Kanal İstanbul’a takılacak kulp yok

  • GİRİŞ24.12.2019 11:06
  • GÜNCELLEME24.12.2019 11:06

AK Parti’nin mega projelerinden biri olan,Kanal İstanbul,bilindiği üzere ilk kez, 27 Nisan 2011 tarihinde Haliç Kongre Merkezi’nde yapılan basın toplantısıyla tanıtıldı…

Proje özetle, Karadeniz ile Akdeniz arasında alternatifsiz bir geçit olanİstanbul Boğazı’ndaki gemi yoğunluğunu ve tehlikeli madde taşıyan gemilerin oluşturduğu riski azaltmak için Karadeniz ile Marmara Denizi arasında yapay bir suyolu açılması olarak tanımlanıyor.

Kanal İstanbul projesine ilişkinÇevresel Etki Değerlendirme(ÇED) Raporu, dünÇevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca uygun bulunarak kabul edildi.

Yasal süreç gereği ÇED Raporu, 10 gün süreyle halkın görüşüne açık olacak. Bakanlık, projeyle ilgili karar alma sürecinde bu görüşleri dikkate alacakmış.

Yine bilindiği üzere, muhalefet ve muhalefet gibi düşünüpAK Partihükümetleri ne yaparsa bir kulp takmaya çalışıp reddedenler, Kanal İstanbul projesine karşı çıkıyorlar…

CHPGenel BaşkanıKemal Kılıçdaroğluakıl almaz bir yaklaşımla, bu projede çalışacak müteahhitlere sesleniyor ve onları tehdit ediyor: “Bu projeye katılırsanız, biz iktidar olunca paranızı ödemeyeceğiz.”

İstanbul Büyükşehir BelediyesiBaşkanıEkrem İmamoğluda 2018 yılında Kanal İstanbul için imzalanan iş birliği protokolünden çekildiklerini açıkladı…

Bunlar her şeye karşıdır…

Birinci Köprü, İkinci Köprü, Üçüncü Köprü, Marmaray, Avrasya Tüneli, Kuzey Marmara Otoyolu, Osmangazi Köprüsü, Yeni Havalimanı, Çanakkale Köprüsü ve İzmir Otobanı…

Bütün bu karşı çıkışlar, sonuçları itibarıyla bize şunu söyler hâle gelmiş gibi: CHP neye karşı çıkıyorsa, onun tersi doğrudur…

Bugün yukarıda sayılan büyük projeleri kullanan millet, onların üstünden ya da içinden geçerken nasıl ki yapanlara dua ediyorsa herhâlde bir gün Kanal İstanbul’u yapanlardan da duasını esirgemeyecektir…

Pazar akşamı Fatih Altaylı’nın televizyon programında çok ilginç konuklar vardı:Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı,Prof. Dr. Selami Kuran ve Prof. Dr. Cemal Saydam.

Mustafa Ilıcalı’nın programda gösterdiği altı numaralı slayt çok çarpıcıydı.

Slaytta, çeşitli profesör ve uzmanlar ile özel ve kamu kuruluşlarının, Kanal İstanbul projesi için yıllardır derinlemesine yaptıkları araştırma konuları sıralanıyordu:

Jeoloji ve Hidrojeoloji Sondajları, Arazi ve Laboratuvar Deneyleri, Yeraltısuyu Model Çalışmaları, Zemin Mekaniği, Kaya Mekaniği, Sıvılaşma Analizi, Yamaç Stabilite Analizleri, Deprem, Heyelan, Tsunami, Hidrolojik Çalışmalar, Sediman (Partikül) Taşınımı Nümerik Modeli, Dalga Modeli, Hidrodinamik Çalışmalar, Su Kalitesi, Gemi Trafiği Modeli ve Simülasyonu, Ekolojik Çalışmalar, Sosyal Etki Analizleri, Çevresel Ölçümler (97 noktada), Gürültü ve Titreşim Ölçümleri (15 noktada), Arkeolojik Saha Çalışmaları.

Yani, olayın bilimsel yönden en ufak bir zaafı, açık noktası görülmemekte…

Peki hukuki açıdan durum nasıl? Yani, Montrö falan…

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne (İHAM) önerilen üç yargıç adayından biri olan, uluslararası hukuk uzmanı, Marmara Üniversitesi Avrupa Hukuku Anabilim Dalı BaşkanıProf. Dr. Selami Kuran,olayı etraflıca anlattı…

Hukuki yönden de en ufak bir zaaf ve açık bir nokta bulunmamakta.

Bir tek zaaf varsa, o da belki şu olabilir: Altaylı’nın programında anlatılan gerçeklerin iletişiminin sekiz yıldır gerektiği gibi yapılamaması…

Bu nedenle konunun bilimsel ve hukuki boyutuyla değil, siyasi boyutuyla ele alınmasına müsaade edilmesi ve Kanal İstanbul projesinin AK Parti düşmanlığına alet edilmesine izin verilmesi…

Konuyu Sayın Cumhurbaşkanı’nın 21 Aralık günü Hizmet İhracatçıları Birliği Ödül Töreni’nde yaptığı şu tespitle bitirebiliriz:

“Demokrasimize, ekonomimize, güvenliğimize, huzurumuza, birliğimize, beraberliğimize kasteden saldırıların biri bitmeden diğeri başlıyor. Eşine benzerine rastlanmayan haksızlıklarla, adaletsizliklerle, tehditlerle, tuzaklarla, oyunlarla karşı karşıyayız.’’

YENİ ŞAFAK GAZETESİ

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat