Nuseyriler, Esat ve Hatay...

  • GİRİŞ04.09.2012 11:12
  • GÜNCELLEME04.09.2012 11:12

Hatay bana farklılıklara değme duygusunu vermiştir. Toplum denilen şeyin dil, inanç, kültür olarak farklı gruplardan oluştuğunu, bunun tabii ve aslında hep böyle olduğunu öğretmiştir.

Nuseyriler, Levantenler, Sünniler, Mardinli Araplar, Arap Hristiyanlar...

Ama en önemlileri ana dilleri Türkçe olan Sünniler ve ana dilleri Arapça olan Nuseyrilerdi.

Bu toplulukların kritik karşılaşmaları olmuştur tarihte. Hatay'ın Türkiye'ye iltihakı ve bunun öncesindeki referendum bir kutuplaşmanın öyküsüdür.

Onu takip eden dönemde Nuseyriler ve Sunniler karışık yaşadıkları Antakya, İskenderun gibi şehirlerde genel olarak ayrı mahallelerde oturmuşlar, ayrı ticari ilişkiler kurmuşlar, ayrı sosyal çevreler içinde bulunmuşlar, ayrı ibadethanelere gitmişler, farklı siyasi partilere oy vermişlerdir.

Artan modernleşme, şehir içi, mesleki pek çok temas bu toplulukları yakınlaştırmakla birlikte, bu özellik temel olarak pek değişmemiştir.

Topluluk içi dayanışma, topluluklar arası güvensizlik ve önyargılarla ortadan kalkmamıştır. "Arapuşağı" kelimesi dün gibi bugün de bölge Sünni dilinin temel ayırımcı kelimelerinden birisi olmayı sürdürür.

Kritik siyasi anlar bu tür durumları kaşırlar.

Farklılıkları, güvensizlikleri siyasi açıdan aktif hale çevirirler, çevirebilirler.

Bugün Hatay'da kritik gelişmeler yaşanıyor.

Esat ve rejimi malum Nuseyri...

Ve görüntü o ki, Esat rejimi Hatay'daki Nuseyrileri ve Nuseyri zeminini kaşıyor.

Bir kaç gün önce yapılan, Esat rejiminin Hatay sokaklarında boy gösterdiği, Esat'ın resimleriyle Türkçe Arapça sloganlar atılan yürüyüş gerek vurgusuyla gerek örgütleyicileriyle bunun bir işaretiydi.

Dün telefonda uzun uzadıya sohbet ettiğim bölgeyi iyi tanıyan üst düzey bir siyasi yetkili şunları söylüyordu bu konuda:

"1990'lı yılların ortalarında Antakya sokaklarında, daha doğrusu Nuseyri mahallelerinde duvarlara 'İşgal ordusu defol', 'Hatay'ın işgaline son" gibi sloganlar yazılırdı. Bunu örgütleyenler Baba Esat'la yakın işbirliği içinde olan Samandağ Nuseyrisi olan Mihraç Ural'ın denetimindeki Acilciler Grubu'ydu. Hatta 1995-1996 yılları arasında MGK'da bir tedbir paketi bile görüşülmüştü, Suriye'nin bölgeyle oynama tedbirine karşı...

Bugün aynı grup ve isimler oğul Esad'la birlikte bölgeyi germeye, oraya sızmaya çalışıyor. Hatırlayacak olursanız, Beşar'ın bir süre önce 'Bu ateş Türkiye' yi de sarar' şeklinde bir tehdidi olmuştu... Genel olarak Esat'ın Türkiye'ye, özel olarak Hatay'a yöneldiğini biliyoruz. Hatay'da muhaberatın pek çok ajanı, adamı var. Ve işi kaşıyorlar..."

Esat, Muhaberat, Şebbiha kaşıyor, tamam...

Yazının devamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz

Ali Bayramoğlu - Yeni Şafak

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat