Kürt sorunu unutulmaya yüz tutarken...
- GİRİŞ18.02.2012 09:23
- GÜNCELLEME18.02.2012 09:23
Siyaset "tartışabilmek" demektir; sorunları konuşarak çözmek, kararları müzakere ederek almak demektir.
Siyaset "iletişim" demektir...
Siyaset bir toplumdaki farklı beklenti, öneri ve taleplerin belirli kurallar ve yasalar çerçevesinde karşı karşıya gelmeleri "birbirlerini etkileyerek, birbirlerinden beslenerek, birbirlerini çürüterek", kararlara zemin oluşturması demektir.
Siyaset, farklı kesim ve talepler arasındaki fikir alışverişinin ve ortak payda arayışının tek vasıtası olan "düşünce özgürlüğü" demektir.
Tartışmanın, konuşmanın, düşünce özgürlüğünün bittiği yerde siyaset de biter, anlamını yitirir.
Siyaset bitince küfür başlar, kavga başlar, kaba güç devreye girer.
Küfür ve şiddet sadece ilkelliğin ve edepsizliğin göstergesi değildir.
Farklı olanların düşüncelerini karalayan, reddeden, yok edilmesi gereken düşman ilan eden bir zihniyetin de ifadesidir.
Türkiye'nin önemli sorunlarından birisi bu...
Siyaset eksikliği, siyaset algısı bozukluğu, siyasi alan darlığı...
Bu, aslında hep böyle oldu...
Şöyle de diyebiliriz: Türkiye'de demokrasinin önündeki en büyük tehlikelerden birisi, siyasi alanın dar alana hapsolunması, dar alanda iç çatışmalarla dar rekabete mahkûm edilmesi ve bir savaş ideolojisine dönüştürülüp tartışmalardan arındırılması olmuştur...
Malum, bu yıllarca karşımıza daha çok haki renkle çıktı...
Ama her zaman böyle olmaz, karşınıza sadece haki renkle çıkmaz...
Başka renklere de bürünür...
Bugün, özellikle son dönemlerin, Kürt hareketinin siyasi alanını, dahası özgür düşünce alanını hedef alan resmi politika bunun açık göstergelerinden birisidir...
Benzeri pek çok...
Unutmayalım, "Ne mozaiği ulan, böyle demokratikleşmenin yedi sülalesini..." diyen zihniyet aramızda, hatta içimizde yaşıyor...
Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kulanabilirsiniz
Ali Bayramoğlu / Yeni Şafak
Yorumlar1