılaştığımız, "Diyarbakır'a gitmekten çekinirim, orada Cem Ersever'le JİTEM'de çalıştım" diyen, "Susurluk'u orduya bulaştırmaya çalışan vatan hainidir" sözlerinin sahibi general Özkasnak'ın yüzünün kızarmasına neden olan itirafçının işaret ettiği "gerçek ve zihniyet"
Susurluk ve Ergenekon'un "askeri derinliği" sadece dışa dönük infaz ve eylemlerden oluşmuyor.
Eylemler içeriye de dönüktü.
Cem Ersever böyle öldürüldü. Orgeneral Eşref Bitlis'in ölümü hala bir muamma. Tuğgeneral Bahtiyar Aydın ölümü tartışmalı. Albay Rıdvan Özden ise bir kaç suikast atlattıktan sonra 1995'te iki koruması ile birlikte öldürüldü. Dönemin Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu'nu Kıbrıs'ta ıska geçen kurşunu hiç saymayalım
Susurluk davası bunlara ve JİTEM'e el atamadığı, askeri kanada ulaşmadığı için ortada kaldı
Ergenekon'un önündeki temel meselelerden birisi "asker infazları meselesi"dir
Bu infazlar, derin devlet yapılanmasında ve eylemlerinde, resmi politikaların aldığı yönde, gerek emir veren gerek emir alanlar açısından üstü örtülü operasyonların devlet içi yansımalarında anahtar rol oynuyorlar
Dün gazetelerde yer alan bir haber Ergenekon savcısının Rıdvan Özden'in eşi Tomris Özden'i dinlediğini vurguluyordu.
Tomris Özden'in şu sözlerini siz değerlendirin:
"Bir PKK itirafçısı, eşimin JİTEM tarafından öldürüldüğünü açıkladı. Yanında askerlik yapan erlerden biri de çatışmada ölmediğini söyledi. Eşimin ölümüyle ilgili belgeleri Tuncay Güney ve Ümit Oğuztan benden 1996'da haber yapacağız diye aldılar. Sonra ne haber yaptılar ne de ilgilendiler. Tuncay Güney, benim yanımda Veli Küçük'le de telefonla görüştü. Ona da bilgiler verip 'ilgileniyoruz' dedi
Ergenekon mu? Susurluk mu?
Her neyse! Yaranın merkezi orada duruyor
Ali Bayramoğlu - YeniŞafak
Yorumlar4