Fark edilmek için farklılaşmak gerekir...
- GİRİŞ26.06.2011 08:39
- GÜNCELLEME26.06.2011 08:39
İstanbul, içinde yaşayanların algılarını nasıl şekillendiriyor?..
İçinde pek çok temel bakış açısı barındıran bu soru, dün beni İstanbul Akvaryum açılışında büyük bir hayranlıkla içinde 1.500 çeşit 15.000 adet deniz canlısının tam ortasındayken yakalayıverdi. Verdiğim iki yanıt şuydu:
1. Zamanların ruhunu 'popüler kültür araçları'yla günümüze taşıyarak...
2. Gündelik hayatlarımızla büyük şehir hayatını buluşturarak...
İstanbul'un algılarımızı nasıl etkilediği üzerine kafa yormak aynı zamanda bir şehri şehir kılan özellikler üzerine düşünmek anlamına geliyor.
- - -
Hemen ikinci soruyu sormamız lazım:
İstanbul'un, dünya üzerindeki tüm toplumların hafızalarında nasıl bir iz bırakmasını istiyoruz?
İstanbul gibi pek çok metropol var; ancak kaç tanesinin bir 'kültürel cazibe merkezi' olduğunu iddia edebiliriz?.. Pek azının...
Bir zamanlar Aspendos, La Scala popüler kültür taşıyıcısıydılar. Rönesans, Modernite popüler kültür beşiği olarak da bilinirdi. Mozart'ın Sihirli Flüt'ü, 'Operaların operası olarak kabul edilen 'Don Giovanni'yi birer popüler kültür eseri olarak bestelediği kabul edilir... Zamanında 'Anlık tüketim için ortaya çıkarıldığı' iddia edilen Beatles'ın 'Yesterday'i gibi pek çok parçasının sonradan klasik haline geleceğini yukarıdaki mini tespitlere ekleyelim... Oradan kentlere gelelim... Ve şu saptamayı yapalım:
Kentlerin marka değerleri, yılların ötesine ancak popüler kültür odaklı mihenk taşlarına sahip çıkmakla taşınabilir... İlim ve irfanın popüler kültürle kesiştiği noktada çağlar ötesine taşan marka yapıları oluşur...
Sanayi devriminin simgesi olarak kabul edilen Eyfel Kulesi böyle bir yapıdır... New York'taki Özgürlük Anıtı, mimarlık harikası diğer eserler, Guggenheim ve Londra'daki National Gallery veya Bilim Müzesi de... Örnekleri çoğaltmak mümkün. İstanbul Akvaryum da İstanbul'a işte böyle bir 'farklılaşma', böyle bir 'kıymet' getirecektir.
- - -
Bilindiği üzere 'fark edilmek için, farklılaşmak gerekir'... Dünyanın en büyük tematik akvaryumu İstanbul Akvaryum da İstanbul'a müthiş bir farklılaşma unsuru katacaktır.
Bazı ecnebi aydınlarımızın entelektüelliğin sanki karşı köşesinde bir yerlerde, halkı afyonlayan tütsüleri tutuşturan bir tür 'alçak' kültür olarak değer biçtikleri popüler kültüre İstanbul'un özellikle ihtiyacı var. Örneğin İstanbullu'nun geçmişe özlem duygusu ağır basıp hislendiğinde, şehrin gündelik hayatının tarihini oluşturan hatıraları, popüler kültür araçlarından yoksun olsaydı geçmişini çocuklarına nasıl anlatabilirdi? Bu 'alçak' kültürün müziği, sineması, tiyatrosu veya kısaca tüm yazılı ve görsel araçları olmasa bu şehri hangi aynalarda seyredebilme şansı bulabilirdik acaba? Hatta bazılarımızın çok küçümsediği popüler kültür aracı olan reklamlarımız, bayramlarda seyranlarda da olsa geçmişi yad etmese...
Yazının devamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
(Ali Saydam-Akşam)
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol