O bildirinin önerdiği rejim, seçimle kurulamaz...

  • GİRİŞ24.12.2013 09:48
  • GÜNCELLEME24.12.2013 09:48

Biliyorum, bugünlerde "operasyon" haricinde yazmak bir yazar için akıllıca değil, ama ne yapalım, verilmiş sözüm var. Hem belki siz okurlar da başka şeyler okuma kıvamına gelmişsinizdir bu geçen zamanda...

***
"Laik devlet, özgür toplum..."
Sadece başlıktan ibaret olsa gönül rahatlığıyla imzalayacağım bir bildiri...
Fakat zarfa değil mazrufa bakınca... mazrufun da lafzını değil "içini" okuyunca iş çatallaşıyor.
Ben bu bildirinin "içini" okuyunca, imzacıların "laik devlet" derken "otoriter-laik" bir devletten söz ettiklerini hemen görebiliyorum... Keza "özgür toplum" derken, herkesin değil, ölçülerini kendilerinin koyduğu bir "çağdaşlığı" benimsemiş toplum kesimlerinin özgürlüğünden söz edildiği de çok açık. Laik devlet aynı zamanda otoriter olmalı ki, kendi başına bırakıldıklarında ya davulcuya ya da zurnacıya gidecek olan toplum kesimlerine "dur bakalım, yolun yol değil" diyebilsin.
Örneği, özgürlükçü mü yoksa otoriter bir laikliği mi savunduğunuzun turnusol kâğıdı haline gelmiş bulunan başörtüsünden verelim: İmzacılara göre, başörtülüler devlette çalışamazlar, milletvekili olamazlar, tıpkı eskiden olduğu gibi...
Zaten bildiri, son bölümünde muradını açık açık koyuyor ortaya:
"Laik ve demokratik Cumhuriyetten, Atatürk ilke ve devrimlerinden asla ödün vermeyeceğimizi..."
Bu kalıbı bir yerlerden hatırlıyorsunuz, değil mi? (İpucu: 1960, 1971, 1980, 1997, 2007).
***
Mesele şurada: Türkiye'de, iktidarın ataerkil-otoriter eğilimlerine "özgürlük" vurgusuyla değil de "laiklik" vurgusuyla karşı çıkmak, yakın tarihi böyle olan bir ülkede sizi doğrudan doğruya "eski rejim" özlemcileriyle buluşturur...

Yazının devamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz

Alper Görmüş- Türkiye Gazetesi
alper.gormus@tg.com.tr

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat