Uzaklarda... Türk Okulları
- GİRİŞ04.06.2009 06:13
- GÜNCELLEME04.06.2009 06:13
Yazar-çizer olmanın zor dönemi... Memleket ‘mahallelere’ bölünmüş, ‘ara bölgelerde’ herkes tam siper birbirini takip etmekten doğru dürüst işini yapamaz hale gelmiş durumda...
Biz, devletin parasız yatılı yatakhanesinden yetiştiğimizden, ‘bizim mahalle-sizin mahalle’ laflarına pek aklımız ermiyor...
‘Yatakhane çocukları’nın kültüründe arkadaşlık-kardeşlik duygusu her türlü siyasi-ideolojik yaklaşımın ötesinde bir kavramdı bizim devrimizde... Sabahlara kadar o küçük yaşımızda tartışırdık memleket için ama ‘öteki’ kavramını bilmeden büyüdük...
Şimdi bakıyorum, ‘mahalle yazarı’ yer değiştirdiğinde herkes ayakta... Yeni bir ‘mahalleli’ devreye girdiğinde sanki Türk kültür yaşamının yeni cengaveri arenaya çıkmış gibi...
Tuhaf... Biraz da sakil...
Yazarlık, gazetecilik, editörlük gibi ‘kişisel yeteneklere’ dayalı bir iş alanını bu ölçüde hizipleşmeye açık tutmak, ‘sıradanın’ yüksek prim yapmasına da neden olabilir...
Bütün bu uzun girişi neden yapıyorum...
Benim mahallem yok... ‘Öteki’ler diye bir kavramlamam da...
Bu nedenle, Türkiye’nin sesini, nefesini, rengini, kültürünü dünyanın en ücra köşelerine taşıyan Türk Okulları’ından söz ettiğimde ‘görünenin dışında hiçbir amacımın ve bağımın olmadığı’ bilinsin isterim...
Zaten bunu da en iyi, beni tanıyanlar bilirler...
Çok önemli bir yapılanma
Gerçekleştirilen ‘Türkçe Olimpiyatları’ aslında, iğne ile kuyu kazar gibi, büyük bir sabır ve zorluklara katlanılarak yürütülen çalışmaların Türkiye açısından ne ölçüde stratejik boyutlara uzandığını göstermesi bakımından önemlidir...
Son iki yıldır, gittiğim her bölgede bu okulları ziyaret etmek için zaman ayırmaya çalışıyorum. Sağolsunlar, heryerde de büyük bir misafirperverlikle karşılıyorlar...
Zaten, içinizde bu ülkeye dönük minicik bir bağlılık duygusu varsa, Senegal Cumhurbaşkanı’nın torununun ‘Ilgaz Anadolu’nun sen yüce bir dağısın’ şarkısını tertemiz bir Türkçe ile söylemesi karşısında gözlerinin nemlenmemesi mümkün mü?
Irak’ın kuzeyindeki Kürt çocuklarının, Saraybosna’da savaşın acı anılarını gömmeye çalışan genç kuşağın, Afrika ve Asya’nın en uzak noktalarındaki çocukların Türkiye ile gönül bağlarını kurmak kolay iş mi?
Ama mütevazi yaşamları, gencecik aileleriyle gittikleri her ülkenin kültürüne tam uyum sağlayan yüzlerce öğretmen, bugün bunu başarıyor...
Türkiye’nin görünmeyen boyutu
Liseden arkadaşım, akademisyen dostumun anısı ne güzel: ‘Manas Üniversitesi’nde görevliydim. Kırgızistan-Çin sınırında Karakol denilen bir kent var. Tek başıma görevle gitmiş çalışma yürütüyorum, içime gurbet çöktü. Baktım orada bir Türk lisesi, kapıyı çaldım, ‘Tanrı misafiri kabul ediyor musunuz’ diye sorup girdim içeri. O saatten sonra üşenmediler, kuru fasulye-pilav pişirip önüme koydular. Ama ne servet!..’
Aslında üzerinde konuştuğumuz, Türkiye’nin bir küresel güç olma yolundaki en önemli yapılanmasıdır.
Dünyanın özellikle gelişmekte olan bölgelerinin yarın önemli yöneticileri olmaya aday çocukları Türkçe bilerek ve daha da önemlisi, Türkiye ile doğrudan gönül bağı kurarak yetişiyorlar.
Konu, ülkenin yüksek menfaatlerine gelip dayandığında siyasetin labirentlerinde dolaşmaktan hiç hoşlanmam... Asıl olan millettir...
Bu yazıyı yazarken, dünyanın en geri kalmış yörelerinde gencecik eşleri ve minicik çocuklarıyla görev yapan, çocuklarını eğittikleri milletlerin yokluklarını paylaşan o, inanılmaz özverili ‘muallimler’ ve ‘muallimeler...’
‘Radikal başkentlerin’ kan, gözyaşı ve çatışma ektikleri Müslüman coğrafyasının ‘güler yüzlü çocukları...’
11 Eylül 2001 saldırıları sonrasında Amerikan medyasında bir tek ceset görüntüsüne rastladınız mı? Ölenlerin cenazelerinin kaldırılması? Ağlayan bir tek yakın? Dallandırılıp budaklandırılmış yaşam öyküleri? Hayır. Sadece ölenlerin anısına yapılan anma töreni, o kadar. Amerika’da ‘acar kameraman, acar muhabir’ yok mu? Var. Bilmezler mi, Levent’teki bombalamada olduğu gibi parçalanmış bedenleri canlı yayında ekrana getirmeyi?... Ama ekranda görüntü yok. Fransız uçağı Atlantik’te kayboldu. Fransız medyasının yaşanılan trajediyi karşılamadaki soğukkanlılığı... İnanılmaz... Biz neredeyse memleketin yüz akı kuruluşu THY’yi çarmıha germe yarışına girerken, Paris’te, kararlı bir duruş... Turizm mevsimi başlarken olgun yayıncılık... Medyanın milletin topuğuna sıkmaması budur... Önemli örnek...
Yorumlar11
-
hasan kaplan
16 yıl önce
Şikayet Et
Okul acmak. Okul acmak islamin kacinci farz i muslumanlardan topladiginiz fitre zekatla belki rus bir prof un maasini oduyorsunuz ,eger okul acmak ,turkce ogretmek dini bir ibadetse birisi bunu bana aciklamasi lazim ,birde bu okullarda kac saat islam din dersi veriliyor merak ediyorum .
Beğen
Cevapla
-
mehmet tokat
16 yıl önce
Şikayet Et
türkler dünyaya islamı anlatsın. önemli olan bu. tamam okullar da
iyi. güzel işler yapıldı ama o sadece
güzel bir örnek. asıl iş dünyaya
islamın gerçeğini anlatmak. bunu
sadece türkiye yapar.
Beğen
Cevapla
-
Sinan
16 yıl önce
Şikayet Et
Abartmak. Turkiyede herzeman haberde bisey oldumu abartiyorlar hele kanald ve star... Ben bunlari anlamiyorum Turkleri korkak insanlarmi yapmak istiyorlar.
Hollandada kimbilir kac kisi kendisi trenin onune atiyo veya binadan atiyo.. bunlari hic haberde gostermezler
Beğen
Cevapla
-
YAHYA DEMİR
16 yıl önce
Şikayet Et
şükrü yılmaz-mantığınıza hayran kaldım. siz gerçekten ileri zeka bir vatandaşımız olsanız gerek.siz boğaziçi üniversitesi hadi bırakın normal bir üniversite mezunu bir genç olsanız size biri çıkıp dese git tanzayda bir okul var orda öğremenlik yap,bunu kabul edermisin.amerikadan bahsetmişsin, bu okullar rusyada ,almanyada,ingilterede, her yerde var..burda amerikan ajanlarımı yetiştiriliyor.demek ki o ülkelerin yöneticileri sizin kadar bile düşünemiyor..
Beğen
Cevapla
-
tuncay yılmaz
16 yıl önce
Şikayet Et
Sayın Şükrü Yılmaz a. Sayın Yılmaz ;siz bu işin altında bir iş ararken Senegal Cumhurbaşkanının torunu Türkiye de rejim ve laiklik için tehlike olmasın?Aman dikkat....Mazallah ne yaparız yoksa!!!!
Beğen
Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle