Ruslar geliyor (mu...)
- GİRİŞ25.08.2008 08:25
- GÜNCELLEME25.08.2008 08:25
Bütün amacı, Sovyetler Birliği kontrolündeki topraklarda adına ‘komünizm’ denilen ama hızla ‘bürokratik faşizme’ dönüşen rejimi biraz daha yaşanabilir kılmak, ‘Güleryüzlü Sosyalizm’ adı verilen hareketle insanların yaşam kalitesini yükseltmekti. Sansür denilen kepazeliği ortadan kaldırmış, serbest tartışma zemininde komünizmin bile tartışılmasının yolunu açmıştı...
Cevabını 21 Ağustos 1968 günü aldı. Sovyet, Macar, Polonya, Bulgar ordularının tankları ‘Prag Baharı’nı ezmek için işgale başladılar. Çek ve Slovaklar onurlu insanlardı, dünyanın hiç bir yerinden yardım almamalarına karşın başkentlerinin sokaklarını tutan işgalci tanklara karşı sivil direnişi de gerçekleştirdiler. 180 kişi öldü, 500’den fazla masum insan hastanelik oldu...
Avrupa tarihi açısından kara bir leke oluşturan bu işgalden yaklaşık 20 yıl sonra, dönemin Sovyet lideri Mikhail Gorbaçov, ‘bürokratik faşizm’in iflas ettiğini kabul edecek ve Sovyetler Birliği ile bağlantısındaki Varşova Paktı tek kurşun bile atılmadan tarihin çöp tenekesine atılacaktı...
12 Ağustos 2008... Gürcü kenti Gori’yi aldıktan sonra namlularını başkent Tiflis’e çeviren Rus tanklarının görüntüsü bütün bu ‘kötü anıların’ canlanmasına neden oluyordu. Nitekim, Kafkasya Savaşı’nın daha ikinci gününde Letonya, Estonya, Litvanya,Ukrayna ve Polanya liderlerinin Tiflis’e koşup, Saakaşvili’nin yanında yer almaları bir tesadüf olarak kabul edilebilir mi? Avrupa’nın doğusundaki NATO ve AB üyesi devletlerin bu hassasiyetinin, 1968’in aksine, Washington başta Batı başkentlerinden Rusya’ya giderek artan organize-sert tepkinin doğmasında önemli rol oynadığını hepimiz anlamış durumdayız...
Demek... Dünya 40 yılda çok değişmiş... 1968’de Çek ve Slovaklar’ın yaşadığı korkunç işgal karşısında Batı’nın sesi bile çıkamamıştı... Bugün, satranç belli ki farklı oynanıyor...
Türkler’in ‘Karadeniz travması...’
Gürcistan’da sergilediği güç gösterisiyle Rusya, eski müttefikleri nezdinde ‘kaybettiği’ bir oyunun başrol oyuncusu durumunda... Yaşanılmış ‘travmalar’ gün yüzüne çıktı, Batının, bu kez Ukrayna ve Gürcistan gibi iki stratejik ülkeyi de içine alarak ‘Rus tehditine’ karşı bütünleşmesinin yolunu açtı. Ama travmalar önemli... 1914 yılında İstanbul’a Alman bayrağı altında giren Goeben ve Braslau zırhlılarının Yavuz ve Midilli adlarıyla Osmanlı bayrağı altında Karadeniz’e açılıp Rusya ile savaş başlatmaları... Devamında dört yıl gibi kısa bir süre içinde bir cihan imparatorluğunun yıkılıp, memleket topraklarının işgal altına girmesi... Bunlar da bizim ‘travmalarımızdır’ ve Amerika başta tüm müttefikler, Türkler’in, Montrö Anlaşması’nı delebilecek her öneri karşısında çılgına döndüklerini çok iyi bilirler... Geçiniz...
Kafkasya-Ortadoğu hattı...
‘Tek kutuplu bir dünyada’ yaşanılan ‘George W. Bush felaketi’nden sonra pek çok ulus, Gürcistan harekatı ile Ruslar’ın ‘dönüş yaptığı’ inancına kapıldı. Biraz erken bir analiz... Nitekim, Suriye lideri Beşar Esad’ın daha Gürcistan’ın dumanı tüterken Moskova’ya gitmesi ve özellikle Gürcistan’a dönük İsrail askeri yardımını önplana çıkartan açıklamalar yapması dikkat çekiciydi... Esad’ın bu ziyaretten, ülkesini, muhtemel İsrail hava saldırılarına karşı koruyacak güçlü bir füze savunma sistemi ile dönme olasılığı yüksek. Bu nedenle, İsrail Başbakanı Olmert görevinden ayrılmadan önce apar-topar Moskova yolcusu... Hedefi bu tür bir satışı önlemek... Rusya’nın benzer bir silah sevkiyatını İran’a yapma olasılığını da durdurmak...
Rusya ve Avrupa...
Gelelim ana soruya: Bütün bu göstergeler Rusya’nın bir süper güç olarak geri dönüşünün işaretleri mi? Çok uzak ve hayalci bir yaklaşım bu... Fakat ortada bir kaygı var. Güney Osetya’ya, Rusya dışındaki Ruslar’ın korunmasını emreden Rus Anayasası’nın 80’nci maddesi çerçevesinde müdahale eden Putin’i ileri adımlarında kim, nasıl durduracak. ‘Bölgesel milliyetçiliği’ tırmandıran ve Balkanlar’ı kan gölüne çeviren dönemin Sırb lideri Slobodan Miloşeviç karşısında yıllar boyu yaşanılan ‘çaresizlikleri’ bir düşünün... Bir de Putin’in gücünü ortaya koyun... Herkes için zor bir dönem...
ARDAN ZENTÜRK - STAR
Yorumlar1