Şimdi ne olacak?

  • GİRİŞ30.03.2009 07:07
  • GÜNCELLEME30.03.2009 07:07

Aslında, vatandaş ne yapacağını, neyin ne olacağını çok iyi biliyor...

Gitti... Çağdaş bir demokrasinin seçmeni olarak oyunu verdi ve yaşadığı bölgenin önümüzdeki beş yıl içindeki yöneticilerini seçti...

O kadar...

Öncelikle bir konuyu net olarak tekrar etmekte yarar var. Bir yerel seçim yaşadık...

Seçmen, sandık başına giderken Ankara’daki meclisin aritmetiğini değiştirmeyeceğini, sadece yaşadığı kentin, kasabanın belediye kurumlarını seçeceğini biliyordu...

Tabii ki bu tür bir seçimde adayların kimlikleri, yaşanılmış hizmet dönemlerinin sonuçları veya isimler etrafında oluşmuş efsanelerin önemi ortaya çıkar...

Ama hayır...

Sizler, büyük olasılıkla, dün akşam saatlerinde ilk seçim sonuçlarının televizyon haber merkezlerine akmaya başlamasıyla birlikte ülkenin ‘genel siyasetinde’ neler yaşanabileceğinin tartışmalarını izlemektesiniz...

Ülkenin önde gelen tüm ‘beyinleri’ vatandaşa, ‘vatandaş ne mesaj verdi’ yorumları da yapmaktadır... Vatandaş da ‘acaba ben ne mesajı vermişim’ diyerek televizyon ekranlarına yapışmış durumdadır...

Niçin böyle bir dil kullanıyorum... Çünkü bu yazı oy kullanma işleminin henüz başladığı dakikalarda yazılıyor...

Sağolsun, gazete yazıişleri, memleketin en ücra köşesine sağlıklı bir nüsha yollamak için yazı teslim saatini gecenin bir hayli ilerleyen saatine kadar uzatmış ama bir yazar olarak bu olanağı kullanmaya pek niyetim yok...

Yani, herkesin ‘şimdi ne olacak’ sorusuna -nedense- hararetle yanıt aradığı, bir ‘kanadın’ özellikle hükümete bir-kaç noktadan yüklendiği, siyaset kaynaklarının ise -büyük olasılık- yanıt verdiği bir Türkiye’nin havasına kaptırmaya hiç niyetim yok...

Tekrar belirtiyorum... Bu, bir yerel seçimdi ve hepimiz bu amaçla sandık başına gittik... Eğer genel seçim olsaydı, ‘genel siyaseti’ konuşmamız doğal olurdu...

Garip bir zorlama

Türkiye, 22 temmuz 2007 seçiminden bu yana garip bir zorlamanın içinde...

Sanki, iktidar partisinin, tek partili iktidar yaşamını yüzde 47 gibi dünya demokrasi standartlarının çok ötesinde bir oranla sürdürüyor olması, bazı kesimlerde ‘siyasi suç’ gibi algılanıyor...

Kendisini ‘merkez medya’ olarak adlandıran bir medya grubunun ‘ana muhalefet partisi’ konumuna yerleştiği, televizyon sunucuları ile köşe yazarlarının ‘siyasi karakter’ haline dönüştüğü garip bir dönem...

Hatta, köşe yazarlığının muhalif veya hükümete yakın olsun, siyaseti meclisteki normal tartışma zemininden medyaya taşımakta aracı olarak kullanıldığı ‘tehlikeli’ bir dönem...

Basının aşırı siyasileşmesi...

Gazetecinin yüksek tarafgirliği...

Gerçekleri karartan manşetlerin karşılıklı olarak ‘patlatılması...’

Sokaktaki insanın ise ‘neyin kavgasının yaşandığını bilmeden’ ortadaki mücadeleyi uzaktan seyretmesi...

Tehlikelidir...

Medya normal alanına

Siyasetin ‘normal kanalı’ tabii ki meclistir...

Siyaset öncelikle, meclis üyelerinin işidir... Çağdaş demokrasilerde, toplum sivil toplum örgütlenmesi ile meclisteki siyaset zeminine büyük katkılarda bulunur, yönlendirir, parti teşkilatları-sivil toplum örgütleri-meclis çizgisinde ‘sağlıklı siyasi sonuçlara’ ulaşmanın mücadelesini verir...

Basın veya bugünkü genel tanımıyla medya, günümüz dünyasında bu sürecin sağlıklı işlemesinde hem tarafsız bir ortam hem de ‘hızlandırıcı’ ama ‘siyasete eşit uzaklıkta’ bir alanı oluşturur...

Türkiye’nin cumhuriyet tarihinin en kritik yargılama süreçlerinden birinde telefon dinlemeler ile ortaya çıkan ‘gazeteci tipi’ normal değildir...

Aynı şekilde her akşam TV ana haberlerinde haber değil siyasi mücadele verdiği görüntüsü çizen anchormanler, her sabah, ‘bugün karşı taraftan kime çakayım’ diye uyanan köşe yazarı, ‘madem ben zor durumdayım batsın bu memleket’ diye düşünen medya patronu da normal değildir...

Bu nedenle...

Yaşadığımız yerel seçimin bir tek sonuç vermesini bekliyorum: Siyasetçi, medya patronu ve medya çalışanlarının ‘normal alanlarına’ dönmeleri...

Medya tabii ki ‘kamu adına’ ve mümkün olduğunca tarafsız bir şekilde siyasi otoriteyi denetleyecek, siyaset de ‘maksatsız eleştirileri’ ciddiye alarak yolunda yürüyecektir...

Hepsi bu...

Bu kadar ‘rutin’ bir dünya sizi tatmin etmiyor, illa ki, ‘yeni serüvenlere’ yelken açmak istiyorsanız, sormaya devam edebilirsiniz: Şimdi ne olacak?..

ARDAN ZENTÜRK - STAR

Yorumlar2

  • isa ertuğrul 16 yıl önce Şikayet Et
    Emeklilerden bahs eden arkadaş.. 2002 de AK Parti ikdidara geldiğinde bağkur emekli maaşım 100 lira idi AK Parti gelir gelmez maaşlara yüzde yüz zam yaptı daha sonra fiş yazma zahmetinden kurtardı ve fasılalarla gerekli zamları yaptı şu anda altıncı basamakdan 525 tl alıyorum Allah bereket versin çok bile enson ödediğim prim 2,5 liraydı ayrıca aldığım sağlık yardımı kronik astım ilacı 100 lira ücretsiz Allah devletimize zeval vermesin 40 yaşında emekli olunan ülkede bu para çok bile yunanistanda 68 yaşına çıktı emeklilik ,iyi tahlil edelim
    Cevapla
  • necdet kızılırmak 16 yıl önce Şikayet Et
    Şimdi ne olacak?... Ben nerede yanlış yaptım diye düşünebilirler. Vatandaşları oy almak için tehdit ettiklerini hatırlıyabilirler. Kimisine para, kömür, beyaz eşya dağıtırken hakkı olana hakkını vermediklerini anlayabilirler, belki biraz olsun emekliler akıllarına gelebilir.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat